ABD seçimleri teknoloji sektörünü nasıl etkileyecek?

ABD başkanlık seçimlerinin, önümüzdeki yıllarda büyük teknoloji şirketlerinin karşılaşacağı düzenleyici ortam açısından ciddi sonuçları olacak. Microsoft'tan Amazon'a, Meta'dan X'e, dev oyuncuların bulunduğu Silikon Vadisi, başlangıçta ABD'de yarattığı istihdam ve ekonomik büyüme nedeniyle kanun koyucular tarafından desteklense de son yıllarda kontrol edilmesi giderek daha güçleşen boyutlara ulaşmasıyla Washington'un tavrı da değişti.
- Ancak teknoloji şirketlerinin karşı karşıya olduğu düzenlemelerin kapsamı, ABD hükümetinin mevcut davaları takip ederken ne kadar agresif davranmaya karar vereceğiyle de yakından ilgili. Bu da başkan kadar Senato'daki çoğunluğun hangi partide olacağına bağlanıyor.
Bir adım geriden: ABD Başkanı Joe Biden'ın 2020'de seçilmesinden ve ardından Lina Khan'ı Federal Ticaret Komisyonu'nun (FTC) başkanlığına getirmesinden bu yana, ABD hükümetinin büyük teknoloji şirketleriyle ilişki kurma biçiminde gözle görülür bir değişim yaşandı. Khan liderliğindeki FTC, büyük teknoloji şirketlerinin birleşme ve satın almalarında büyük bir etkiye sahipti. Bu dönemde Microsoft ve Activision gibi büyük anlaşmalardan daha küçük uygulamalara, incelemeler yoğunlaştı.
- Aslında eski Başkan Donald Trump da, kendi döneminde Google'a açılan antitröst davasından hatırlanacağı üzere, büyük teknoloji şirketlerinin en yılmaz savunucusu değildi. Ancak yeni dönemde bunun değişebileceğinin işaretleri şimdiden görülüyor. Trump'ın seçimleri kazanması durumunda, FTC ve Adalet Bakanlığı'nın antitröst birimine yeni bir başkan getirilmesi yüksek ihtimal gibi görülüyor.
Sektör analistleri, seçim sonuçlarının teknoloji arenasında sosyal medya, elektrikli otomobiller, kripto, donanım ve yapay zeka olmak üzere özellikle 5 alanda belirleyici bir rol oynayacağını öngörüyor.
Sosyal medya
Kamala Harris başkan olursa: Kamala Harris’in, başkanlık yarışını kazanması durumunda özellikle kullanıcı mahremiyetini koruma ve şirketlerin bu konudaki sorumluluklarını artırma konusunda daha sıkı düzenlemeler getirmesi bekleniyor. Bunun da kullanıcılar için şeffaflık, güvenlik ve gizlilik odaklı bir dijital ortam sağlayacağı düşünülüyor.
Bir adım geriden: Harris, California Başsavcısı olduğu dönemde gizlilik düzenlemeleri getirmeye yönelik adımlar atmıştı. Harris, 2010’ların başında California’da veri ihlali ve kimlik hırsızlığı gibi teknolojiyle ilgili suçları soruşturmak için eyalet yönetiminde “eCrime” isimli bir birim kurmuştu. 2012’de Amazon, Apple ve Google gibi büyük teknoloji şirketleriyle uygulamalarında gizlilik politikalarına açıkça yer vermelerini sağlamak için anlaşma yapan Harris, 2018’de California Tüketici Gizliliği Yasası’nın (CCPA) yürürlüğe girmesine de ön ayak olmuştu.
Yasa, California’da ikamet eden ABD vatandaşları için gizlilik hakları ve tüketici korumalarını artırmayı hedefliyor ve şirketleri kapsamlı bir tüketici gizliliği ve veri güvenliği politikası uygulamaya zorluyor.
Sektör uzmanları, asılsız haberlerle mücadele ve yanlış bilginin yayılmasını önleme konusunda sosyal medya platformlarına daha fazla sorumluluk yükleyen yasal düzenlemelerin de Harris'in gündeminde olabileceğini tahmin ediyor. Harris’in California Başsavcılığı ve ABD Başkan Yardımcılığı döneminde nefret söylemi ve rıza olmadan yayılan görüntüler gibi konularda hazırlanan düzenlemelere katkı sağladığı biliniyor.
