Popüler kültürün lafını esirgemeyen yeni yıldızları: İrlanda'nın önlenemez yükselişi

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Son yıllarda kültür-sanat camiasının her alanında varlık gösteren İrlandalılar, bu yaz müzikal açıdan altın çağını yaşıyor. New York Magazine’e göre Aralık 2018’de çıkan Derry Girls dizisi Netflix’te yayımlanmaya başladığında küresel bir izleyici kitlesine ulaştı ve Kuzey İrlanda’nın 90’lar popüler kültür çılgınlığını tüm dünyaya tanıttı. Ardından İrlandalı yazar Sally Rooney’nin kitapları dünyada en çok satanlar arasına girdi. Rooney’nin Normal People’ı dizi oldu ve böylece hayatımıza İrlandalı oyuncu Paul Mescal girdi. The Banshees of Inisherin filmi 2022’de vizyona girdiğinde ise İrlanda kültürel istilası resmen başlamıştı. Filmde keşfedilen Barry Keoghan, hem sanat filmlerinin hem de ana akım yapımların başrollerinde yer aldı.
- Colin Farrell ve Cillian Murphy gibi oyuncular ile şarkıcı Hozier tekrar spot ışıklarının altına girdi. Markalar da bu akıma ayak uydurarak uluslararası birçok reklam filminde İrlandalı oyunculara yer verdi.
Vice’tan Róisín Lanigan bu akımı şöyle özetliyor:
"Son birkaç yıldır İrlandalı olmak oldukça sevimli ve aynı zamanda oldukça seksi bir hâl aldı. Amerikalılar ve İngilizler, İrlanda’ya dair yeni bir bakış açısı kazandı. Tozpembe bir gözlükten bakılan, romantikleştirilmiş ve güzel bir İrlanda... Genel tabloya bakılırsa İrlandalılar hem çekici hem de hüzünlü bulunuyor."
Genç ve sol görüşlü Amerikalılar arasında İrlandalılar “İyi Avrupalılar” olarak kabul edilmeye başladı: Büyük sömürge imparatorlukları yani baskıcı ve kolonyalist geçmişleri olmayan, politik açıdan güvenilir, desteklenebilir, romantikleştirilebilir Avrupalılar. Soykırımla anılmıyorlar. Kendileri de Birleşik Krallık’ın bir dönem sömürgesinde oldukları için mağduriyet hikayeleri de var.
En etkili 100 kişinin arasında bir İrlandalı
Thin Lizzy , U2, Sinead O’Connor, The Cranberries’den yıllar sonra bu iyi Avrupalılar yeniden festivallerin ana sahnelerinde karşımıza çıkıyor. Bu müzisyenler arasında tartışmasız en sevilmeyenin U2’nun vokalisti Bono olduğunun da altını çizelim. Yeni nesil İrlandalı müziğinin kapısını aralayan Hozier şarkılarında İrlandacayı (Gaeilge) sıkça kullanıyor. Bu yıl da Time’ın “2025’in En Etkili 100 Kişisi” listesinde yer akan sanatçının Take Me To Church’ü yaklaşık 3,1 milyar dinlenme elde etti.

Hozier
Bu yazın yıldızları ise Jamie Duffy, Lankum, Inhaler, CMAT, Fontaines D.C. ve Kneecap oldu. Müthiş sahne performanslarına imza atan Fontaines D.C. ve Kneecap’in tüm konserleri sold out geçti. Özellikle Glastonbury Festival ve Londra’daki Finsbury Park’ta 45 bin kişiye çaldıkları gösterileri Oasis çılgınlığına karşı duruşu da gösterdi. Müzik dünyası bu yaz Oasis’i konuşup grubun Brit pop krallıklarını ilanını alkışlarken, Z jenerasyonun odağı İrlandalı müzisyenler oldu.
Avrupa’yı korkutan grup Kneecap
Her ne kadar John Lydon grubu sevmese de, Sex Pistols’ın God Save The Queen albümünden yıllar sonra Birleşik Krallık’taki en politik müziği Kneecap yapıyor. Kneecap, İngilizlerin kendini beğenmiş öfkesini paramparça etmesiyle ön plana çıktı. İrlandaca rap yaparak farklarını ortaya koydular. İrlandalılar sosyal medya hesaplarında İngilizlerin grubun şarkı sözlerini ezbere söylemesine “Hayal mi görüyoruz?” diyerek karşılık verdi. Çünkü Kneecap İngiliz egemenliği altında olan İrlanda’da dilin neredeyse yok olması nedeniyle İrlandaca rap yapıyor.

