Bireysel hikayelerin evrenselliği üzerine
Keşif Sineması podcast serisinin ikinci sezonu için 2022'nin son günlerinde Cem Yiğit Üzümoğlu'yla buluşmuş ve anıların parçalılığı, duyguların evrenselliği, oyunculuk ve Charlotte Wells'in "Aftersun" filmi üzerine üzerine sohbet etmiştik.
Yazı ve Podcast: Emre Eminoğlu
Cem'i keşfetmek. Cem'in çocukluğu Kadıköy'de, Haydarpaşa garıyla İdealtepe tren istasyonu hattında geçmiş. Sonra lise yıllarında Beyoğlu'na, üniversitede de Ankara'ya uzanmış. "Gerçekten hatırladığım, beni en çarpan film Süreyya'da izlediğim The Lord of the Rings: The Two Towers'tı. Hayatımda izlediğim en güzel şeylerden biriydi herhalde." diyor. İzlediği ilk film bu olmamış tabii. Hafta sonu babasıyla buluştuğunda İdealtepe'deki o sinemada filmler izlediklerini hatırlıyor. Artık olmayan o sinemada.
Evrensellik. Oldukça klasik bir tiyatro eğitimi veren bir okuldan, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı'ndan mezun olmuş Cem. Modern dans ve fiziksel tiyatro alanında kendini Polonya'dan Hindistan'a dünyanın farklı yerlerinde katıldığı atölye çalışmaları aracılığıyla geliştirmiş. Türkiye'de fiziksel tiyatro yapmanın ya da dansın ve bedenin daha ziyade bir anlatım unsuru olarak kullanıldığı oyunlarda yer almanın çok mümkün olmadığını söylüyor. Ama uluslararası atölye deneyimleri sayesinde oyunculukta evrenselliğin ne olduğuna dair bir fikir edinmiş: "Bir şeyi yapma isteği, arkasında bırakmış olduğu şeyler, bunları yapabilmek için gösterdiği fedakarlık ve içinde barındırdığı acı... Bir sanatçıyı büyük sanatçı yapan, evrenselleştiren şeyler bunlar."
Sinema, tire, televizyon, taksim, tiyatro. Tiyatro odaklı bir oyunculuk kariyeri olan Cem, televizyon ve Netflix dizilerinin ardından bu yıl rol aldığı iki filmle birlikte Antalya Altın Portakal Film Festivali'ndeydi. LCV (Lütfen Cevap Veriniz) ile En İyi Erkek Oyuncu ödülünü Selahattin Paşalı'yla (Kurak Günler) paylaştı. Sinema ve televizyon deneyiminin tiyatrodan nasıl ayrıştığını sorduğumda, "Eğer televizyonda tek bir sahne için üç buçuk ay çalışabiliyor olsaydım televizyon da benim için tiyatro kadar değerli olurdu. Ama öyle değil." diyor ve ekliyor: "Televizyonun yalnızca şirketlere hizmet eden, reklam sektörü için var olan, popülarite [kazanmaya] ve toplumda bir yer inşa etmeye çalışan insanları şekillendiren bir propaganda aracı olduğuna inanıyorum." Cem için emek, sanattan önce geliyor. 'Sinema -televizyon/tiyatro' arasındaki en büyük fark, harcanan emekteki fark.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Özel kanalların taraflılığı kadar tartışılmayan TRT’nin özerkliği meselesini ele aldık. Sinema gündeminin yoğun haftasından satır başlarını derledik.
04 Nis 2025

İLGİLİ OKUMALAR