Öte yandan: Harris’in teknoloji şirketlerine karşı Joe Biden yönetimine kıyasla daha dostane bir tavır sergilemesi de beklentiler arasında. Bazı analistler, Harris yönetiminin şirketleri iş modellerinde dramatik değişimler yapmaya zorlamayacağını düşünüyor.
Trump başkan olursa: Başkanlık döneminde sosyal medya şirketleriyle daha gergin bir tonda iletişim kuran Donald Trump’ın ise son dönemlerde Silikon Vadisi’nden gördüğü güçlü desteğe dayanarak daha serbest bir yaklaşım tercih edeceği tahmin ediliyor.
- 2022 yılında Twitter’ı satın alan ve adını X olarak değiştiren Elon Musk, Trump’a açıktan destek sunuyor.
Seçimlerle ilgili net bir tutum sergilemeyen Meta CEO’su Mark Zuckerberg’ün de verdiği demeçlerde Trump’a biraz daha yakın bir profil sergilediği görülüyor. Zuckerberg, Temmuz ayında Bloomberg'e verdiği röportajda Trump’ın suikast girişimi sırasında Amerikan bayrağıyla yumruğunu havaya kaldırmasının kendisini duygulandırdığını ifade etmişti.
Trump ile başkanlık döneminde dostça ilişkiler kurmayan Amazon kurucusu Jeff Bezos da suikast girişimi sonrası X üzerinden yaptığı paylaşımda eski başkanın ateş altında muazzam bir zarafet ve cesaret gösterdiğini dile getirmişti.
Trump’ın, Silikon Vadisi’nden gelen bu desteğin rüzgarıyla teknoloji sektörüne sıkı düzenlemeler getirme eğiliminde olmayacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle olası bir Trump yönetiminde sosyal medya platformlarının kullanıcı içeriklerini düzenleme ve veri gizliliğini koruma konusunda daha az sorumlu tutulabileceği belirtiliyor. Bunun sonucunda mahremiyet ve asılsız bilgi akışı gibi konularda sosyal ağların biraz daha kontrolsüz hâle gelebileceğinin de altı çiziliyor.
TikTok’un seçim sonuçlarından en dramatik biçimde etkilenecek sosyal medya platformu olması bekleniyor. Çin merkezli ByteDance çatısı altında faaliyet gösteren platformun hâlihazırda ABD’de devam eden yasal bir mücadelesi bulunuyor.
Trump, kendi başkanlık döneminde ulusal güvenliğe ilişkin endişeler nedeniyle TikTok’un ABD genelinde yasaklanmasını önermişti. Joe Biden ise bu yıl Nisan ayında aynı gerekçelerle platformu ülke genelinde yasaklayan bir yasa tasarısını onayladı. Biden yönetimi, TikTok’un Çin hükümetinin ABD aleyhine kullanabileceği hassas kullanıcı verilerini topladığını ileri sürüyor. Ayrıca platformun kullanıcıların hangi içerikleri göreceğini belirleyen algoritmalarının Çinli yetkililer tarafından manipüle edilmeye açık olduğu belirtiliyor.
Biden tarafından imzalanan yasa, TikTok’un ABD’de kullanıma kapatılmaması için ByteDance’in platformun yönetimini 19 Ocak’a kadar ABD merkezli bir şirkete devretmesini gerektiriyor. ByteDance’in ise mecburi satışı gerektiren yasaya yönelik bir itirazı bulunuyor. İtiraz davasından çıkacak olan sonuç, TikTok’un ABD’deki kaderini belirleyecek.
Başkanlık döneminde TikTok’u yasaklamaya yönelik girişimlerde bulunan Trump, şu anda Biden tarafından imzalanan yasaya karşı çıkıyor ve TikTok’un yasaklanmasını istemeyen herkesi kendisine oy vermeye davet ediyor.
Harris’in partisi, Biden tarafından imzalanan yasayı destekliyor olsa da Harris, yasaya ilişkin görüş beyan etmekten kaçınıyor. Ayrıca adayın yasa imzalandıktan sonra açmış olduğu aktif bir TikTok hesabı bulunuyor.
Elektrikli otomobiller
Seçimlerin elektrikli otomobil pazarı ve ABD’deki emisyon kuralları üzerinde de önemli etkileri olması bekleniyor. Bu noktada Kamala Harris’in, seçimi kazanması durumunda Joe Biden’ın yaklaşımını benimseyerek daha sert emisyon kurallarını ve elektrikli araçlara yönelik teşvikleri destekleyeceği tahmin ediliyor. Trump’ın ise emisyon kurallarını gevşeteceği ve geleneksel otomobil pazarını korumaya yönelik politikalar geliştireceği öngörülüyor.
