40 yıllık kırım

Marmara Denizi’ndeki müsilaja neden olan karasal kirliliğin izindeki yolculuğun son durağı Tekirdağ. Buradaki en önemli uğrak noktası ise dünyanın en kirli sularından biri olarak tanımlanan ve Ege’ye dökülmesine rağmen bölgedeki yüzlerce tesisin atık sularının derin deşarjla Marmara Denizi’ne gönderildiği Ergene Nehri.
Sabahın erken saatlerinde koyulduğumuz yolda, İstanbul’un kaosundan çıkmayı başarabildiğimiz noktadan itibaren bize günebakan çiçekleri, sonbaharın rengine bürünmüş ovalar, tarım arazileri eşlik ediyor. Bu sefer göreceklerimize daha hazırlıklıyız. Trakya havzası ve Ergene hakkında geçmişte de çok fazla haber yaptık ve özellikle Ergene’nin kirliliği konusunda radikal bir değişiklik olmadığını biliyoruz.
Tekirdağ’daki mihmandarımız meslektaşımız Serap Cömertoğlu İşcan. İlk randevumuz Çorlu Belediye Başkanı Ahmet Sarıkurt ile. Buluşur buluşmaz biz, İşcan ve başkanın ekibiyle birlikte küçük bir konvoy hâlinde Ergene’ye deşarj yapılan noktaya doğru hareket ediyoruz.
Marmara’nın atık kirliliğinin peşinde yola düştüğümüz yaklaşık iki ay boyunca, hemen her ilde o bölgeyi ve denizi zehirleyen akarsulara yaklaştıkça aldığımız kesif, keskin, genzimizi hatta akciğerlerimizi yakan kokudan İstanbul’a döndüğümüzde bile bir türlü kurtulamamıştık. Tekirdağ’da da deşarj noktalarına yaklaştıkça, tanıdık hâle gelen aynı keskin koku bizi karşılıyor. Ve elbette köpürerek akan simsiyah su... Bu noktalar, kanserin ve akciğer hastalıklarının yüksek oranda görüldüğü ve ironik biçimde eski adı “Sağlık Mahallesi” olan “Ergene”ye oldukça yakın.
Yolda yavaş yavaş çiseleyen yağmurun şiddetini artırmasına rağmen ekip pes etmiyor. Belediye Başkanı’yla yağmur altında ve güçlenen rüzgara rağmen röportaj yapmayı başarıyoruz:
“Bu su, Çorlu ve Ergene’nin yanı sıra Kapaklı, Çerkezköy civarında bulunan yüzlerce fabrikanın oluşturduğu sonuç. Bunun temel nedenlerinden ilki yasal mevzuatların yetersizliği, ikincisi ise denetim eksikliği. Para ile doğa arasındaki tercihi paradan yana kullanan ve denetimden kaçmak için elinden geleni yapan, gözünü para hırsı bürümüş insanları da unutmamak lazım.”
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2021’de Marmara Denizi’nin yüzeyini kaplayan müsilaj, tamamen bize ait olan tek denizimize hiç iyi davranmadığımızı katastrofik bir manzarayla gösterdi. Aradan dört yıl geçti. Müsilaj hâlâ orada, peki biz neredeyiz?
12 Şub 2026

İLGİLİ OKUMALAR


