Yüce gönüllülük değil hukuki sorumluluk

Yakın zamanda Avustralya ilk iklim göçmenlerini kabul etti. Batma tehlikesi altındaki Tuvalu ile iki yıl önce yapılan bir vize anlaşması çerçevesinde ilk kafile Avustralya’ya geldi. Peki bu "yüce gönüllülük" ya da "fedakarlık" mı, yoksa özellikle Küresel Kuzey'in iklim krizindeki tarihsel sorumluluğundan doğan hukuki bir yükümlülük mü?
Yazı: Serkan Köybaşı
Dünya pek çok krizle aynı anda uğraşıyor. Zenginle yoksul arasındaki gelir uçurumu artıyor, gençlerin geleceğe dair umutları azalıyor, uluslararası hukuk liderler tarafından hiçe sayılıyor, Avrupa'da silahlanma yarışı hızlanıyor ve mevcut savaşlar durdurulamadığı gibi, yenileri de ufukta görünüyor. Ve tüm bunlar iklim krizi gibi devasa ve karmaşık bir krizin gölgesinde yaşanıyor.
Aşağıdaki grafik NASA tarafından hazırlandı. Dünya’ya ulaşan ve Dünya’dan yansıyan Güneş ışınları arasındaki farkı gösteriyor. Dünya’nın Güneş’ten gelen ısının bir kısmını soğurması elbette normal. Toprak, bitkiler, canlılar ve atmosfer tarafından tutulan bu ısı sayesinde gezegenimizde hayat var. Ancak bir sorun var: Grafik, soğurulan ısının sadece 20 yılda 3 katına çıktığını gösteriyor.

Dünya üzerindeki bitki ve canlı nüfusu 3 katına çıkmadığına göre, bu ısı atmosferde tutulmuş demektir. Artık bilindiği üzere bunun sebebi petrol, doğalgaz ve kömürün yakılmasıyla havaya karışan sera etkili gazlar. Küresel ısınmanın artmasıyla birlikte Dünya’nın her yerinde iklim dengesizleşiyor. Daha geçen günlerde Akdeniz ve Ege şehirlerimizi vuran aşırı yağışlar bunun bir örneği.
Eskiden de kuraklık veya aşırı yağışlar olmuyor muydu? Elbette oluyordu. Aynı şekilde sıcak hava dalgaları, don, fırtına ve diğer aşırı hava olayları da oluyordu. Ancak şimdi bunların sıklığı ve gücü artıyor ve öngörülemez hâle geliyor. Bu durum da dünyanın dört bir yanında tarımsal üretimi ve yaşam koşullarını olumsuz etkiliyor.
NEREDE YAYIMLANDI?
Batı ülkelerinin iklim değişikliğindeki tarihî sorumluluğunu ve iklim göçlerini inceledik. Erkeğin ölçü olduğu bir dünyada kadın olmanın sonuçlarını ve kadın dostluğunun dönüştürücülüğünü ele aldık.
07 Mar 2026

İLGİLİ OKUMALAR


