İran-İsrail gerilimi

Ortadoğu’da barışa dair umutlar bir kez daha karanlık bir gökyüzünde kayboldu. İsrail ile İran arasında son günlerde yaşanan yoğun çatışmalar, sadece bölgesel dengeleri değil, küresel ekonomik sistemin sinir uçlarını da sarsıyor. Art arda gelen füze saldırıları, hedef alınan nükleer ve enerji altyapıları, öldürülen üst düzey generaller... Tüm bu başlıkların ötesinde esas sorulması gereken şu: Bu savaş küresel ekonomi için ne anlama geliyor?
Bu çatışmanın enerji piyasaları üzerindeki etkisi, özellikle petrol arzı riskleri üzerinden, ciddi bir küresel enflasyon şokunu tetikleyebilir. Şu an için Brent petrol fiyatı 78 dolar seviyelerinde seyrediyor. Ancak İran’ın en büyük enerji kozu olan Hürmüz Boğazı’nı kapatması halinde fiyatların 130 dolara kadar sıçraması ihtimali güçlü biçimde masada duruyor. Bu boğaz, dünya petrol arzının yaklaşık %20’sinin geçtiği bir enerji koridoru. Yani tek bir hamle, küresel petrol arzının beşte birini doğrudan riske atabilir.
Tarihte benzer krizlere dönüp baktığımızda, 1973 Arap-İsrail Savaşı ve 1979 İran Devrimi gibi dönemlerin petrol fiyatlarında kalıcı artışlara neden olduğunu görüyoruz. Ancak diğer pek çok krizde bu tür artışlar kısa ömürlü oldu. Demek ki piyasa, sadece gerilim değil, arz kesintisi görmeden kalıcı bir fiyat sıçraması yaratmıyor. Bugünkü durumda ise arz kesintisi ihtimali giderek yükseliyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta pek çok ülkede merkez bankaları toplantılarını takip ettik. Diğer yandan İsrail ve İran arasındaki çatışmalar şiddetlenirken, ABD'nin savaşa müdahale etme riski piyasalarda herkesi korkutmayı başardı.
20 Haz 2025

İLGİLİ OKUMALAR


