COP26'nın ardından: Dünya nereye gidiyor?

COP26 İklim Zirvesi'ni yerinde izleyen gazeteci Doğu Eroğlu izlenimlerini ve Türkiye'nin rolünü Anıl Tuncer'e anlattı.
COP26'nın ardından: Dünya nereye gidiyor?

Happywork - 12 Kasım - Spektrum
HappyWork ile birlikte

Happywork Studio’dan Sertifikalı Mutluluk Koçu olma fırsatı

Mutluluk, kendini gerçekleştirebilme hissiyle oldukça bağlantılı bir biçimde gelişiyor ve bu da mutluluğun, kendini tanımayla ilişkisini ortaya koyuyor. Bir başka deyişle mutluluğun sırrı, insanın nasıl mutlu olabileceğini bilmesinden…

Daha fazlasını öğren →

İskoçya'nın Glasgow kentinde 1-12 Kasım arasında düzenlenen 26'ncı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26), "dünya için son şansımız" olarak tanımlanmıştı. Zirvenin küresel ısınmanın dengelenmesi ve fosil yakıtlardan vazgeçilmesi gibi konularda dünya liderlerine baskı görevi üstlenmesi bekleniyordu.

Zirvede, 2015'te imzalanan Paris İklim Anlaşması'ndan bu yana çözümsüz kalan birçok sorun ve uygulanmayan "taahhütler" yeniden konuşuldu. Yeni taahhütler de verildi; ancak dünya küresel sıcaklık artışını kısıtlama hedefinin çok uzağında. 

İçeride zirveyi takip ederken "uyuyan" liderler varken dışarıda aktivistlerin protestosu sürdü. 40 binden fazla kişinin katıldığı zirvede fosil yakıt endüstrisiyle bağlantılı delegelerin sayısı da eleştiri konusu oldu.

Gergin başlangıç

Glasgow’daki zirvenin ilk haftasını yerinden takip eden gazeteci Doğu Eroğlu, izlenimlerini şöyle anlattı: 

"COP26 aslında biraz gergin başladı. Bunun sebebi aslında adında saklı. 25 toplantı geride kaldı ancak sera gazı azaltım mekanizmaları kurulmakta şimdiye kadar başarısız olundu. Kyoto örneği tutmadı ve Paris Anlaşması'nın kurduğu çerçeve de 5’inci yılını doldurdu. Ülkelerden artık bizi 1,5 derece hedefine yaklaştıracak ulusal katkı beyanları gelmesi gerekiyordu. COP süreçlerinde ciddi hedef açığı var. Hem daha fazla taahhüt lazım hem de uygulamaların artması lazım. Yoksa 2100 itibarıyla biz 1,5 ya da 2 derece değil 4 dereceye de gidebiliriz gibi bir görüntü var."

ABD ve Avrupa’da meydana gelen aşırı iklim olaylarının zirveyle ilgili beklentileri artırdığını belirten Eroğlu, önceki COP zirvelerinde de büyük sorunların çözülemediğine işaret ederek "Sorun büyük beklentiler büyük... Bir toplantıdan beklentilerimiz bakımından değerlendirildiğinde tek bir COP’la büyük sorunlar çözüldüğü olmamıştı. COP26’da da bu değişmedi." dedi.

İddialı başlangıca rağmen kömürle ilgili devrimci adımların atılamadığını belirten Eroğlu’na göre zirvenin en büyük başarısızlığı finans konusu oldu. Eroğlu şunları söyledi: 

"Metan gazı emisyonlarının %30 kısılması hedefi kondu. Ormansızlaşmanın engellenmesi daha önceki zirvelerde de vardı. Bunu önümüzdeki senelerde göreceğiz. İklim değişikliğiyle toplumsal mücadeleyi küresel anlamda yayabilmek için daha yüksek finansman gerekli. Geçmiş yıllarda ortaya atılan 100 milyar dolarlık senelik hedefe ulaşılamadı. Daha ciddi bir fona ihtiyaç olduğunu biliniyor. Fakat bu düşük görünen fon bile toplanabilmiş değil. Zirvenin en büyük başarısızlığı finans konusunda çözülemeyen bu kördüğüm oldu. Çözüm, bir sonraki COP’a kalacak gibi görünüyor."

Ya Türkiye?

Eroğlu, Türkiye’nin finansal yardıma erişimde yarattığı zorluk ve sorumlulukta dezavantajlı durumuna düştüğü gerekçesiyle "gelişmiş-gelişmekte olan" kategori kavgasını 1992’deki Rio Sözleşmesi’nden beri sürdürdüğünü hatırlattı. Eroğlu’na göre ‘Türkiye vazgeçti’ anlamına gelmese de Glasgow’da geri çekilen bu taleple "gelişmiş-gelişmekte olan savaşı" bir süreliğine de olsa bitti.

Türkiye’nin "kömürden küresel çıkış deklarasyonu" için imzacı olmadığını ve bu konuda ciddi plan sunmadığını belirten Eroğlu, koyulan "2053 net sıfır emisyon" hedefine karşın adım atılmadığı belirterek "2053 hedefine dair net plan yok. Kömürden çıkış için de soru işareti var. Hükümetin kömür endüstrisine olan yakınlığı da düşünüldüğünde adım atmaktan imtina ettiği akla geliyor" diye konuştu.

Eroğlu, Türkiye’den uluslararası zirvelere katılan temsilcilerin aynı söylemleri tekrar ettiğine dikkat çekti: 

"Zirve boyunca Türkiye’nin iklim konusundaki başmüzakerecisi olan Mehmet Emin Birpınar vardı. Bakan Murat Kurum da gelip bazı oturumlarda konuşma yaptı. Oradaki konuşması da Türkiye’nin son yıllarda iklimle ilgili söylemlerinin tekrarıydı. Erdoğan ya da Kurum ne zaman uluslararası kuruluşlarla buluşsa çok bilindik aynı söylemleri tekrar ediyorlar. Ama Türkiye’nin sera gazı emisyonunu azaltma konusunda özel bir planının olmadığı Kurum’un konuşmasından da anlaşılıyor."

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum
∙

BÜLTEN SAYISI

COP26'dan izlenimler, Belarus-Polonya sınırında kriz

Bu hafta COP26 İklim Zirvesi'ni ve Belarus-Polonya sınırında yaşanan göçmen krizini ele aldık.

12 Kas 2021

HappyWork ile birlikte
UNICEF

YAZARLAR

Anıl Tuncer

Yazar - Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR