Oas-economy: Oasis'in sahnelere dönüşü, İngiltere ekonomisini canlandırdı

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Birleşik Krallık bir yandan tarihinin en sıcak yaz günlerini yaşarken diğer taraftan da dünyada hâlâ ne kadar etkili bir kültürel hegemonya yarattığını bize gösteriyor. Ateşi Glastonbury Festival yaktı. Haziran'da düzenlenen festivalde neredeyse her sahneden politik sesler yükseldi ve alanın her yerinde Filistin bayrakları dalgalandı. İrlandalı rapçiler Kneecap ve Bob Vylan’ın canlı performanslarındaki İsrail karşıtı söylemleri, festivalin siyasi yönünün hâlâ sol tarafta olduğunu açık bir şekilde ortaya koydu.
Temmuz'a girdiğimizde ise Black Sabbath, 1968’de kurulduğu Birmingham şehrinin en büyük stadyumu Villa Park’ta veda konserini verdi. Metallica, Guns N’ Roses, Slayer, Pantera, Gojira, Alice in Chains, Lamb of God, Halestorm ve Steven Tyler gibi dev isimler de performans sergiledi. Ozzy Osbourne’un görkemli siyah koltuğunun üzerinde sahnede belirdiği o an, müzik tarihine geçti.
Bu ayın başında ise İngiltere sokaklarında bucket şapka takan, parka giyen, Oasis armalı tişörtlüleriyle dolanan insanlar görülmeye başladı. Çünkü yılın o zamanı geldi: “brit pop summer”. Manchesterlı düşman kardeşler Noel ve Liam Gallagher’ın 16 yıl önce şiddetli geçimsizlikten dağıttıkları Oasis’i yeniden biraraya getirdikleri konser serisi başladı. Brit pop yeni şarkılarla değil ama mirasıyla 2025 yılında resmî olarak geri döndü.

Kaynak: AFP
Taylor Swift geçen yıl konser verdiği şehirlerin kasasına büyük katkı sağlamıştı. Bu yaz sıra Oasis’te. Grup, bugüne kadar 70 milyondan fazla albüm sattı, en büyük rakibi Blur ise 17 milyon. 2019 ile 2024 yılları arasında Oasis’in şarkıları dünya çapında 10 milyar dinlenmeye ulaşırken, Blur 2.9 milyarda kaldı. Bu geri dönüş ise yeniden bir ivme kazandırdı ve uzun zamandır tek bir yeni şarkı üretmeyen grup, geçen yıl dijital müzik dinleme kanallarında 2.5 milyar dinlenme elde etti.
Oasis’in bu yıl İngiltere ve İrlanda’ya kapsayan konser serisini yaklaşık 1.4 milyon kişinin izleyeceği tahmin ediliyor. Seri, 4 Temmuz’da Cardiff, Wales’teki Principality Stadium’da başladı. Cardiff’teki neredeyse her işletme bu fırtınaya kapıldı. Kebapçılar, bucket şapkaların içinde menüler sunarken, Oashish adlı cover grubu da mekanlarda sahne almaya başladı. Oasis 90’lar temalı brunchlar düzenlendi. Adidas, Levi’s, Burberry gibi markalar Oasis koleksiyon ürünlerini sundu. Avrupa’nın en büyük market zinciri Lidl, soğutucu cepleri ve şişe açacağı fermuarı bulunan Oasis’ten ilham alan özel seri bir ceket çıkardı. Grubun pop-up mağazaları açıldı ve konser için özel seyahat paketleri sunuldu. Bahsettiğim her ürün de neredeyse anında tükendi. Eylül ayına kadar İngiltere’de hangi şehre giderseniz gruba dair bir şey göreceğinize kesinlikle emin olabilirsiniz.