Donald Trump başkan olursa: Trump, başkanlık döneminden bu yana elektrikli otomobillere yönelik negatif bir tutum sergiliyor. Eski ABD Başkanı’nın elektrikli araçları destekleyen kişilerin “cehennemde çürümesi gerektiğini” ifade ettiği bir açıklaması bile bulunuyor. Elektrikli araçların soğuk havalarda çalışmaya elverişli olmadığını ve uzun mesafeler kat edemeyeceğini savunan Trump ayrıca, Biden yönetiminin dayattığı elektrikli otomobil furyasını seçildiği ilk gün sona erdireceğini ve böylece ABD otomotiv sektörünü yok olmaktan kurtaracağını söylüyor.
Çevre düzenlemelerini de gevşetme eğiliminde olması beklenen Trump’ın, geleneksel otomobil üreticilerini destekleyeceği tahmin ediliyor. Bu yaklaşım, aynı zamanda içten yanmalı motora sahip araç üreten şirketlere yeni teşvikler sağlanacağı ve fosil yakıtlara dayalı enerji kaynaklarına daha fazla yatırım yapılabileceği anlamına geliyor.
Sektör analistleri ayrıca, olası bir Trump yönetiminde elektrikli araçların benimsenme hızının yavaşlamasını bekliyor. İçten yanmalı motorlu araçların fiyatları düşük kalacağı ve elektrikli araçlara yönelik teşvikler azaldıktan sonra bu araçların maliyetleri artacağı için fosil yakıtlara dayalı ulaşım seçeneklerinin ön planda kalacağı tahmin ediliyor.
Öte yandan: Trump’ın elektrikli araçlara yönelik bu tutumu, en büyük destekçisi Elon Musk’ın elektrikli otomobil şirketi Tesla’nın çıkarlarıyla çatışıyor. Bu çıkar çatışması yakın zamanda Trump’ın, bir mitingde Elon Musk kendisini desteklediği için elektrikli araçları desteklemek zorunda olduğunu dile getirmesine yol açtı.
Trump ile Musk arasındaki ilişkinin gidişatı, Trump’ın olası başkanlık döneminde elektrikli otomobil pazarına karşı tutumunu yumuşatması konusunda da belirleyici rol oynayacak.
Kamala Harris başkan olursa: Harris ise elektrikli otomobiller konusunda uzun yıllardır Trump’ın tam zıttı bir tutum sergiliyor. Harris’in, seçilmesi durumunda çevre dostu emisyon kurallarını desteklemeye devam etmesi, elektrikli araç pazarı için ayrılan Ar-Ge bütçesini artırması ve sektörde daha fazla istihdam yaratması bekleniyor.
- Olası bir Harris yönetiminde sıkılaştırılacak emisyon kurallarının da fosil yakıtla çalışan araçların üretimini ve kullanımını daha maliyetli hâle getirebileceği tahmin ediliyor. Bu sayede elektrikli otomobillerin tüketici nezdinde daha cazip hâle geleceği ve benimsenme hızının artacağı tahmin ediliyor.
Ayrıca sektör analistleri, Harris’in seçilmesi durumunda elektrikli otomobil pazarına yönelik federal teşviklerin artırılacağını, şarj altyapısının genişletileceğini ve temiz enerjiye geçişin hızlandırılacağını öngörüyor.
Bir adım geriden: Harris, başkan yardımcılığı döneminde Joe Biden ile otomobil üreticilerini araçlarının neden olduğu emisyonları azaltmaya ve daha fazla elektrikli ya da hibrit araç üretmeye teşvik eden düzenlemeler yayımladı. Harris’in ABD Kongresi’nde beraberliği bozan oyu kullandığı 2022 Enflasyon Azaltma Yasası, hâlâ ABD tarihindeki en büyük iklim yatırımı olarak görülüyor. Yasa, ABD’deki karbon emisyonlarını 2030 yılına kadar %40 oranında azaltmayı ve elektrikli araçların da içinde bulunduğu alternatif enerji kaynaklarına 370 milyar dolar yatırım yapmayı taahhüt ediyor.
