İsrail-Yunanistan-Kıbrıs ittifakı

22 Aralık 2025 tarihinde, Batı Kudüs’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis’in katıldığı üçlü bir zirve düzenlendi. Görüşmenin arka planı ve Türkiye için olası etkileri.
Yazı: Faik Bulut
22 Aralık 2025 tarihinde, Batı Kudüs’te İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) lideri Nikos Hristodulidis’in katıldığı üçlü bir zirve düzenlendi. Basın toplantısında, İsrail ile Arap dünyası arasındaki işbirliği çemberini büyütmek istediklerini söyleyen Netanyahu, Rum ve Yunan liderlerle yaptığı görüşmede “İbrahim Anlaşmalarını genişletme taahhütlerini” teyit ettiklerini de söyledi.
Netanyahu, “Lübnan’ın egemenliğine ve milislerin (Hizbullah, Hamas vb) değil, meşru devlet kurumlarının otoriteyi ve askerî gücü elinde tuttuğu bir geleceğe destek verdiğimizi ifade ettik” şeklinde konuştu. Güvenlik ve savunma işbirliğini derinleştirme konusunda mutabık kaldıklarını söyleyen Netanyahu, “Karşı karşıya olduğumuz tehditler gerçektir. Yalnızca kendi ülkelerimizi değil, küresel ekonominin bağlı olduğu hayati deniz yollarını ve kritik altyapıyı da savunuyoruz” dedi.
Üçlü güvenlik ve ortak savunma
Netanyahu ayrıca şu sözleri de kullandı:
“Üçümüzü birleştiren ortak payda, geçmişteki bir imparatorluğun (Osmanlı) hükmü/tahakkümü altında yaşamamızdı. Topraklarımız üzerinde yeniden imparatorluklar kurabileceklerini ve hakimiyet tesis edebileceklerini hayal edenlere şunu söylüyorum: Unutun bunu! Bu olmayacak! Aklınızdan bile geçirmeyin! Kendimizi savunmaya kararlıyız ve bunu yapabilecek durumdayız. İşbirliğimiz de bu kapasiteyi daha da güçlendiriyor. Doğu Akdeniz’deki üç gerçek demokrasi olarak birlikte güvenliği, refahı ve özgürlüğü ileriye taşıyacağız.”
Basın toplantısında Türkiye’ye mesajlarının ne olduğu yönünde bir soruya cevabında Netanyahu, “İsrail adına konuşabilirim ve burada bulunan iki ortağım adına da şunu söyleyebilirim: Kimse çatışma istemiyor. Aksine, hepimizin ifade ettiği gibi istikrarı, refahı ve barışı arıyoruz. Elbette, her birimiz ülkemizi savunmaya kararlıyız. Aynı zamanda uluslararası normlar çerçevesinde ortak olan deniz yollarını ve diğer unsurları da savunmaya kararlıyız. Bunun açık olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla bu, normlar ve istikrar için kurulmuş bir koalisyondur ve umarız ki test edilmek zorunda kalmaz!” dedi.
Kısacası aba altından sopa gösteren Netanyahu, Türkiye’nin Suriye ve Akdeniz bölgesindeki faaliyetlerinden rahatsız olduğunu belirterek İsrail-Yunanistan-Kıbrıs ortak savunma anlaşmasının İmparatorluk hayallerine set çekebileceğini de ihsas ettiriyordu. Mesajı alan Cumhurbaşkanı Erdoğan ise son derece sert bir tepki göstererek şunları söyledi:
“İster Doğu Akdeniz’de, ister Ege’de, isterse başka bir yerde olsun; biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Elinde 70 binden fazla Filistinli kardeşimizin kanı olanların hadsizliklerinin bizim nazarımızda teneke tıngırtısından farkı yoktur ve olamaz!”
Türkiye’ye uyarı mesajı
Asya ve Ortadoğu’daki gelişmelerle yakından ilgilenen The Cradle Arabic sitesinde 23 Aralık’ta yayımlanan analizde “Üçlü ittifakın sadece savunma güvenlik meseleleriyle sınırlı kalmadığı aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki petrol ve doğalgaz havzalarının egemenliğiyle yakından ilgili olduğu” değerlendirmesi yapılıyordu. Buradan hareketle ve farklı kaynaklardan da (Ta Nea-Yunanistan ve Yediot Ahronot-İsrail) edindiğim bilgiler ışığında şu ayrıntıları verebilirim:
“Atina-Tel Aviv-Lefkoşa (Nicosia) hükümetleri Akdeniz’de faaliyet gösterecek müşterek kara, deniz ve hava gücü oluşturacaklar. Bu fikir ‘üçlü ittifakın stratejik bir boyut kazanması’ amacıyla üst rütbeli bazı subaylar tarafından gündeme getirilmiş. Konunun kamuoyuna da sızması, İsrail’in acilen yalanlamasına yol açtı. İsrail merkezli Yediot Ahronot gazetesi haberden yola çıkarak üçlü anlaşma sayesinde İsrail’in ‘Türkiye’ye karşı stratejik bir derinlik’ kazanacağını haberleştirdi.
Gazeteye göre; Ankara yönetimi ile Suriye rejimi arasında gelişmekte olan ilişkilere karşılık İsrail Doğu Akdeniz’de sağlam bir mevzi kazanmak istiyor. Aynı zamanda Türkiye’nin meydan okumalarına caydırıcı bir güçle karşılık vermek istediğini gösteriyor.
Nitekim Yunanistan Başbakanı üçlü zirve sonrasında bu stratejik ortaklığın zamanın yıpratıcı risklerine karşılık bir çeşit koruma kalkanı oluşturduğunu da söylüyor ve şöyle devam ediyor: 'Risklerle dolu yeni bir jeopolitik aşamaya girdiğimiz bu dönemde tehlikeleri bertaraf etmekle kalmayacağız, aynı zamanda bölgesel fırsatları da değerlendirmiş olacağız.'”
Bu arada güvenlik ve askerî açıdan üç ülkenin silahlı birimlerinden katılması düşünülen 2.500 seçme kişiden söz ediliyor. Ancak bu gücün acil bir müdahale gücü mü yoksa operasyonel bir güç mü olacağı henüz aydınlığa kavuşmuş değil.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2026'da dünya siyaseti, 2025'in jeopolitik sahnesi, Karayipler'de gerilim, ABD'nin yeni güvenlik stratejisi, çözüm sürecinde yeni safha, Ortadoğu'da yeni ittifaklar, toplumsal dirençliliğin aşınması.
26 Ara 2025

İLGİLİ OKUMALAR