Kneecap
Sahnede Gazze halkını en güçlü şekilde savunan gruplardan biri Kneecap. Konser vermek için adım attıkları her ülkede Filistin’in yaşam hakkını savunup İngiltere’nin kolonileştirme ve işçi sınıfı politikasına dair eleştirilerini dile getirdiler. Öyle bir korku saldılar ki Avrupa’da sözde ifade özgürlüğünün olduğu ülkelerde konserleri iptal oldu. Uzun zamandır hiçbir müzisyen Avrupa’da politik anlamda bu kadar eleştirilmemişti.
Macaristan’daki özgürlükler festivali olarak adlandırılan Sziget’teki performansları da iptal edildi. Macaristan Başbakanı Viktor Orbán ülkeye girişlerini üç yıllığına yasakladı. Konser verecekleri sahnede İsrail’deki soykırım ve Macaristan’ın sağ partisini kınayan bir video mesajı yayınladılar:
"Merhaba Sziget. Umuyoruz ki hepiniz festivalin tadını çıkarıyorsunuz ve güvendesiniz. Dünyanın en iyi festivallerinden biri olan ve Kneecap’in ilk kez headliner olarak sahne alacağı Avrupa festivali olan bu etkinlikte sizinle birlikte olmayı çok isterdik. Ancak nefret dolu tek bir adam nedeniyle olamadık: Viktor Orbán.Şimdiye kadar hiçbir bir ülkede herhangi bir suçtan hüküm giymedik. Ama bu baskıya karşı sessiz kalmayacağız.
İsrail’in soykırım kampanyasını dile getirdiğimiz için Viktor, güzel ülkenize girişimizi üç yıllığına engelledi. İsrail, Filistin halkına karşı soykırım işliyor. Viktor Orbán ve hükümeti bunu destekliyor. Budapeşte’deki Onur Yürüyüşü’nü de engellemeye çalıştılar ancak başaramadılar. Yan yana durmalıyız.Orbán’a karşı çıkın. İsrail’e karşı çıkın. Soykırıma karşı çıkın. Filistin’e özgürlük."
Kneecap, çeşitli müzik festivallerinde sahneyi İsrail’in Gazze’deki savaşına karşı seslerini duyurmak için kullandı. Coachella’da ABD hükümetinin “savaş suçlusu İsrail”i finanse etmesini kınadı. Best Kept Secret’ta İsrail soykırımını ve Batı medyasının bunu örtbas etmesini eleştirdi. Glastonbury’de Bob Vylan ile birlikte verdikleri tartışmalı konser, polis soruşturması başlatılmasına yol açtı. Sharon Osbourne, Kneecap üyelerinin ABD’deki çalışma vizelerinin iptal edilmesi için kampanya başlatarak durumu bir cadı avına çevirdi.
Almanya’daki Hurricane ve Southside festivalleri grubun konserlerini iptal etti. Grubun 1 Eylül’de Viyana’da vereceği konseri de Avusturya’nın aşırı sağcı Özgürlük Partisi’nin siyasi baskısı nedeniyle “ciddi güvenlik endişeleri” gerekçesiyle iptal edildi. Öyle ki eğer bu performans iptal edilmezse konser mekanı Gasometer’in tüm yardım fonlarının kesileceği açıklandı. Kneecap’in filminin Viyana'daki açık hava gösterimi de rafa kalktı.
Grup bu yaz yayımladığı The Recap şarkısında da kendilerine verilen kültür fonunun kesilip soruşturma açılmasını öneren İngiltere’nin muhafazakar politikacılarından Kemi Badenoch’ı eleştirdi. Şarkıda Margaret Thatcher’a, İngiliz hükümetine ve güncel politik figürlere karşı sert sözler yer aldı. Galiba çok uzun zamandır bu kadar lafını esirgemeyen bir gruba rastlamamıştık.
U2’dan sonra İrlanda'nın en ses getiren grubu
Fontaines D.C. “U2’dan sonraki en büyük İrlandalı grup” olarak anılmaya başladı. 2019’da yayımlanan ilk albümleri Dogrel’den beri çıtayı çok yükseklere koydular. Canlı performansları mükemmele yakın ve seyirciyi sadece sahneye odaklamayı biliyorlar. Vokalleri Grian Chatten ise gençlerin sevgilisi. Grian’ın Dublin aksanı ile şarkı söyleme stili sosyal medyada çok seksi bulunuyor. Bu yaz dünyanın dört bir yanında sahne aldılar ve biletleri tamamen tükendi.

