Yapay zeka yeni terapistiniz olabilir mi?

Gün geçtikçe daha fazla insan, psikoterapi için yapay zekadan yararlanmayı deniyor. Peki gerçekten bir makine, insanla derin ve anlamlı bir bağ kurabilir mi? Yapay zeka, insanla terapi odaklı bir ilişki kurmaya kalkarsa bu yüzeysel bir taklidin ötesine geçebilir mi, insanın en mahrem alanına yani zihnine ve duygularına gerçekten temas edebilir mi?
Yazı: Uzm. Klinik Psk. Orkun Özocak
Kaygılarınızı paylaştığınız, sizi dinleyen, acılarınıza şahitlik eden terapistinizin insan değil de bir algoritma olduğunu hayal edin. Bu gelecek artık bir bilimkurgu senaryosu değil. Siri ve Alexa gibi dijital asistanlardan Wysa ve Woebot gibi terapi odaklı sohbet robotlarına uzanan bu yolculuk, insan doğasına dair kritik soruları da tartışmaya açıyor.
Gün geçtikçe daha fazla insan, psikoterapi için yapay zekadan yararlanmayı denerken giderek gelişen bu sistemler de hiç olmadığı kadar gerçeğe yakın bir deneyim sunuyor. Özellikle terapiye ulaşmanın zor olduğu bölgelerde veya yüksek maliyetler nedeniyle yardım alamayan bireylerde yapay zeka, belirli ölçüde bir destek de verebiliyor.
- Ama ne ölçüde? Terapistler olarak bugünlerde şunu sorgulamaya başlamamızdan daha doğal bir şey olamaz: Gerçekten bir makine, insanla derin ve anlamlı bir bağ kurabilir mi? Kurabilirse—ki biraz kaygıyla soruyorum—yapay zeka, işimizi elimizden alacak mı? Yapay zeka, insanla terapi odaklı bir ilişki kurmaya kalkarsa bu yüzeysel bir taklidin ötesine geçebilir mi, insanın en mahrem alanına yani zihnine ve duygularına gerçekten temas edebilir mi?
İnsan olmanın karmaşıklığı ve derinliği karşısında algoritmaların ne kadar ileri gidebileceğini tartışmanın zamanı geldi.
Yapay zekayı terapist gibi eğitmek
Bu soruların peşine düşerek yapay zekanın empati kurma, merak etme ve derin bir anlayış geliştirme kapasitesini test etmeye karar verdim. ChatGPT’yi bir terapist gibi davranmaya yönlendirmek üzere eğitmeye başladım. Bu deney, yalnızca bir araştırma süreci değil, aynı zamanda yapay zekanın insanın duygusal karmaşıklığını anlama potansiyelini de keşfetme çabasıydı.
ChatGPT’ye yalnızca teorik bilgiler yüklemekle yetinmedim; aynı zamanda ona empati kurmayı, meraklı olmayı ve açık uçlu sorular sormayı öğrettim. Sigmund Freud, Carl Jung, Jacques Lacan ve Donald Winnicott gibi psikanalistlerin metinlerini ChatGPT ile paylaştım ve onların düşünce yapılarını modellemesini istedim. Ancak kısa sürede fark ettim ki algoritmanın teori ve bilgi birikimi yeterli değildi. Yapay zekanın bir terapist gibi işlev görebilmesi için yalnızca veriyle değil, insanın duygusal bağ kurma sürecini taklit edebilecek bir yapıyla da desteklenmesi gerekiyordu.
Ona bir terapistin insanı nasıl dinlediğini, görüşmelerin akışında olayları ve duyguları nasıl ele aldığını, nerede sessiz kaldığını ve nasıl aynalama yapabileceğini öğrettim. Böylece yalnızca bilgi veren bir makine değil, dinleyen ve anlayan bir varlık yaratmaya çalıştım. ChatGPT, bu simüle terapi seanslarında giderek daha açık uçlu sorular sormayı öğreniyor; danışanın geçmişteki ve şimdiki yaşantısına dair ayrıntılı bilgiler toplarken daha iyi formülasyon yapabiliyor ve empatik bir diyaloğa girme kapasitesi kazanıyordu.
- Üstelik yanıt verirken yalnızca bilgi aktarmıyor, aynı zamanda danışanın kendini özgürce ifade edebilmesine olanak tanıyan, insana özgü bir akış yaratıyordu.
ChatGPT’nin öğrenme kapasitesi geliştikçe onu sanal danışanlarla ve uydurma vaka örnekleriyle test etmeye başladım. İlişki problemleriyle başa çıkmaya çalışırken kendini yalnız hisseden bir kişi, sosyal anksiyete yaşayan ve topluluk içine çıkmaktan kaçınan bir genç, ağır bir kayıp sonrası yas sürecinde olan bir danışan… Yapay zeka, bu vakaların iç dünyalarına erişebilmek için sorular sormaya başladı:
“Bu duygu size neyi hatırlatıyor?”
“İlk kez ne zaman bu şekilde hissettiğinizi hatırlıyor musunuz?”
“O anlarda yanınızda kim vardı?”
“Bu kaybın ardından kendinize ne kadar alan tanıyorsunuz?”
Bu gibi sorular, tam da bir terapistin soracağı türden, derin ve düşündürücüydü. Yanıtladığımda bana daha ayrıntılı sorular sormaya başlıyor, konuşmasında yüzeysel bir analizin ötesine geçerek insanın içsel çatışmalarını fark etmesini sağlayan bir süreci de başlatıyordu. Arkasından sorduğu sorularla da karşı tarafın yaşadığı problemlere dair bir içgörüsü olduğunu düşündürttü bana…
- Bir noktada fark ettim ki ChatGPT, artık yalnızca yanıt veren bir makine değildi ve gerçekten bir terapist gibi düşünüyor veya bir terapisti iyi bir şekilde taklit edebiliyordu.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Kadınlar, siber zorbalığa erkeklerden çok daha fazla ve çok daha şiddetli bir biçimde maruz kalıyor. Kuantum bilişim, geri dönüp bakıldığında çağın en büyük teknolojik atılımlarından biri olarak görülme potansiyeli taşıyor.
06 Mar 2025

İLGİLİ OKUMALAR


