Evden çalışma
Ne Var Ne Yok Hocam?
İki hocanın kaleminden ve sesinden, başka hocaların da katılımıyla sosyal bilimlerde sıcak konular.
Koronavirüs salgınının hayatımıza hayal dahi edemeyeceğimiz bir giriş yapmasıyla büyük bir değişim dalgasına kapıldık: Okullar kapandı, işyerinin fiziki anlamı değişti ve evden çalışmaya başladık. Uzun bir uyumlanma dönemi sonrası evden çalışmanın olumlu sonuçlarına dair bolca haber, çalışma ve araştırma okuduk. Biz bu yazıda sizi ayın diğer tarafına bakmaya davet ediyoruz; evden çalışmanın pek de parlak ve cazip olmayan sonuçlarını akademik çalışmalar rehberliğinde inceleyelim:
Evden çalışmanın çalışan üzerindeki olumsuz sonuçlarından birisi sosyal izolasyon ya da yalnızlık. Yalnızlık pandemi öncesinde de gelişmiş ülkelerin sorunlar listesinde yer alıyordu: İngiltere’nin 2018 yılında, Japonya’nın ise bir ay kadar önce “Yalnızlık Bakanı” atadıklarını biliyoruz. 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre Y jenerasyonuna mensup her beş kişiden birisi hiç arkadaşı olmadığını belirtiyor. Yalnızlığın depresyon, kaygı, düşük öz saygı, uyku problemleri, alkol bağımlılığı gibi olumsuz etkileri var. Ayrıca kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini % 29, kalp krizi riskini % 32 ve (yaşlı kişilerde) bunama riskini % 64 arttırdığını biliyoruz. Yalnızlık insanların başkalarına karşı düşmanca tutumlar benimseme ve aşırı uçta politik görüşlere sahip olma ihtimalini yükseltiyor. Yalnızlığın yaygın olduğu Japonya’da suç oranlarındaki artış bu soruna bağlanıyor. Batı ülkeleri gibi bireyselci toplumlarda yalnızlık daha yaygın olsa da, az önce bahsettiğimiz gibi, bu sorun artık sadece batı dünyasına ait değil: Japonya, Hindistan ve Çin gibi ülkelerde de insanlar yalnız. Bu sosyal izolasyon/yalnızlık sorununun pandemi döneminde evden çalışma ile beraber daha da ciddi boyutlara ulaşmış olduğunu tahmin etmek çok da zor değil.
Evden çalışmanın getirdiği sosyal izolasyon insanları yalnızlaştırıyor ama başka olumsuz etkileri de var: araştırmalar fiziken yakın olmanın iş arkadaşları arasındaki bilgi paylaşımını geliştirdiğini, iş birliğini arttırdığını ve takım çalışması için hayati önem taşıyan güven duygusunu sağlamlaştırdığını söylüyor. Google çalışanları ile yapılan bir araştırma aynı katta bulunan kişiler arasındaki bilgi alışverişinin farklı katlarda çalışanlar arasıdakine kıyasla çok daha etkin olduğunu gösterdi. Bir başka çalışma ise yazıcı ya da tuvalet gibi ihtiyaçlar için yerinden kalkıp ofisin başka bölümlerine giden çalışanlar arasında daha çok iş birliği olduğunu tespit etti. İş yerinde fiziken bulunmak ve günlük çalışma rutini içinde çalışma arkadaşları ile yüz yüze karşılaşmanın bilgi paylaşımı ve takım çalışması üzerinde inkar edilemez olumlu etkileri var. Evden ya da haftanın belirli günleri bizden başka pek kimsenin olmadığı boş ofislerde çalıştığımızda yalnızlaşıyoruz. İş hayatında sorunları çözmek, kapıları açmak, basitçe “başarılı olmak” için önemini bildiğimiz sosyal ağlardan mahrum kalıyoruz. Zaten araştırmalar da çalışanların sadece % 9’u gibi küçük bir kısmının ofisten tamamen uzaklaşmak istediğini söylüyor.
