James Baldwin’in İstanbul’u
İstanbul, tarih boyunca yalnızca Türkiye’nin farklı bölgelerinden göç edenlerin değil, sürgünlerin, arayışta olanların ve kentlerinden koparılanların da sığınağı olur. Takvimler 1961’i gösterdiğinde, çalkantılı bir atmosfere giren Türkiye’de kendi “evini” bulan isimlerden biri de James Baldwin’dir.
Yazı: Deniz Yılmaz Akman
İstanbul, tarih boyunca yalnızca Türkiye’nin farklı bölgelerinden göç edenlerin değil, sürgünlerin, arayışta olanların ve kentlerinden koparılanların da sığınağı olur. Takvimler 1961’i gösterdiğinde, çalkantılı bir atmosfere giren Türkiye’de kendi “evini” bulan isimlerden biri de James Baldwin’dir.
Amerikalı aktivist ve yazar, 1924’te Harlem’de doğar. 60’larda Amerika’da giderek artan homofobik söylemlere ve siyahilere yönelik ırkçılığa karşı kendi üslubunda direnmeyi seçmiş bir başkaldırandır. Bazen ailevi sorunları bazen de ülkesinde kendini güvende hissetmemesi sebebiyle yer yer içine çekilerek duygularını yazılarıyla, kaleme aldığı tiyatro oyunlarıyla dışa yansıtmayı tercih eder.
"Letter from a Region in My Mind" adlı yazısında, New York’ta gezerken bir polisin ona “Siz zenciler neden kendi mahallenizde kalmıyorsunuz?” diye sormasından bahseder. Bu soru, ülkesini terk etme arzusunu ateşleyen nedenlerden sadece biridir. Bir süre yaşadığı Fransa’yı da ardında bırakarak, her gün yeni bir siyasi gelişmenin yaşandığı 60’lar Türkiyesi’nde bulur kendini. Yıllardır üzerinde çalıştığı fakat bir türlü bitiremediği Another Country kitabını da İstanbul’da tamamlar.
- Türkiye, 27 Mayıs 1960 darbesinden yeni çıkmış; ekonomik sıkıntılarla boğuştuğu, üst üste idam kararlarının alındığı, koalisyonların kurulduğu, öğrenci hareketlerinin yükseldiği, sağ ve sol örgütlerin çatıştığı, askerin siyasetteki etkisini sürdürdüğü zorlu bir dönemden geçiyordur.
Peki yazarı böyle bir atmosferde, dünyanın en kaotik şehirlerden birinde üretmeye iten, birçok röportajında “Türkiye hayatımı kurtardı” ifadesini kullanmasına neden olan ve aidiyet duygusunu kendi ülkesinden çok daha fazla hissetmesini sağlayan nedir? Hikayeyi en başa saralım ve 60’ların İstanbulu'na uzanalım.
İstanbul’a ilk adım: Doğu ile Batı arasında
Geçen ay, New York’taki Brooklyn Halk Kütüphanesi’nde Turkey Saved My Life: Baldwin in Istanbul, 1961-1971 (Türkiye Hayatımı Kurtardı: Baldwin İstanbul’da, 1961-1971) isimli bir sergi açıldı. Sergide, yazarın yakın arkadaşı, fotoğraf sanatçısı Sedat Pakay’ın çektiği karelerle Baldwin’in İstanbul yıllarını izlerken üstte sıraladığım sorular da zihnimi meşgul etti. Yazarın o dönemde geçtiği sokakları, ziyaret ettiği yapıları, kaldığı evleri, yakınlık kurduğu isimleri, kaleme aldığı yazılarını araştırmaya koyulurken, İstanbul’un bazıları için nasıl da iyileştirici olabileceğini anladım.
- Baldwin, aslında İstanbul’u eliyle koymuş gibi ilk seferde seçmemiş. Öncesinde Fransa’da bir süre vakit geçirmiş, ki röportajlarından anladığımız üzere orada da pek mutlu olmamış. Avrupa’nın ikiyüzlü tavrını dobraca eleştirmiş. Sonrasında İsrail’e yaptığı yolculuk, kendi tabiriyle "tam bir hayal kırıklığı" olmuş. Orada gördükleri, tellerle çevrili sınırlar ve Filistin halkının yaşadıklarından o dönemki yazılarında açıkça bahsetmiş. 1961’de adım attığı ve ona 1971’e dek bir eşik mekanı olan İstanbul ise istediklerini vermiş.
Baldwin, New York’tayken 1956’da Giovanni’s Room adlı romanını yayımlar. Roman, Paris’te geçen bir aşk hikayesini anlatır. Bu romanın sahneye uyarlandığı dönem, bir provada Giovanni karakterini canlandıran Engin Cezzar ile tanışır. Hatta Engin Cezzar, 1957’de Baldwin’in The Amen Corner adlı oyununda Broadway’de başrol oynar. Bu tanışıklık zamanla dostluğa dönüşür. Cezzar, 1961’de Baldwin’i İstanbul’a davet eder ve ona evinin kapılarını açar. Cezzar’ın partneri ve daha sonradan evleneceği Gülriz Sururi, otobiyografik kitabı Bir An Gelir’de James Baldwin’den de bahseder. Kitapta, Baldwin’in İstanbul’daki yıllarına, Engin Cezzar ile dostluğuna ve birlikte geçirdikleri zamanlara dair anılarını aktarır. Baldwin’le ilk karşılaşması içinse şöyle der:
“Engin'in Amerika'dan en yakın arkadaşı ünlü yazar James Baldwin davetimize biraz geç olarak yetişiyor. Ama bu ilk Türkiye'ye gelişinde ünlü değil pek o kadar ve cebinde de beş parası yok. Bir davet veriyoruz evde, evliliğimizi kutluyoruz. İlk görüşte çok çirkin bulduğum Jimmy'ye alışınca onu güzel bile buluyorum. İçinin güzelliği dışına vuran insanlardan. Tanıdığım, dost olduğum ilk zenci. Engin'in Actor's Studio'dan arkadaşı. Orada Jimmy'nin bir oyununda oynamış Engin ve öyle başlamış dostlukları.”
Her ne kadar o dönem ülke çalkantılar içinde olsa da İstanbul’un kimliğindeki bazı unsurlar Baldwin’i ruhen besler. Ne de olsa İstanbul, tarih boyunca her daim korunaklı bir bölgedir; özellikle de sanatçı ve entelektüeller için. Gündeme değer ama onu elinde uzun süre tutmaz. Bu şehre ilk kez gelen bir yabancı, ülkenin ekonomik koşullarını, buhranını, siyasi çatışmalarını hemen ilk görüşte algılayamaz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Akbank Kısa Film Festivali'yle kısaların etkili ve vurucu dünyasına davetliyiz. Istanbul Ghetto Club güneşe inat şehre Berlin havası getiriyor.
11 Mar 2025

İLGİLİ OKUMALAR