Ayrıca: Biden yönetiminin 8 eyalette elektrikli araç üretimini artırmak için aralarında General Motors ve Stellantis’in de bulunduğu bir grup otomobil üreticisine 2 milyar dolar hibe sağladığı biliniyor. Mevcut ABD hükümeti, sıfır elektrikli araç alımlarında 7 bin 500 dolara kadar, ikinci ellerde ise 4 bin dolara kadar vergi indirimi uyguluyor.
Donald Trump, yeniden seçilirse bu 7 bin 500 dolarlık vergi indirimini kaldırmayı planladığını söylüyor. Eski ABD Başkanı ayrıca, otomobil üreticilerini daha fazla elektrikli araç ve şarj edilebilir hibrit araç üretmeye teşvik eden kuralları da kaldırmak istediğine işaret ediyor. Cumhuriyetçi aday, Meksika’da üretilen araçların ABD’ye ithal edilmesini engellemeye ve Çin merkezli üreticileri ABD’de üretime teşvik etmeye yönelik de adımlar atmayı planlıyor.
Öte yandan: Biden yönetimi, bu yıl Mayıs ayında elektrikli araçlar, bilgisayar çipleri, piller ve tıbbi ürünler gibi Çin’den ithal edilen bazı ürünlere uygulanan gümrük vergisinde artırıma gitme kararı aldı. Karar kapsamında ABD’nin Çin’den ithal edilen araçlara uyguladığı gümrük vergisinin, 2026 yılına kadar kademeli olarak %27,5’ten %102,5’e yükseltileceği ifade edildi. Elektrikli araçlarda kullanılan lityum-iyon bataryalar ve batarya parçaları için uygulanan vergi oranı da %7,5’ten %25’e yükseltildi.
Bu vergi kararı, elektrikli otomobilleri daha maliyetli hâle getirmek yerine ABD’nin alandaki rekabet gücünü korumayı hedefliyor. Yerli üretim araçlara fiyatta rekabet etme avantajı sağlayacak olan karar, elektrikli otomobil pazarı yerine ülkenin Çin ile rekabetini hedef alıyor. Harris’in de elektrikli otomobil pazarında yerli üreticilere sağlanan avantajları sürdürmesi bekleniyor.
Kripto sektörü
Joe Biden yönetimi, yıllardır merkeziyetsiz yapısı nedeniyle kripto sektörüne yönelik oldukça katı politikaları savunuyor. Özellikle Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), sektörde düzenleme yerine yaptırımı önceliklendiren bir yaklaşım sergilediği gerekçesiyle sıklıkla eleştiriliyor.
Kamala Harris başkan olursa: Biden yönetimi boyunca aralarında Binance, Coinbase, Gemini, Ripple ve Kraken’in de bulunduğu pek çok kripto şirketinin milyonlarca dolarlık para cezalarıyla karşı karşıya kaldığı biliniyor. Bunun yanında yönetim, Bitcoin (BTC) ve Ether (ETH) gibi merkeziyetsiz kripto para birimleri yerine devlet kontrolünde tutulabilecek merkez bankası dijital para birimlerinin (CBDC) kullanımını savunuyor. Biden ile aynı geleneği sürdüren Harris’in de kripto sektörüne yönelik düzenlemeler konusunda daha katı bir tutum sergilemesi bekleniyor.
Harris, kripto yatırımcılarının daha fazla korunması ve sektörde daha fazla şeffaflık olması gerektiğini savunuyor. Fakat güvenli inovasyonu da destekleyen aday, seçilmesi durumunda ABD’nin rekabet gücünü korumak için kripto sektörüne yatırım yapacaklarını söylüyor.
Donald Trump başkan olursa: Başkanlık döneminde sık sık kripto karşıtı açıklamalarıyla gündeme gelen ve 2021 yılında Bitcoin’i bir "dolandırıcılık aracı" olarak tanımlayan Trump ise yeni seçim kampanyasında çok daha kripto yanlısı bir tutum sergiliyor. Kendi adına NFT koleksiyonları çıkaran, yeni bir kripto platformu kullanıma sunan, Bitcoin temalı ürünler piyasaya süren ve New York’taki bir barda Bitcoin ile hamburger satın alan başkan adayı, başkanlık döneminin oldukça zıttında bir profil sergiliyor. Eski ABD Başkanı ayrıca, seçilmesi durumunda ABD’de bir CBDC piyasaya sürülmesine asla izin vermeyeceğini de söylüyor.
