Trump-Putin zirvesinin ardından

15 Ağustos'ta Alaska'da düzenlenen Trump-Putin zirvesi, Ukrayna’da ateşkese dair somut bir perspektif sunmadan sona erdi. Öte yandan apar topar organize edilen ortak Washington ziyaretinden bir gün önce video konferans yoluyla görüşen ve ortak bir strateji belirleyen Avrupalı liderler, Ruslar ile Amerikalılar arasında yürütülecek her türlü müzakereye dahil olma iradelerini açık bir şekilde ortaya koydular.
Yazı: Merve Özdemirkıran Embel
24 Şubat 2022’de Rusya Federasyonu, Ukrayna’yı işgal etti. Aynı yıl 30 Eylül’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın doğu ve güneyindeki dört bölgenin ilhakını duyurdu. Çatışmalar devam ederken Batılı ülkelerden destek alan ve Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin liderliğiyle moral bulan Ukrayna ordusu, üç yılı aşkın süredir Rusya’nın saldırılarına karşı direnişini sürdürüyor.
Dünya siyasetinin NATO, Birleşmiş Milletler (BM) gibi başat uluslararası örgütlerin işleyişinin ve Avrupa güvenliğinin dengesini bozan bu çatışma, Ocak 2025’te Trump’ın ikinci kez ABD Başkanı seçilmesiyle yeni bir faza girmiş görünüyor. Trump’ın Putin ile Zelenski arasında pek de diplomatik olmayan, “babacan” bir arabulucu rolüne soyunması yılın başından beri ateşkes ve barış görüşmeleri imkanlarını da farklı bir perspektiften gündeme taşıdı.
ABD Başkanı'nın gümrük vergileri ve NATO’nun işleyişi gibi temel konularda Avrupa’ya yönelik politikası Transatlantik ittifakını zedelerken Ukrayna savaşı hakkında Avrupalılar da kendi rotalarını çizmeye başladılar. Özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer, söz konusu çatışma ve barış olasılıklarına ilişkin belirgin bir diplomatik ve siyasi angajman içine girdiler ve Gönüllüler Koalisyonu’nu kurdular.
Bu yapı somut siyasi sonuçları bakımından henüz kalıcı etki oluşturamasa da hem Zelenski’nin sıkça dile getirdiği “güvenlik garantileri” kavramını uluslararası siyasette gündemde tutması hem de Fransa ve İngiltere’nin Avrupa’nın güvenliğine ilişkin liderlik arzularını ve bu yönde aldıkları sorumluluğu vurgulaması bakımından da önem taşıyor.
Nitekim Trump ile Putin arasında Alaska’nın Anchorage kentinde düzenlenen ikili görüşmenin ardından Rusya-Ukrayna çatışmasının geldiği son aşamada da başta Fransa, İngiltere ve Şubat ayındaki seçimlerin ardından iç siyaseti yeni yeni stabilleşen Almanya olmak üzere Avrupa devletleri 18 Ağustos’ta Washington’daki Trump-Zelenski buluşmasında yer alarak ortak bir diplomasi yürüttüler.
15 Ağustos Cuma günü ABD’nin Alaska eyaletindeki Anchorage kentinde yapılan Trump-Putin zirvesi, Ukrayna’da ateşkese dair somut bir perspektif sunmadan sona erdi. Alaska zirvesi, Putin’in imajını tazelerken bir yandan da Rusya devlet başkanının uluslararası arenada yeniden meşruiyet kazanmasının da yolunu açtı.
- Kremlin’in en az altı-yedi saatlik müzakere öngörüsüyle başlayan zirve üç saatten kısa sürdü. Planlanan öğle yemeği iptal edildi, yalnızca 12 dakikalık ve herhangi bir yeni açıklama içermeyen ortak bir basın toplantısıyla sona erdi ve gazetecilerin soru sormasına izin verilmedi.
Görüşmeler ayrıca Moskova’nın arzuladığı şekilde ekonomik veya ticari yatırım konularına ya da silah kontrolü meselelerine uzanmadı. Putin basın karşısındaki kısa açıklamasında çatışmanın Rusya açısından temel nedenlerini tekrarlarken Trump’la olan görüşmeyi “Ukrayna’da barış yolunda çok yapıcı” olarak niteledi. Trump ise görüşmelerin “çok sıcak bir atmosferde geçtiğini” ve “pek çok konuda mutabakata varıldığını” belirtirken Putin’e “Vladimir, güçlü bir adam, cehennem kadar sert ” ifadeleriyle övgüler yağdırdı.
Ne var ki Trump bu olumlu ifadelerini hangisi olduğunu açıklamadan “muhtemelen en önemli olan konuda” mutabakata varılamadığını da sözlerinin arasına sıkıştırarak revize etti. Zirveden daha birkaç gün önce Rusya’yı Ukrayna’da ateşkes sağlanmazsa “ciddi sonuçlarla” tehdit eden Trump, zirvenin hemen ardından Fox News’a yaptığı açıklamada, yeni yaptırımların “şimdilik gündemde olmadığını” ve en az “iki-üç hafta boyunca uygulanmayacağını” dile getirdi.
Özetle: Alaska’daki zirvenin sonunda kendinden emin, net ve kısa ifadelerle konuşan Putin’i ve “neşeli ve sıcak” tavırlarla ortaya karışık ifadeler kullanan Trump’ı gördük. Bu da yukarıda söz edildiği gibi Putin’in uluslararası arenada meşruiyetinin tazelenmesine ve bu tablo karşısında Avrupalıların, artık daha sert bir tutum almak zorunda kalmasına yol açtı.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rusya-Ukrayna müzakereleri, Bolivya'da solun gerileyişi, çocuk suçluluğu, otoriterliğin iklim kriziyle ilişkisi.
22 Ağu 2025

İLGİLİ OKUMALAR


