Bad Bunny şimdiye kadarki en Porto Rikolu albümüyle karşımızda

Albüm: Bad Bunny, DeBÍ TiRAR MáS FOToS
Süre: 1 saat
Plak şirketi: RIMAS
Yayın tarihi: 5 Ocak 2025
Spotify verileri 2014-2023 yılları arasında dünya çapında Latin müziği dinleyicilerinin sayısının %986 arttığını gösteriyor. Latin müziklerinden elde edilen gelir 2023’ün ilk yarısında ABD’de %15 artarak 627 milyon dolara çıktı. 2020 yılı itibarıyla yaklaşık 62,1 milyon Latin veya Hispanik kökenli insan (nüfusun yaklaşık %19,1’i) ABD'de yaşamakta. Bu veriler Latin müziğinin dünyayı sarmasının çok da şaşılacak bir durum olmadığının kanıtı. Spotify’ın 2024 verilerine göre dünya çapında en çok dinlenen 50 sanatçıdan 12’si Latin. Bad Bunny de 2024’te küresel çapta en çok dinlenen Latin sanatçı.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bad Bunny'nin doğduğu topraklar olan Porto Riko'da yaşanan toplumsal meseleleri ele aldığı yeni albümü DeBÍ TiRAR MáS FOToS'u inceledik. Turgay Bakırtaş, Ferdi Tayfur'un ölümünün ardından, Türkiye'de arabeskin yükselişini ve düşüşünü yazdı.
06 Oca 2025

YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




