AB genişleme raporu

(Görsel: Vikipedi)
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun aday ülkeler Türkiye, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya ve adaylık başvurusunda bulunan Bosna Hersek ve Kosova'ya ilişkin son değerlendirmelerin yer aldığı 2021 Genişleme Paketi geçtiğimiz hafta duyuruldu. Haziran 2020 – Haziran 2021 arasına yönelik Türkiye hakkındaki raporda, “pandeminin ekonomik etkilerine karşı alınan önlemler sonucunda Türkiye'nin ekonomik krizden hızlı bir şekilde çıktığı” belirtilirken, “ekonominin işleyişi ile ilgili ciddi endişelerin devam ettiği” de kaydedildi. Türkiye hakkında demokrasi, temel haklar, yargı gibi konularda önceki yıllarda açıklanan raporlarda yer verilen eleştiriler tekrarlandı. Göç politikası, ekonomi, iklim gibi başlıklarda ise olumlu ifadelere yer verildi. Raporda dikkat çeken başlıklar aşağıdaki gibidir:
Başkanlık Sistemi
- Türkiye'nin demokratik kurumlarının işleyişinde ciddi eksiklikler olduğu, raporlama döneminde demokratik gerilemenin devam ettiği,
- Mevcut Başkanlık sisteminin yapısal eksikliklerinin sürdüğü, bu nedenle yasama, yürütme yargı organları arasında güçler ayrılığı ilkesinin uygulanamadığı,
- Başkanlık sistemi ile güvenlik kuvvetlerinin gücünün arttığı, güvenlik güçlerinin sivil halk üzerindeki kontrolünü daha da pekiştirmek için adımlar atıldığı,
- Kamu yönetimi reformu alanında raporlama döneminde ilerleme kaydedilmediği, bu süreçten sorumlu lider bir kurum bulunmadığı,
Dış Politika
- Türkiye’nin giderek daha iddialı olan dış politikası (özellikle Kafkasya, Suriye ve Irak'taki askeri harekâta verdiği destek) nedeniyle AB öncelikleriyle çelişmeye devam ettiği,
- Kasım 2020'de Avrupa Konseyi’nin, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki yetkisiz sondaj faaliyetlerine yanıt olarak mevcut kısıtlayıcı önlemlerin süresini uzattığı,
- Türkiye’nin, Maraş şehrinin statüsünü değiştirmeye yönelik eylemlerinin Avrupa Birliği tarafından kınandığı,
- Türkiye’nin, Kıbrıs ile doğrudan ulaşım bağlantılarına ilişkin kısıtlamalar da dâhil olmak üzere malların serbest dolaşımının önündeki tüm engellerin kaldırılmasını sağlayamadığı,
- Avrupa Birliği’nin Türk-Libya deniz yetki anlaşmasını (2019) üçüncü devletlerin egemenlik haklarının ihlali ve deniz hukuku düzenlemelerine uymamak olarak değerlendirdiği,
Ekonomi
- Ekonomik kriterlere ilişkin olarak, Türkiye ekonomisinin raporlama döneminde ilerleme kaydetmediği ve ekonominin işleyişiyle ilgili ciddi endişelerin devam ettiği,
- İç talebi artırmak ve COVID-19 etkilerini yumuşatmak için büyük ve geniş kapsamlı bir dizi önlem yayınlandığı, ancak buna rağmen 2020'nin üçüncü çeyreğinde kriz öncesi seviyelere ulaşıldığı,
- Politik koordinasyondaki zayıflıkların, yetkililerin eylemlerinin güvenilirliğini ve etkinliğini zayıflattığı
- Para politikasının 2020 sonbaharında sıkılaştığı, ancak merkez bankası başkanının atanmasından sadece dört ay sonra Mart 2021'de aniden görevden alınması finansal piyasa istikrarsızlığını artırdığı,
- Kayıt dışı sektörün kriz sırasında gerilediği, ancak yine de ekonominin büyük bir bölümünü oluşturduğu
- Türkiye'nin enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yenilenebilir enerji sektörünün geliştirilmesi gerektiği,
- Devlet yardımının sağlanmasında uygulama, yaptırım ve şeffaflık konusunda uygun kuralların bulunmadığı,
- Bankacılık sektörünün, kriz hafifletme önlemlerinden yararlanarak iyi bir sermayeye sahip olmaya devam ettiği,
- Türkiye'nin AB – Türkiye arasındaki Gümrük Birliği anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerinden sapmaları olduğu,
- Salgının işgücü piyasası ve yoksulluk üzerinde olumsuz bir etkisi olduğu,
- Vergi oranlarında sık sık değişiklik yapmaktan kaçınan ve tüm AB Üye Ülkeleri ile vergi bilgisi alışverişini sağlayan net bir stratejiye ihtiyaç olduğu.
