Suriye’den İran’a, İsrail’den ABD’ye

Bölge, hiç olmadığı kadar gergin. İran’dan Suriye’ye, Gazze’den Irak’ın kuzeyine kadar olan bölgede hareketlilik hiç olmadığı kadar yoğun. Bu gelişmeler sürerken bir yandan da çözüm süreci kazasız yürütülmeye çalışılıyor. Ancak bölgesel gelişmelerin sürecin kaderini de etkileyeceğine kuşku yok.
Yazı: Gökçer Tahincioğlu
Türkiye, geçen haftayı Halep’ten gelen haberlere dikkat kesilerek geçirdi. Zira Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana, ilan edilmeyen, hızlıca önüne geçilen küçük çatışmaları saymazsak ilk kez Şam yönetimi SDG’yi doğrudan hedef aldığını ilan ederek ardı ardına operasyonlar düzenledi.
ABD’nin çağrısı ve yürütülen yoğun temaslar sonrasında taraflar arasında geçici bir anlaşma yapıldı. Halep’in hedef alınan mahallelerinden SDG güçleri iki günlük çatışmaların ardından çıkartıldı.
- Elbette bununla bitmedi. Halep krizi, Şam yönetimi ile SDG arasında 10 Mart mutabakatının sağlanması konusunda nasıl bir sonuç üretecek, göreceğiz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun bir fırsat yarattığını söyledi. Buna karşılık SDG’den, Şam yönetiminin merkezî ve otoriter tek güç hâline gelmeye çalıştığı eleştirileri sürüyor. Halep’te yaşananların kendilerini koruma zorunluluğunu ortaya koyduğunu savunuyor.
Şam yönetiminin elinin güçlendiğine kuşku yok. Müzakerelerin hangi hat üzerinde devam edeceği ise muamma. Bölgeden gelen haberler, Şam yönetiminin SDG’nin tamamen Fırat’ın doğusuna çekilmesini istediği yönünde.
Aslında Ankara’nın da uzun yıllardır üzerinde durduğu, “Fırat’ın doğusu” ifadesi, SDG’nin belli bir bölgeye sıkıştırılması, stratejik hat ve yollardan uzaklaştırılması anlamı da taşıyor. Bu ne kadar mümkün olacak, müzakereler bunu sağlayabilecek mi göreceğiz.
- Ancak Halep deneyiminin aynı zamanda tarafların güç gösterisi olduğunu söylemek de mümkün. Şam yönetiminin özgüven kazandığı da ortada.
Suriye tartışmaları uzun ve karışık. Ancak Ankara’nın hesapları bütün ihtimalleri kapsıyor. ABD’den, tarafların uzlaşmasına yönelik mesajlar gelmeye devam ediyor. Temel motivasyon dengenin korunması. İsrail ile Şam yönetimi arasında Fransa’da yapılan anlaşmanın ardından ülkeye yayılacak bir çatışma ortamı istenmiyor. Ankara’nın hesapları arasında bu ihtimal de var. Ancak olası bir çatışma hâlinde nasıl hareket edileceğine yönelik planlar da yapılmış durumda.
Halep’te yaşananların çözüm sürecine zarar vermeyeceğine yönelik mesajlar verilmesinin nedeni de bu. Ankara da bu aşamada hassas dengeleri gözetmeye çalışıyor. Ancak bu denge yönetiminin olası bir çatışmayla farklı bir tarafa evrileceğini söylemek mümkün. Bu planlamaların da yapıldığı söyleniyor.
İsrail faktörü
Ankara bir yandan da İsrail’in bölgedeki etkinliğini takip ediyor. Fransa’da Şam yönetimi ile yapılan anlaşmadan hemen sonra, Halep’teki çatışmalar sürerken Suriye’nin güneyindeki farklı alanlara bayrak diktiği gözlenen İsrail, hem Şam yönetimi hem de SDG ile yakın teması sürdürüyor.
Ankara da bu temasların olası sonuçlarını hesaplıyor. Fiilen Suriye’nin güneyinde asker bulunduran, bölgeyi kontrol eden İsrail’in, istihbarat ve askerî faaliyetlerini ülke geneline yayma eğiliminde olduğu gözleniyor.
İran gelişmeleri
Ankara’nın yakından izlediği bir başka ülke İran. İran’ın yakın tarihinde çeşitli ayaklanmalar oldu ancak ülkeden gelen haberler öncekilerden büyük ve kapsamlı protestoların aralıksız sürdüğü yönünde. ABD’nin henüz protestoların başladığı dönemde verdiği, “Rejim, protestocuları öldürürse müdahale ederiz” uyarısının ardından, Trump, “Yardım yolda” açıklaması yaptı. Bu durum, protestoların aralıksız sürdüğü İran’daki tansiyonu daha da yükseltti.
NEREDE YAYIMLANDI?
İran'da protestoların niteliği, Devrim Muhafızları'nın ekonomik etkisi, Latin Amerika'da bitmeyen tehdit, Ankara'da yeni siyaset ihtimalleri, Türkiye'de sistem sorunu, gazeteciliğin ikilemleri.
16 Oca 2026

İLGİLİ OKUMALAR


