İran ve nükleer silah anlaşması

Haziran ayındaki 12 günlük savaş ve İran'ın 2015’te imzaladığı 10 yıllık nükleer anlaşmanın kısa süre önce sona ermesi, İran’ın bölgedeki konumunu ve Ortadoğu'nun jeopolitiğini şekillendirecek nükleer silah anlaşmasını yeniden gündeme taşıdı. Sonuç olarak taraflar arasındaki nükleer anlaşma ne şekil alırsa alsın İran tarihî bir dönemeçte bulunuyor.

Yazı: Faik Bulut

Haziran ayındaki 12 günlük savaş ve İran'ın 2015’te imzaladığı 10 yıllık nükleer anlaşmanın kısa süre önce sona ermesi, İran’ın bölgedeki konumunu ve Ortadoğu'nun jeopolitiğini şekillendirecek nükleer silah anlaşmasını yeniden gündeme taşıdı. 4 Kasım'da The Jerusalem Post’ta yayımlanan analiz, konuyla ilgili şunları söylüyordu:

“Ortadoğu’da ‘tam zafer’ diye bir kavram yok. Bu coğrafyada kimse gerçekten kazanamaz; sadece düşmanını değiştirir. On yıllardır ilk kez İsrail, İran’ın öncülük ettiği Şii eksenine—Tahran’dan Bağdat, Şam ve Beyrut’a uzanan ‘Şii Hilali’ne—yıkıcı bir darbe indirdi.

İsrail açısından olağanüstü bir stratejik başarı olarak görülüyor bu. Ancak Ortadoğu’da hiçbir boşluk uzun süre boş kalmaz. İran tehdidinin çöküşü, bu kez farklı ama daha ince bir tehdidi doğuruyor: Türkiye ve Katar’ın öncülük ettiği Müslüman Kardeşler ekseni, yani Neo-Osmanlıcılık.”

Londra merkezli The Daily Express gazetesinin Beyaz Saray’a yakın bir kaynaktan edindiği bilgiye dayandırdığı 2 Nisan 2025 tarihli haberinde de “nükleer silaha sahip olmaktan vazgeçmediği takdirde İran’ın Eylül ayında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği” söyleniyordu.

  • Kasım ayına gelmemize rağmen Trump’ın bu tehdidi henüz hayata geçirilmedi.

Kulislerde iddia edilenin aksine, ABD ile İran’ın muhtemel bir askerî çatışmadan kaçınmak üzere Rusya ve Almanya aracılığıyla temasa geçip müzakere için uğraştıklarına dair haberler dolaşıyor. Ekim ayı sonu itibarıyla Umman Sultanlığı'ndaki Batılı büyükelçiliklerde yoğunlaşan haberlere bakılırsa Rusya ve Çin temsilcileri, çatışma yerine müzakerelere başlanması için diyalogdan yana tutum alan Amerikalı yetkililerle temas hâlindeler.

Çin ve Rusya’nın iki amacı var:

  1. Sadece nükleer silah üretme programının değil, İran ile ABD arasındaki bütün sorunlu dosyaların dolaylı ve dolaysız yollardan müzakere edilip masada çözülmesi.
  2. Böylelikle İsrail’deki savaşsever aşırı sağcı hükümetin uçak ve füzelerle İran’a saldırısının önüne geçilerek bölgedeki askerî gerginliğin azaltılması.

Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff da muhtemelen diyaloğa yakın duruyor ve müzakere için hazırlanıyor. Nitekim 22 Ekim’de ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance de devreye girerek İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüştü.

Netanyahu, 12 gün boyunca İran’ın bombalanmasını savunurken “Nükleer silah üretiyor” bahanesine sarıldığında, İran-ABD temasını sağlayan Umman Sultanlığı Dışişleri Bakanı Bedr Elbusaidi: “İran nükleer tehdidi diye bir şey yok!” diyerek bu sözü boşa çıkardı.


YAZININ DEVAMI


NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

📑 İBB iddianamesi, İsrail'in ateşkesi

3.700 sayfalık iddianame, İsrail'in savaş aracı olarak ateşkes, İran'ın tarihî dönemeci, anayasayı delmek, adliye muhabirlerinin bir günü, Varlık Vergisi'nin tarihsel bakiyesi.

14 Kas 2025

📑 İBB iddianamesi, İsrail'in ateşkesi

İLGİLİ OKUMALAR