Sait Faik Abasıyanık
"Dolapdere'de bostanları sulayan dolabı gözümüzü kapamadan da görüyoruz: Sıra sıra bostanların kuyuları, kocaman kovalar, gözlerine mendil bağlanmış bir emektar beygir, bir gıcırtı, kovaların deliklerinden durmadan düşen su, zincir şıkırtıları, dolap beygirinin adaleleri, tahtadan olukların arklara gönderdiği sularda ışık ve güneş oyunları, atın duraklayışı, hızlanışı, bahçıvanın 'hooo' sesi, çıplak ayaklı bir Arnavut kızının pespembe topukları, burma kırmızı bıyıklarında hıyar çekirdekleri, sigara dumanları, tütün ve hiddet tutuşan bir ellilik bahçıvan, kuyruğu havada düşmanca dönüvermiş, sırtının tüyleri diken diken, burnu ağzı kapkara, ıpıslak, dili bir eski zaman pembesi ile pembe bir acar, edepsiz dişi köpek…"
— , Resimli İstanbul Haftası'nda yayımlanan bir röportajdan, Dolapdere

"Giovanni Battista Pancaldi, Taksim'in ilerisindeki bölgede, avcıların ya da kıra gelenlerin mola verdiği bir han, bir birahane ya da buluşma yeri işletiyordu. İnsanlar Pancaldi'nin yerine gidiyorlardı. Kısa zaman sonra 'Pancaldi'ye gidiyoruz' demeye başladılar. Türkçe diline uydurulan yazımı, semtin şimdiki adı olan Pangaltı'yı verecekti."
— Rinaldo Marmara, Pangaltı (Pancaldi)
"Ben üç dilde (Rumca, Ermenice, Ladino) 'Günaydın' denilerek güne başlanan ve yine aynı şekilde 'İyi akşamlar' denilerek veda edilen bir semtte büyüdüm. Benim çocukluğumda Kuyularbaşı Sokak, Rumca, Ermenice seslerle doluydu. Arkadaşlarımın adları Niko, Siranuş, Despina, Sara, Yasef'ti. 'Maman sesleniyor,' 'Yayan seni çağırıyor,' sesleriyle oyunlarımıza ara verilirdi."
— Hüseyin Irmak, Tatavla'dan Kurtuluş'a
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ali'nin peşine takılıyoruz Dolapdere sokaklarında. Ayaküstü Arter'e uğrayalım mı? Mehmet Abi çaya davet etti, börek de alır, yolda müdavimi olduklarımızı anlatırız.
15 Ağu 2021

İLGİLİ OKUMALAR