Grup bu hafta ise memleketleri Manchester’da. Şehirdeki Wonderwalk adındaki turların rezervasyonları geçen yıla kıyasla yüzde 75 artmış durumda. 3 saatlik Oasis otobüs turuna talep ise yüzde 50 artışta. 40 poundluk bu turlarda Liam ve Noel Gallagher’ın eski okulu, Definitely Maybe albüm kapağının fotoğrafının çekildiği Bonehead'in (Paul Arthurs) eski evi, konser mekanları, grubun müzik zevkini şekillendiren Sifters plak dükkanı gibi ikonik yerler var. Konserlerin gerçekleştirdiği 16-21 Temmuz tarihlerinde ise Manchester’da kalacak yer bulmak çok zor. Airbnb’de sadece 25 boş oda ve daire boş gözüküyor. Booking.com’da oda doluluğu yüzde 92’lerde. Fiyatlar ise tavan seviyelerde. Hemen ertesi hafta şehirdeki odaların doluluk oranı yüzde 50’lere düşüyor.
Turnenin başlayacağı Cardiff’te de neredeyse tüm bar ve restoran işletmeleri verdikleri röportajlarda konser öncesi ve sonrasında rezervasyonlarının tamamen dolduğunu söylüyor.
Deneyim ekonomisinde 'supersonic' harcamalar
İngilizler bu sıcak ekonomiye isim taktı bile: “Oas-economy”. İngiliz merkezli banka Barclays’in “supersonic harcamalar” dediği ve 2 bin 200 kişiyle yaptığı ankete dayanan rapora göre, Birleşik Krallık’taki 17 konsere katılan Oasis hayranları toplamda 1.06 milyar sterlin harcayacak. Bu, kişi başı ortalama 766 poundluk harcama anlamına geliyor.
Bu rakam, Taylor Swift’in geçen yaz Birleşik Krallık’taki Eras turnesi sırasında kişi başına düşen 848 pound harcamanın biraz altında kalsa da Oasis’in 17 konser vermesi, Swift’in 15 konserlik programını geçtiği için toplam rakam daha yüksek çıkıyor. Barclays’in tahminlere göre grubun yeniden biraraya gelmesi Cardiff’e 112 milyon, Edinburgh’a 151 milyon, Manchester’a 302 milyon ve Londra’ya 476 milyon pound kazandıracak.
Barclays’e göre Oasis’in 1.4 milyon hayranı konser biletleri için halihazırda ortalama 171.10 pound harcadı. Ancak bu sadece başlangıç. Her bir hayran, konser öncesi ve sırasında ortalama olarak ayrıca şunları harcayacak:
Konaklama: 108 pound
Ulaşım: 70,50 pound
Konser öncesi ya da sonrası merchandise: 51,40 pound
Plak ya da CD: 26,60 pound
Kıyafet ve aksesuar: 73,70 pound
Konser öncesi yiyecek-içecek: 75,20 pound
Mekânda VIP paket hizmetleri: 55,30 pound
Konser sırasında içki: 74,70 pound
Barclays'in Konaklama ve Eğlence Sektörü Başkanı Rich Robinson, duruma ilişkin şunları söylüyor:
“Deneyim ekonomisi artık bir trend değil, tüketicilerin finansal önceliklerini belirleme biçimlerinde köklü bir değişim. Geçen yılki Eras turnesinde gördüğümüz gibi, insanlar duygusal bir bağ kurduklarında büyük fedakarlıklar yapmaya hazır. Oasis konser bileti sahipleri için yaptıkları harcama sadece bir etkinliğe katılmakla ilgili değil. Bu, kültürel ikonlarına bağlı kalıcı anılar yaratmakla ilgili.”
Bira fiyatı ve şapka satışında artış
Taylor Swift’in turnesinden farklı olarak Oasis hayranlarının bira tüketimi de önemli bir ekonomi kalemi. MedExpress’in Oasis turnesine katılacak 168 kişiyle yaptığı ankette katılımcıların yüzde 26’sının konser sırasında 3-4 bardak bira satın aldığı ortaya çıktı. Her beş kişiden biri 5-6, yedide bir kişi 7-8 ve her 15 kişiden biri konserde 11 veya daha fazla bardak içki içiyor. Bu oran 1.4 milyon kişiye genelleme yapılırsa yaklaşık 92 bin 400 kişi, konserde 11 bardaktan fazla içki içmeyi planlıyor. Stadyumlarda ise bir bardak biranın 2 pound artışla satıldığı ortaya çıktı. Ayrıca İngiltere’nin pub zinciri Wetherspoon, konser günü bira fiyatlarını arttırdı.

Kaynak: AFP
Barclays’in araştırmasına göre Oasis hayranlarının yüzde 14’ü Liam veya Noel’den esinlenerek saç kesimini değiştirdi. Böylelikle berber ekonomisi de ortaya çıktı. Merchandise kısmına gelirsek eğer, pop-up mağazalarda Oasis temalı herhangi bir ürün 2 pounddan başlıyor ve 200 punddan fazlasına kadar çıkabiliyor. Bunların içinde anahtarlıklar, bebek tulumları, çatal bıçak takımları, şemsiyeler gibi aklınıza gelebilecek her şey var. Yine rapora göre İngiltere çapındaki bucket şapka satışları yüzde 275 oranında arttı.
Ekonomiyi orta yaşlılar mı canlandırıyor?
Liam ve Noel Gallagher’ın bu turneden ne kadar kazanacaklarına dair tahminler büyük ölçüde farklılık gösterse de her biri 50 milyon ile 100 milyon pound arasında bir para alacak. Bu miktar, kardeşlerin servetini değiştirecek. Liam’ın şu anda 4.5 milyon pound seviyesinde bir serveti varken, Oasis’in söz yazarı Noel’in ise servetinin 50 milyon poundun biraz üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Bu fırtına, Eylül ayında Britanya topraklarını terk edince orta yaşlı hayranlar neye tutunacak acaba? 4 Temmuz’dan beri grubun konserlerine dair paylaşılan her detay binlerce kilometre uzaklıktaki beni bile müthiş heyecanlandırıyor. Ticketmaster kuyruğunda saatlerce bekleyip alamadığım biletin acısını da hissetmeme sebep oluyor. (Bilet kuyruğunda yaşadıklarımız bu yazıda yer alıyor.) Bir orta yaşlı olarak, Z kuşağının gidemediği etkinlikler yüzünden yaşadıkları FOMO’yu ilk kez Oasis videolarına bakarken hissediyorum. O videoların çoğunda da çocukların, grubu izleyen anne ve babalarının ağlama anlarını ölümsüzleştirdiği, asabi Liam Gallagher’ın 40 derece havada parka giyip şarkı söylerken güneşe kızdığı anlar var.
Her ne kadar İngiltere basını Oasis ekonomisini “gençliklerini yeniden yaşamak isteyen orta yaşlı erkekler tarafından besleniyor” diye tanımlasa da bence bu kuşak, gerçek bir konser gününün nasıl eğlenceye dönebileceğini gösteriyor.
Ben de 2018’de Liam Gallagher’ı İstanbul’da izlediğimi hatırlayıp kendi kendime moral veriyorum. Ayrıca Manchester’daki konsere giden arkadaşıma Oasis tişörtü siparişi vererek Türkiye’den İngiltere ekonomisine katkıda bulunuyorum!
Editörün önerisi: Pop-up 'Pazarlama AŞ': Hayran odaklı bir kültür mü, ticari bir yaklaşım mı? | Eda Solmaz, Duende
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