İnsan Hakları ve İfade Özgürlüğü
- Olağanüstü halin Temmuz 2018'de sona ermesine rağmen olağanüstü hal sırasında getirilen önlemlerin çoğunun yürürlükte kalmaya devam ettiği,
- Hükümet yetkililerine verilen bazı olağanüstü yetkilerin demokrasi ve temel haklara zarar verdiği,
- İktidar hükümetinin muhalefet partilerinin belediye başkanlarına yaptığı baskının (muhalif siyasetçilere yapılan idari ve adli soruşturmalar, kayyum atamaları, terörle bağlantılı suçlamalarla yapılan tutuklamalar gibi) demokrasiyi daha da zayıflattığı
- Güneydoğu’da güvenlik güçleri tarafından ciddi insan hakları ihlalleri yapıldığı,
- Getirilen yasaklar, orantısız müdahaleler ve aşırı güç kullanımı, göstericilere terörle bağlantılı faaliyet suçlamasıyla yöneltilen soruşturmalar nedeniyle ifade özgürlüğü konusunda ciddi bir gerileme yaşandığı,
- Cinsiyete dayalı şiddet, ayrımcılık, azınlıklara yönelik nefret söylemlerinin ciddi bir endişe konusu olduğu,
Adalet Sistemi
- Yargı sisteminin özellikle 2016 yılından itibaren ciddi gerileme kaydettiği,
- Yargının bağımsızlığı konusunda tedbir alınmadığı,
- Türkiye’nin özellikle Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala davalarında AİHM kararlarını uygulamayı reddetmesi, yargının uluslararası ve Avrupa standartlarına bağlılığına ilişkin endişeleri daha da artırdığı,
Yolsuzluk, Kara Para Aklama ve Terörün Finansmanı ile Mücadele
- Yolsuzlukla mücadele konusunda ilerleme kaydedilmediği,
- Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) tavsiyelerini uygulamadığı ve yolsuzluğun endişe konusu olmaya devam ettiği,
- Organize suçla mücadelede sınırlı ilerleme kaydedildiği, kara para aklama ve terörün finansmanı ile mücadeleyi düzenleyen yasal çerçevenin iyileştirilmesi gerektiği,
- Siber suçlar ve tanık korumasına ilişkin mevzuatın ise iyileştirilmesi için çaba gösterilmesi gerektiği,
Göçmenler ve Mülteci Politikası
- Göç ve sığınma politikası konusunda sınırlı ilerleme kaydedildiği,
- Türkiye'nin göçmenleri ve mültecileri Yunanistan üzerinden Avrupa'ya giden kara yolunu kullanmaya aktif olarak teşvik ettiği,
- Ekim 2017'de yürürlüğe girmesine rağmen AB-Türkiye geri kabul anlaşmasında yer alan üçüncü ülke vatandaşlarıyla ilgili hükümleri hala uygulamadığı,
- Türkiye’nin dünyadaki en büyük mülteci topluluğuna ev sahipliği yaptığı ve ihtiyaçlarını karşılamak için önemli çabalar göstermeye devam ettiği.
Sonuç olarak; AB üyelik yükümlülüklerini üstlenme kabiliyeti hakkında, Türkiye'nin AB müktesebatına uyumunun çok sınırlı ve geçici bir temelde sürdürüldüğü belirtilmiştir. Pek çok başlıkta AB müktesebatına uyum için daha fazla çaba gösterilmesine ihtiyaç mevcuttur. Bu itibarla tüm başlıklarda, uygulamaların ve yürütme mantığının önemli ölçüde iyileştirilmesi gerekmektedir. Düzenleyici kurumların bağımsızlığının sağlanması ve idari kapasitenin geliştirilmesi, Türkiye'nin daha fazla ilerleme kaydetmesi için kilit öneme sahiptir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


