İklim kriziyle mücadelenin kara deliği

ABD'nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararı, 27 Ocak'ta resmen yürürlüğe girdi. İklim aktivistleri dünyanın geleceği için mücadele çağrılarına devam ediyor. Öte yandan jeopolitik risklerin yükseldiği bu dönemde artan askerî harcamaların iklime etkisinin boyutları hâlâ pek tartışılmayan bir konu olarak önümüzde duruyor.
Yazı: Pelin Cengiz
ABD’nin iklim kriziyle küresel mücadelede bir dönüm noktası olarak kabul edilen Paris İklim Anlaşması’ndan çekilme kararı, ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci kez göreve geldiği Ocak 2025 tarihinde imzaladığı kararnamenin ardından 27 Ocak 2026 günü yürürlüğe girdi.
- Anlaşmadan çekilme kararının Birleşmiş Milletler’e bildirilmesi sonrası çekilmenin yürürlüğe girmesi için gereken bir yıllık süre dolunca ABD 27 Ocak 2026 itibarıyla Paris İklim Anlaşması'ndan resmen çekilmiş oldu.
Trump, ikinci kez başkanlık koltuğuna oturduğu 20 Ocak 2025'te ABD'yi Paris İklim Anlaşması'ndan çektiğini duyurmuştu. Bundan bir hafta sonra BM tarafından yapılan açıklamada ayrılma kararının bir mektupla 27 Ocak 2025'te BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e iletildiği belirtilmişti.
Trump’ın iklim krizi inkarına ve bilimsel çalışmaları yok saymasına karşılık, iklim kriziyle mücadelede kararlılık sergilenmesi çağrıları devam ediyor.
Bu yazının meramı, iklim kriziyle mücadele meselesinin ne kadar kritik ve acil olduğunu söylemenin ötesinde iklim krizinin nasıl küresel siyasetin ve jeopolitik gelişmelerin merkezinde olduğuna ilişkin bir parantez açmak…
ABD’nin dünyanın en büyük karbon salımı yapan ülkelerin başında geldiğini artık bilmeyen yok. Ancak son dönemde ABD’nin karbon salımlarına başka bir açıdan bakmak gerekiyor. Çünkü ABD’nin Venezuela’ya düzenlediği askerî operasyon ve Grönland’ı ilhak etmeye yönelik açıklamalarıyla birlikte tırmanan jeopolitik gerilimler ve süregelen silahlanma eğilimi, iklim değişikliğiyle mücadeleyi doğrudan tehdit ediyor.
Belirsizliğin ve kuralsızlığı giderek yükseldiği bu jeopolitik ortamda, askerî harcamaların da yükseldiğini görüyoruz.
NATO ülkeleri GSYH’nin yüzde 5’ini ayırıyor
Grönland tartışmaları NATO’nun geleceğini sorgulatırken Trump’ın NATO ülkelerinden savunma harcamalarını daha da artırmalarını istemesi dikkat çekiyor. NATO üyesi ülkelerin GSYH’larının yüzde 5’ini savunma bütçelerine ayırmaları, büyük ölçüde fosil yakıtlara dayalı bir sektör olan askerî faaliyetlerin emisyonlarını da artıracak. Brüksel’de toplanan savunma bakanları, NATO ülkelerinin GSYH’sının yüzde 5’ini savunma alanına ayırmasını kararlaştırdı. Bu oranın yüzde 3,5’i ağır silah sistemleri, tanklar ve hava savunmasına, yüzde 1,5’i ise altyapı, siber güvenlik ve istihbarat gibi alanlara ayrılacak.
- Büyük ölçüde fosil yakıta dayalı olan askerî faaliyetler, küresel emisyonların önemli bir bölümünü oluşturmasına rağmen hâlâ şeffaf biçimde raporlanmıyor. Savaşların iklim üzerindeki etkileri ise sınırlar ötesi şekilde tüm dünyayı etkiliyor.
Bu kadar çatışmalı süreçten ve savaştan bahsederken, orduların ve askerî faaliyetlerin iklim üzerindeki etkileri bugüne kadar büyük ölçüde göz ardı edildi. Askerî emisyonlar, küresel sera gazı emisyonları açısında tam bir “kara delik” olarak nitelendiriliyor, çünkü ordular yapısı gereği gizliliğe önem veren yapılar olduğu için veri paylaşmaya istekli olmuyor. Ayrıca Paris İklim Anlaşması’nın askerî emisyonlara bazı muafiyetler getirmesi, başka bir deyişle bu konuda açıklama zorunluluğu getirmemesi de başka bir etken.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
SDG'nin yenilgisi, çözüm sürecinin güncel durumu, ICE gerilimi, iklim krizinin askerî cephesi, dolar imparatorluğunun sonu, yerel yönetimleri güçlendirmek ve çalışmak zorunda olan öğrenciler.
30 Oca 2026

İLGİLİ OKUMALAR


