20 yıllık yıkım ve deprem diplomasisi

Depremden hemen sonra diplomaside göze çarpanlar
20 yıllık yıkım ve deprem diplomasisi

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

6 Şubat günü arka arkaya yaşanan depremler sonucu 10 ilimizi etkileyen yıkımın ardından hem deprem bölgesinde hem de diplomaside yetersizlikler ve problemler devam ediyor. Bu yazıda Türkiye’nin diğer ülkelerden gördüğü toplumsal destekle zıtlık yaratan pozisyonlara, özellikle Belçika Başbakanı Alexander De Croo’nun 12 Şubat günü yaptığı açıklamaya değineceğim.

Deprem sonucu oluşan yıkım ve toplum olarak kendimizi içinde bulduğumuz çaresizlik 20 yıllık AK Parti iktidarının ülkemiz coğrafyasında en önemli olgulardan birini görmezden geldiğine işaret ediyorsa, diplomasideki son gelişmeler de Türkiye’nin devlet seviyesinde uluslararası sistemde ne kadar yalnızlaştırıldığını gösteriyor.

"AB aşırı kalabalık. Bu nedenle Türkiye ile iyi anlaşmalar yapılmalı"

Depremden iki gün sonra açıklama yapan Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, "Hayat kurtarmak için şu anda zamanla yarışıyoruz. Türkiye ve Suriye AB’ye güvenebilir." dedi. İlk depremden iki saat sonra, AB Sivil Koruma Mekanizması kapsamında bölgeye arama-kurtarma ekipleri, çadır ve yatak ve devletin müdahalelerini geliştirmek için de 3 milyon avroluk acil insani yardım sağlandı.

Depremden birkaç gün sonra bir televizyon programında konuşan Belçika Başbakanı De Croo ise, Türkiye ve Suriye’de 5 buçuk milyon insanın evsiz kaldığını vurgulayarak Avrupa’ya doğru yeni bir göç dalgası oluşmasına karşın, şimdiden Türkiye ile "iyi anlaşmalar" yapılması gerektiğini belirtti. Depremlerden hemen sonra harekete geçen AB ve üye ülkelerin insani duygular ve değerlerin etkisinde oldukları hissiyatı varken Başbakan De Croo’nun ifadeleri şüphe yarattı.

de croo

AP

Ukrayna'nın işgali dolayısıyla kabul edilen mültecilerden sonra AB’nin daha da kalabalıklaştığını belirten De Croo’nun, yeni bir göç dalgası oluşmasını engelleme ve göçmenlerin Türkiye’de kalması için anlaşmaya gitme fikri tabii ki bir temele dayanıyor.

Geri kabulden bugüne

Başbakan De Croo’nun ima ettiği -iyi- anlaşmalardan biri, 2015-2016 yıllarında AB-Türkiye arasında görüşmeler sonucu Suriyeli mültecilerin Türkiye sınırları içinde kalmasını ve Türkiye’nin mültecilere gereken yardımı ve koşulları sağlayabilmesi için AB’den 3 milyar avro almasını öngörüyordu. Gümrük Birliği anlaşmasında yenilikler ve Türk vatandaşlarına AB vize serbestisi gibi vaatler de sunulmasına karşın, mülteciler için alınan fon dışında bir gelişme gözlemlememiştik.

Felaketten günler sonra Belçika Başbakanı’nın yaptığı bu açıklama zamanlama açısından oldukça yanlış olmakla beraber AK Parti hükümetinin geçmiş dış politikasının da ağır bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Diğer bir deyişle, Batı devletlerinin insan haklarını araçsallaştırarak kendi bölgesel ve ülkesel çıkarlarını öncelediği, AK Parti hükümetinin de günü kurtarma amaçlı aldığı kararların bugün daha zor koşullar altındayken kendisine tekrar önerildiğini görüyoruz.

