Kahveli sabah partileri: Kulüp kültüründe sona mı gelindi?


Zsa Zsa Zsu’dan ilham veren kampanya filmi: ‘Güneşli Kadınlar’ Türkiye’nin hayat dolu, yeni nesil yaşam stili markası Zsa Zsa Zsu , renkli dünyasının kapılarını “Güneşli Kadınlar” lansman kampanyasıyla izleyiciye açıyor. Zsa Zsa Zsu yaşam alanlarına geniş renk yelpazesi ve özgün tasarımlarıyla ilham vermekle kalmıyor, sözü içi içine sığmayan, özgür ruhlu kadınların hikayelerine bırakıyor. Markanın ilk reklam filmi, hayatı kendileri gibi yaşayan, cesur ve muzip kadınların yaratıcı hikayelerine eğlenceli anlar, kahkahalar ve sürprizli sahneler eşlik ediyor. Enerji dolu kampanya filmi kadınların neşesi ve renkleriyle bir festivali andırıyor. Zsa Zsa Zsu’da neler oluyor? Dokunma ve hissetme duygularını tetikleyen kaliteli malzemelerden üretilmiş artizan tasarımlarıyla Zsa Zsa Zsu, yaşam alanlarınızın sadece görüntüsünü değil enerjisini de değiştiriyor. “Güneşli Kadınlar” filmi ise markanın benimsediği “Herkes yaratıcıdır, sadece bazen ilhama ihtiyaç duyarlar” fikrinden yola çıkarak, ait hissedeceğiniz mekanlar yaratmanın önemini vurguluyor. Zsa Zsa Zsu’nun reklam filmini buradan izleyebilir, koleksiyonlarını buradan keşfedebilirsiniz.
Dünyanın parti başkentlerinde kulüpler teker teker kapanırken gündüz partileri altın çağını yaşıyor. Peki kulüp ışıkları yerini sabah kahvesine mi bırakıyor?
2002’de açılan Berlin’in öncü elektronik müzik kulübü, Berghain'a giremeyenlerin sığınağı olarak anılan Watergate’in dans pisti 2025’e girerken misafirlerini son kez ağırladı ve kulüp kapılarını tamamen kapattı. Wilde Renate de artan kiralar nedeniyle bu yıl sonuna kadar kapanacağını duyurdu. Bu ikisi Berlin’de kapanan kulüpler arasında ne ilk ne de son. Watergate müşteri sayısının eskiye göre azaldığını ve yüksek fiyatlı DJ’leri de karşılayacak maddi güce sahip olmadığını açıkladı. Kulüp sahibi Ulrich Wombacher, Instagram’da yaptığı paylaşımda şu ifadeyi kullandı:
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Son dönemde yükselişe geçen, sabahın erken saatlerinde düzenlenen kahveli partileri ve kulüp kültürünün geleceğini irdeledik. Bu akşamki yemin töreninde Trump'ın yanında yer alacak sanatçılara ve Franz Ferdinand'ın yeni albümüne göz attık.
20 Oca 2025

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
OKUMAYA DEVAM EDİN
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