Son sözümüz gelecekte işlerimizi elimizden alacağından çekindiğimiz yapay zeka ile ilgili olsun: yapılan çalışmalar yapay zeka işlerimizi devraldıkça doğası gereği “ilişkisel” olan işlerin daha da değerleneceğini, çünkü bu işler için “insan” çalışanlar gerekeceğini söylüyor. Evden çalışma ve sonuçları olan sosyal izolasyon ve yalnızlığın, yapay zekaya karşı sahip olduğumuz en büyük rekabetçi avantajlarımızı, “ilişki kurma” ve “sosyal ağ oluşturma” becerilerimizi elimizden almasına izin vermemeliyiz.
Ne Var Ne Yok Hocam'a buradan kayıt olabilirsiniz.
Zappa Zamanlar
“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları.
Sıkıntı var. Hem de çok!
Kelimeler, mevcut bir içeriği boca ettiğimiz bir kova veya fıçı değil. Kelimeler kaynaktır, pınardır. Anlamları sadece taşımaz, onlara şekil verir, onları yoğururlar. Kelimenin kaynağındaki unutulmuş üçüncü beşinci anlam, bazen onun carî harcıâlem kullanımının sakladığı bir sırrı ele verebilir. Aynı kelime, bir siyasî bildiride farklı, medya bülteninde farklı, gündelik kullanımda ayrı bir türlü bükülebilir. Onların tersini yüzünü çevirip bakmayı ihmal etmemeli. Kelimeleri ‘kaptırmamalı’. Kelimelere edebî bir alâkayla ve aşkla bakmayı, sadece edebiyat uğraşına mahsus saymamalı. Bu yazılarda, kelimelere merakla ve evet, aşkla yaklaşmanın, pekâlâ politik bir anlamının olduğu fikrinin peşindeyim.
Tanıl Bora, Zamanın Kelimeleri’nin (2018, İletişim Yayınları) sunuş bölümünde bu cümlelerle anlatıyor kelimelerin toplumsal karakterini. “Devrim” kelimesini düşünün mesela. İlerlemenin en hızlı, en radikal biçimini tanımlamak için kullanılan bu kelime neden dairesel bir döngüye işaret eder? Bir döngü olarak kendini tekrarlayan zaman anlayışından geçmişten geleceğe uzanan sonsuz bir çizgi üzerinden tasavvur edilen zaman anlayışına geçişin sancıları ve bu geçişin hikayesi kelimenin içinde saklıdır. Keza “sınıf” kelimesi. Bu kelimenin nasıl olup da bugünkü anlamına evrildiğini, modern/kapitalist toplumsal hiyerarşileri ifade etmenin baş kavramlarından birine dönüştüğünü, 18. yüzyıl İngilteresi’nin yaşadığı şehirleşmeden, imalata ve ticarete yeni servet yaratma yollarının ortaya çıkmasından ayrı düşünmek imkansızdır. Böyle bir dönemde toplumsal eşitsizliklerin değişen doğasını anlamak için artık statü, “estate”, “rank” gibi durağanlık ima eden kelimeler yetmez olmuş, dinamizmi ve değişimi yansıtacak yeni bir kavrama olan ihtiyaçla doğmuştur “sınıf”. Sözün özü, yaşadığımız dünyaya dair politik farkındalığımızı artırmak, tümden oyuna gelmemek için kelimeleri ciddiye almamız gerekiyor. “Lafların anlamlarını, imalarını, işlevlerini” kurcalamak; sözcükleri tarihselleştirmek, popüler anlam haritasındaki yerlerine oturtmak ve iktidarla ilişkilerini sorunsallaştırmak önemli.
Yazının devamını son sayısında okuyabileceğiniz Zappa Zamanlar'a buradan kayıt olabilirsiniz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Aposto!'nun yenileri ve editörlerin favorileri burada ☝️
06 Mar 2021

İLGİLİ OKUMALAR