Hızlı ve kolay vize imkanı

Öte yandan, AB üye ülkelerinde veya Birleşik Krallık'ta yaşayan Türk vatandaşlarının depremden dolayı evini kaybetmiş akrabalarını yaşadıkları ülkeye getirtme ihtimali söz konusu. Bazı ülkelerde vatandaşlar tarafından Türk ve Suriyeli depremzedeler için vize kolaylaştırılması yapılması için baskı oluşturuluyor.

Lahey’den bildiren BBC Türkçe muhabiri Yusuf Özkan’ın haberine göre, Avrupa’da en çok Türk vatandaşının yaşadığı ülkeler arasında olan Almanya ve Belçika’nın depremzedeler için planladığı "hızlı vize" süreci, gerektiği kadar hızlı ve kolay olmayacak. En büyük sorunlardan biri, Schengen vizesi için normalde istenen evrakların sayısının düşürülmemesi ve depremzedelerin belgelerinin de enkaz altında kalmış olması.

Birleşik Krallık'ta parlamentoya sunulan dilekçeler

Vize imkanı konusunda bir başka ilgi çekici olay ise Birleşik Krallık'tan. Depremin hemen ardından parlamentoya Türk ve Suriye vatandaşlarına ayrıcalık sağlanmasıyla ilgili dilekçeler yağmaya başladı. "Hükümet, Türkiye ve Suriye'deki deprem bölgesinden etkilenen vatandaşlar için bir acil durum programı başlatmalı" gibi genel yargılar içeren dilekçeler reddedilirken bazıları kabul edilip imzalanması için parlamentonun internet sitesinde yayınlanmakta

Dilekçeler içinde en çok imzalananlardan biri, "Deprem nedeniyle evsiz kalan insanlar için Türk Aile Programı vizesi oluşturulmasını" öneriyor. Dilekçenin yayılmasına öncü olanlardan biri de depremde ailesinden birçok kişiyi kaybeden, tek başına kalan 16 yaşındaki kuzen çocuğunu Birleşik Krallık'a yanına getirmeye çalışan bir Türk oldu. Bu yazının yazıldığı tarihte dilekçenin hükümete sunulması için gereken 100 bin imzadan 76 bin 404’ü tamamlanmış gözüküyor.

10 ilde yaşanan yıkım sonucu evini kaybeden binlerce vatandaş için ülke içinde bir çözüm bulunması ideal bir senaryo olmakla beraber, devlet organizasyonunun ve hükümetin bir haftadır içinde bulunduğu tutuk durum, böylesine acil ve büyük bir sorunu çözemedi. Alternatif yollar arayan vatandaşlar ise akrabalarının yaşadığı ülkelerin vizeleri için gerekli belgeleri sağlayamıyor. "Göç dalgası" şeklinde ifade edilen korku bugün gördüğümüz tabloda muhtemel gözükmese de Türk dış politikası daha iyi yönetilmiş olsaydı tıpkı savaştan sonra Ukrayna için yapıldığı gibi Türkiye içinde vize kolaylığı, bazı belge şartlarının kaldırılmasıyla gerçekleştirilebilirdi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Bir cinayetin anatomisi, deprem diplomasisi

Binlerce insan neden öldü?

16 Şub 2023

Kaan Walsh

YAZARLAR

Deniz Kaptan

Yazar @ Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi

BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Merve Us Acıoğlu

·

04 Ağu 2026

Görünmeyene ulaşmak için görünmez olanlar: Gazetecilikte kimlik gizleme yöntemi
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

Emircan Yaman

·

04 Ağu 2026

Çin’in Türkiye’deki yeni ağı: DÜNYA-MER'in yol haritası nasıl çiziliyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Faik Bulut

·

01 Ağu 2026

JD Vance üzerinden İran-ABD savaşını okumak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Melisa Gülbaş

·

30 Tem 2026

Yeni Parti'nin yol haritası: Kurucuları kurultay, örgütlenme ve seçim hazırlıklarını anlattı
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.

Yeni Parti, CHP ve olasılıklar: Ankara kulislerinde ne konuşuluyor?