Fontaines D.C.
Filistin ve sosyalizm konusunda Kneecap ile aynı çizgide olan Fontaines D.C.’nin mesajları daha mecazi ve örtük. En popüler şarkılarından biri olan I Love You, aslen İrlanda’ya yazılmış karmaşık bir aşk mektubu ama genelde duygusal bir ilişki için yazılmış bir esermiş gibi dinleniyor. Ayrıca Kneecap ile işbirlikleri yapmalarına rağmen politik eleştirilerin odağında yer almıyorlar ve konserleri iptal olmuyor. Her performanslarında İsrail’in yaptığı soykırıma değiniyorlar ama daha ılımlı bir dil kullanıyorlar. Öte yandan gittikçe daha da popülerleşiyorlar öyle ki Lena Dunham’ın Netflix’teki Too Much dizisinde bile yer aldılar.
Pop yıldızı CMAT
İrlanda’nın 2025’teki pop yıldızı CMAT. Sanatçı, I Don’t Really Care for You, I Wanna Be a Cowboy Baby, Stay for Something, Take a Sexy Picture of Me şarkılarıyla kalp kırıklığı ve trajikomediyi birarada sunarak günümüz gençliğinin dilini çok iyi yakaladı. Özellikle Another Day (KFC) genç kızların gözdesi. KFC’de terk edildikten sonra banka kartının da çalışmamasından bahseden üzücü bir şarkı.
Sanatçının Glastonbury ve Primavera’daki performansları oldukça övgü aldı. Sahnede süperstar özgüveni taşıyor. Şarkılarında İrlandaca kullanıyor ve İngilizleri bolca kötüleyen dizelere de yer veriyor.

CMAT
CMAT, İrlanda kültürünün son dönemdeki yükselişini ise eleştiriyor:
“Neden herkes aynı çocukluğu yaşadığımızı iddia ediyor? İrlanda’nın çok romantik bir tasviri var ama ben hiç de eğlenceli olmayan bir yerde büyüdüm. Amerikalılar ve İngilizler kimliğimizin sahte bir versiyonunu inşa edip sahipleniyor ve kendilerine mâl ediyor.”
Dışlandıkları dünyaya karşı korudukları kültür
İrlandalılar bu kültürel patlamaya dair şunları söylüyor:
“Hollywood filmlerinizdeyiz, kitap raflarınızdayız ve bizim siyah biramızı içiyorsunuz. Zamanında İngilizler bizi kulüplerine sokmaz ve bize gülerlerdi. Biz de kendi kulüplerimizi kurduk. Şimdi bizim kulübümüz çok daha çekici görünmeye başladı ve onlar içeri girmek istiyor.”
Her şeyin gittikçe yapaylaştığı bu dünyada kültürlerine bağlı İrlandalılar milliyetçi bir tarafta değil de kapsayıcı ve mazlumun yanında bir tavırla global dünyaya sesleniyor.
Bu kültür öyle popüler ki Ed Sheeran bile geçen günlerde kendini kültürel açıdan İrlandalı olarak tanımladı. Fakat birçok kişi Sheeran’ın bir İngiliz gibi yetiştiğini ve kimlik hırsızı olduğunu söyledi.
İrlandalı yazar ve filozof Iris Murdoch’un ünlü sözü ile yazıyı sonlandıralım:
“Bana göre kadın olmak, İrlandalı olmak gibi bir şey. Herkes ne kadar önemli ve harika olduğunu söyler; ama sen daima hep aynı şekilde ikinci sırada yer alırsın.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




