
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
2020 yazını Doğu Akdeniz gündemi ile meşgul olarak geçirdik. Aradan geçen bir yılda AB Liderler Zirveleri, pozitif gündemin oluşturulması yönünde karşılıklı iyi niyet göstergeleri ve istikşafi görüşmeler tansiyonu düşürdü. Yine de gelinen noktada Ankara’nın somut adım beklentilerinin AB tarafından karşılanmadığı görülüyor. Son olarak 24-25 Haziran tarihlerinde Brüksel’de bir araya gelen Avrupalı liderler yayımladıkları sonuç bildirisinde, yoğun gündemlerinin yanı sıra Türkiye’ye de özel başlık ayırdılar. Son Zirve’nin yankılarına ve geri planını birlikte inceleyelim.
Birkaç adım geriden: 2020 sonlarında AB’den Türkiye’ye karşı yaptırım kararı çıkması bekleniyordu. 10-11 Aralık 2020 tarihlerinde gerçekleşen Zirve’den yaptırım kararı çıkmadı. Türkiye’nin tutumuna göre alınacak kararlar Mart ayına ertelendi. 25-26 Mart 2021’de gerçekleşen Zirve’de “pozitif gündem” adımı atıldı. Türkiye’ye Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, vize serbestisi, düzensiz göç ile mücadelede destek gibi konularda destek vaadi verildi. Haziran Zirvesi’nde ise bu vaatlerin üzerinden somut bir şekilde geçilmediği görüldü.
Doğu Akdeniz’de sakin yaz: Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 Haziran’da Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ile Brüksel'de görüştü. Görüşme öncesinde Fransa basınına demeç veren Miçotakis, iki ülkenin NATO müttefiki olduğuna ve görüş ayrılıklarına rağmen çözüm bulma gerekliliğine dikkat çekti. Aynı gün Yunanistan merkezli Real gazetesi Türkiye İHA’larının Ege’deki faaliyetlerinin kaygı verici olduğu yönünde manşet attı.
Türkiye başlığı: 24-25 Haziran Zirvesi’nin sonuç bildirgesinin Türkiye başlığında sekiz madde sıralanıyor. Bu maddelerin ilkinde, AB'nin Doğu Akdeniz’de “stabil ve güvenli” bir ortam beklediği vurgulanıyor.
Göç yönetişimi: Son Zirve’nin basına yansıyan en önemli gündem maddelerinden biri, AB’nin Suriyeli sığınmacılara vermeyi taahhüt ettiği 3 milyar avroluk yardım paketi oldu. Paketi basına duyuran Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Türkiye ile AB arasında 18 Mart 2016’da mutabakata varılan Geri Kabul Anlaşması’nın uzatılmasına dair bir rapor verdiğini de açıkladı.
Ankara ise bu paketin göç ile mücadelede iş birliği sağlamaktan oldukça uzak olduğunun altını çiziyor. Dışişleri Bakanlığı’nın 28 Haziran tarihli Zirve değerlendirme açıklamasında “Önerilen yeni mali yardım paketi, Türkiye’ye değil, Suriyeli sığınmacılara yönelik olup, esasen AB’nin kendi huzur ve güvenliğinin teminatı için atılacak bir adımdır.” ifadeleri yer alıyor.
Suriyelilere yönelik mali yardım paketleri yalnızca Türkiye’yi değil, bölgede sığınmacılara ev sahipliği yapan Ürdün ve Lübnan’a da verilecek. Bu paketler hükümetlere değil yalnızca Suriyeliler ile ilgili projelere aktarılacak. Türkiye’nin alacağı yardımlar, her yıl birer milyar dolar olmak üzere üç yıla yayılacak.
Gümrük Birliği’nin güncellenmesi: Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusu, 18 Mart mutabakatından beri masada duruyor ve bu konudaki beklenti her Zirve öncesi dile getiriliyor. 14 Haziran’da AB Komisyonu Kıdemli Başkan Yardımcısı Valdis Dombrovskis ve AB Komisyonu Ekonomiden Sorumlu Üyesi Paolo Gentiloni ile görüşen Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Zirve öncesinde Türkiye ve AB ticaretinin geliştirilmesi için Gümrük Birliği’nin önemine vurgu yapmıştı. Zirve sonrasında, konu ile ilgili “teknik çalışmaların başlatıldığı” yönünde duyuru yapıldı. Güncelleme sürecinin başlatılması ihtimali, Gazete Duvar yazarı Sezin Öney tarafından Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sakin bir dönem geçirmesi ile ilişkilendiriliyor ancak güncellemeye kesin gözle bakılmıyor.
Ne söylendi: Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, son zirvenin bir hayal kırıklığı olduğunu belirtti ve AB’yi “güçsüz ve plansız” olarak niteledi. On birinci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise AB üyeliği sürecinde Türkiye’nin de hataları olabileceğine dikkat çekti. Almanya radyosu ARD’ye açıklamalarda bulunan Gül, “Kendi irademizle AB kurallarını fasıl fasıl iç mevzuatımıza yansıtmayı ve AB standartlarını yakalamayı beceremedik. Türkiye’nin noksanlığı da bu oldu.” dedi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu sayımızdaki yazılarda şehirlerin geleceğine, nihayet yasalaşacak olan hayvan hakları yasasına ve Türkiye-AB ilişkilerine odaklanıyoruz.
06 Tem 2021

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Bu yılki NATO Zirvesi; semboller, anlatılar ve kültürel güçle örülen "yumuşak gücün" ortadan kalkmadığını; aksine yeni bir biçim kazandığını gösteren anlarla doluydu. Savunma sanayiinin ve caydırıcılığın öne çıktığı bir dönemde yumuşak güç de bu gerçekliğe uyum sağlıyor; daha sert semboller, daha karizmatik lider imajları ve daha gösterişli ritüeller üzerinden yeniden üretiliyor.

Mutlak butlan kararı, yalnızca CHP iç dengelerini değil, toplumsal muhalefetin yönünü, enerjisini ve mücadele kapasitesini de doğrudan etkileyen bir kırılma noktası oldu. CHP’nin seçilmiş yönetiminin butlan tartışmalarına ayırdığı enerjiyi azaltıp odağını muhalefeti örgütlemeye ve CHP’yi de aşan geniş bir özgürlük cephesi kurmaya yöneltmesinin imkanları neler olabilir?
08 Tem 2026




