Yeni çözüm sürecine dair

Yeni bir çözüm süreci yürütüp yürütülmediğine, şayet yürütülüyorsa bu sürecin yol haritasının ne olduğuna dair haklı bir kafa karışıklığı var. Dünyadaki benzer süreçlerden ayrışan ve örtüşen yönleriyle, iktidar kanadının attığı adımları nasıl okumalı?
Yazı: Gökçer Tahincioğlu
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin DEM Partililer ile el sıkışmasıyla başlayan, Abdullah Öcalan’ın TBMM kürsüsüne gelip silah bırakıldığını açıklaması önerisiyle devam eden sürecin, bir çözüm süreci olup olmadığı hâlâ net değil. Şu ana kadar net olan, iktidarın terör örgütü PKK’dan silah bırakmasını istediği, DEM Parti’nin somut koşulları görmeyi talep ettiği, aylar sonra yeğeni DEM Parti Milletvekili Ömer Öcalan’la görüştürülen Abdullah Öcalan’ın ise üzerine düşeni yapmaya hazır olduğunu açıklamasıyla yetinmesi… Bütün bunların perde arkasında ise hazırlandığı öne sürülen ancak varlığı net olarak bilinmeyen bir yol haritası ve aralıksız yürütülen temaslar var.
Türkiye, yakın zamanda adı “çözüm süreci” konulan ancak başarısızlıkla sonuçlanan iki ayrı süreç yaşadı. 2010’da başlanan süreçte devlet yetkilileri ile PKK’lıların görüşmeler yürüttüğü ortaya çıktı ancak süreç olgunlaşmadan sona erdi.
2013’te başlayan ikinci çözüm sürecinde ise işe İmralı ile görüşerek başlandı. DEM Parti’nin öncülü HDP’li milletvekillerinden oluşan heyetlerin iktidarın atabileceği somut adımlara verilecek karşılığı öğrenmeleri için İmralı ve Kandil’e gitmeleri uygun görüldü. Bir yandan akil insanlar heyetleri kurularak kamuoyu ikna edilmeye çalışıldı. Dünyadaki müzakere örneklerine yakın duran bu girişimin eksik ayağı parlamentoydu. Parlamentonun devre dışı kaldığı bu süreç de 7 Haziran 2016 seçimiyle tarihe karıştı.
Bahçeli ana aktör
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin grup kürsüsünden yaptığı konuşmalarla başladığı iddia edilen yeni sürece, “çözüm süreci” denilmesini en başta yine Bahçeli istemiyor.
- Diğer yandan bu sürecin “çözüm süreci” olup olmadığı da belirsiz zira Bahçeli’nin kürsü konuşmalarından Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bile haberinin olmadığı iddiaları mevcut.
Erdoğan, belki Bahçeli’nin sözlerini birebir bilmiyordu ancak kulislere yansıyan bilgiler açıklamaların MHP cephesinden gelmesi konusunda genel bir görüş birliği olduğu yönünde.
Dünyada bunun örnekleri de var. Yakın örneklerden biri de MHP’nin tarihî lideri Alparslan Türkeş’in, o sırada Azerbaycan’la savaşan Ermenistan’la normalleşme çabalarına önderlik etmesi.
Erdoğan’ın açıklamaları da bu noktada kafa karıştırıcı. Son olarak, “Cumhur İttifakı ortağımızın öncülüğünde son dönemde ortaya konan yaklaşımların bu geniş arka plan ışığında, önyargısız olarak değerlendirilmesinin daha faydalı olacağı kanaatindeyiz” ifadeleriyle, MHP’nin öncü rolüne vurgu yaptı. Ancak bu bütünüyle süreçten habersiz olunduğu iddialarını elbette doğrulamıyor. Aksi takdirde Adalet Bakanlığı’nın Ömer Öcalan’a İmralı iznini aniden vermesini de açıklamak mümkün değil.
Dünyadan örnekler
Ancak olan bitenler dünyadaki diğer müzakere örneklerinden ayrışıyor. Öncelikle kamuoyuna şeffaf biçimde bir bilgilendirme yapılmıyor. Öyle ki Bahçeli’nin açıklamasından sonra sosyal medyada “Gerçekten Kürt sorunu var mı?” tartışmaları alıp yürüdü. Bahçeli bile açıklamalarında böyle bir sorun olmadığını söyledi.
- Kamuoyu bir sorun olduğuna ikna olmamışken çözümüne ikna edebilmek de çok kolay değil…
Yine dünyadaki müzakere örneklerinden biri de çatışan tarafların barış görüşmelerine tereddütsüz ikna edilmesi.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Esenyurt Belediye Başkanı tutuklandı. Muhalefetten kayyım tepkileri. Özel'den cumhurbaşkanı adayı açıklaması. Yeni parti.
31 Eki 2024

İLGİLİ OKUMALAR