Neden? Bu tutum, büyük oranda Joe Biden döneminde sıkı yaptırımlarla karşı karşıya kalan kripto sektörü liderlerinin Trump’ın kampanyasına verdiği destekten kaynaklanıyor. Aralarında kripto borsası Gemini’ın ikiz kurucuları Cameron ve Tyler Winklevoss’un da bulunduğu pek çok sektör lideri, Trump’ın kampanyasına destek veriyor. Dogecoin (DOGE) ve Bitcoin’e desteğiyle ünlü Elon Musk da benzer şekilde Trump yanlısı kafilede yer alıyor.
Bu nedenle olası bir Trump yönetiminde kripto sektöründe çok daha fazla esneklik ve çok daha az yaptırım görülmesi bekleniyor.
Donanım sektörü
Donanım sektörü ve özellikle çip üretimi, uzun yıllardır ABD’de siyasi düzlemde alınan kararlardan ciddi şekilde etkileniyor. Donald Trump, başkanlık döneminde bir dizi Çin merkezli teknoloji şirketini kara listeye alarak bu şirketlere ambargo uygulamaya başladı. Hükümetin ulusal güvenliğe yönelik endişeleri, uygulanan ambargolara gerekçe gösterildi. Joe Biden yönetimi de bu yıl yine ulusal güvenliğe yönelik endişeleri gerekçe göstererek ambargoların kapsamını genişletti. Ticaret Bakanlığı tarafından denetlenecek kısıtlamalar kapsamında ABD’de üretilen yapay zeka çipleri ve temel çip bileşenlerinin Çin merkezli şirketlere ihracatı yasaklandı.
Aralarında Huawei’in de bulunduğu bazı teknoloji şirketleri de Trump döneminde getirilen ambargolar nedeniyle akıllı telefon ve bilgisayar gibi tüketici elektroniği ürünlerinde ABD’deki şirketler tarafından geliştirilen donanım ve yazılım ürünlerini kullanamıyor.
İki kanatta görülen paralel tutumun olası bir Trump veya Harris yönetiminde de kendini göstermesi bekleniyor.
Kamala Harris başkan olursa: Harris’in ABD’nin inovasyondaki liderliğini teşvik etme konusunda güçlü bir geçmişi bulunuyor. Bu nedenle başkan adayının, Biden yönetimindeki politikaların devamı olarak özellikle çip üretimine önemli bütçeler ayırması bekleniyor.
Diğer yandan analistler, olası bir Harris yönetiminde müttefik ülkelerle daha işbirlikçi bir yaklaşım görmeyi bekliyor. Özellikle çip sektöründe, Tayvan ve Güney Kore gibi Asya ülkeleriyle işbirliğinin güçlendirileceği tahmin ediliyor.
Çin ile ticaret ilişkilerinde ise Harris’in daha dengeli ve diplomatik bir yol izleyerek sektördeki gerilimi azaltacağı öngörülüyor.
Harris yönetiminde sunulacak destekler, yerel çip üretimini artırarak ABD’yi olası bir çip krizine karşı daha dayanıklı hâle getirebilir ve ülkenin uzun vadede daha yenilikçi ürünler geliştirmesine destek olabilir.
Harris’in temiz enerji konusundaki tutumu ve çevre düzenlemeleri ise üretim maliyetlerini artırabilir.
Donald Trump başkan olursa: Olası bir Trump yönetiminde de ABD’de çip üretimini artırmayı hedefleyen ve üreticileri ABD’de üretim yapmaya zorlayan politikaların devreye girmesi bekleniyor. Bu kapsamda çip üreticilerine daha fazla vergi indirimi ve teşvikler sunulacağı öngörülüyor.
Fakat Trump’ın bu noktada uluslararası işbirliği yerine daha izole ve korumacı bir yaklaşım benimseyeceği tahmin ediliyor. Başkanlık döneminde ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşını derinleştiren Trump’ın, Çin ile yapılan çip alışverişine de daha sıkı kısıtlamalar getirmesi bekleniyor. Bu durumun küresel tedarik zincirinde de sarsıntılara neden olabileceği ifade ediliyor.
Ayrıca eski ABD Başkanı’nın yerel üretimi artırmaya yönelik politikalarının, üretim maliyetlerini ve çip fiyatlarını kısa vadeli olarak düşürebileceği tahmin ediliyor.
Yapay zeka
Harris ve Trump’ın politikaları, yapay zeka alanında da önemli bir ayrışma gösteriyor. Bu ayrışmanın özellikle etik standartlar, veri gizliliği ve ulusal güvenlik hedefleri noktasında kendisini göstermesi bekleniyor.
Kamala Harris başkan olursa: Harris, başkan yardımcılığı boyunca Biden’ın yapay zeka politikalarını belirlemede en çok öne çıkan figürler arasında yer aldı. Başkan adayı ayrıca, yapay zeka için güvenlik standartları belirlemek üzere OpenAI, Microsoft, Google ve Anthropic yöneticilerini Beyaz Saray’da biraraya getirmişti.
Harris, 2023’ün Kasım ayında İngiltere’ye yaptığı bir ziyarette de ABD’nin yapay zeka için uluslararası standartlar belirleme konusunda öncü bir rol üstleneceğini dile getirmişti. Başkan adayının, seçilmesi durumunda bu tutumu sürdüreceği ve özellikle yapay zekanın önyargılı ve ayrımcı bakış açılarını pekiştirme potansiyeline odaklanarak etik standartlar belirlemeyi ön planda tutacağı tahmin ediliyor.
Analistler, olası bir Harris yönetiminde yapay zeka konusunda daha katı düzenlemeler görmeyi bekliyor. Özellikle yapay zeka teknolojileri konusunda etik standartlar oluşturmanın Harris’in gündeminde olabileceği tahmin ediliyor. Harris’in yapay zekanın kullanıcı gizliliği üzerindeki etkilerine de dikkat çekeceği ve yapay zekanın işlediği verilerin güvenliği ve mahremiyetin korunması için getirilen düzenlemeleri sıkılaştırabileceği öngörülüyor.
Özellikle sağlık, eğitim ve sosyal medya gibi hassas alanlarda yapay zeka kullanımında daha fazla şeffaflık talep edilebileceği düşünülüyor.
Sektör uzmanları, Harris’in yapay zekanın işgücü üzerindeki olumsuz etkilerine de odaklanabileceğine işaret ediyor. Otomasyonun neden olacağı iş kayıplarına karşı işçilere yeni beceriler kazandırma ve yapay zekaya adil erişim sağlama konusunda yeni politikalar geliştirilebileceği belirtiliyor. Tüm bu yaklaşımın, kullanıcılar için daha güvenli ve etik bir yapay zeka ekosistemi oluşturulmasının önünü açması bekleniyor.
Diğer yandan sıkı düzenlemelerin teknoloji şirketlerinin yapay zeka geliştirme süreçlerini yavaşlatabileceği, Harris’e yönelik mevcut endişeler arasında yer alıyor. Harris yönetiminde yatırımların da etik yapay zeka uygulamaları ve veri gizliliğine yönelik projelere kayabileceği tahmin ediliyor.
Trump başkan olursa: Trump’ın yapay zeka konusunda daha serbest bir yaklaşım benimsemesi ve sektörü daha az düzenlemeye tâbi tutması bekleniyor. Ayrıca eski ABD Başkanı’nın, yapay zekayı daha çok ulusal güvenlik ve savunma alanında kullanmaya yönelik bir stratejiyi ön plana çıkaracağı tahmin ediliyor.
Analistler, yapay zeka konusunda Çin ile mevcut rekabetin de keskinleşebileceğini öngörüyor. Özellikle Çin merkezli yapay zeka şirketlerine karşı daha sert ticaret politikaları ve yaptırımlar uygulanması bekleniyor. Bu politikalar kapsamında yatırımların da daha çok askerî ve istihbarat amaçlı yapay zeka projelerine kayacağı öngörülüyor.
Neden önemli? Uzmanlar, Trump’ın bu yaklaşımının yapay zeka alanındaki inovasyonu hızlandırsa da etik ve güvenliğe ilişkin sorunların ortaya çıkmasına yol açabileceği konusunda endişe duyuyor. Alana daha az düzenleme getirilmesi, şirketlerin yapay zeka alanında daha hızlı hareket etmesine ve ürünlerin daha hızlı bir şekilde piyasaya sürülmesine yol açsa da etik standartlardaki gevşemenin, uzun vadede olumsuz sonuçlar doğurabileceği tahmin ediliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Analistler, ABD başkanlık seçimlerinin teknoloji sektöründe özellikle 5 alanda önemli etkiler yaratmasını bekliyor. Türkiye’de kullanıcılar, yüksek faturalara rağmen dünya ortalamasının oldukça altında bir internet hızına erişebiliyor.
14 Eki 2024

YAZARLAR

Doğa Yurduneri
İş dünyası ve teknoloji editörü.

Quando İçgörü
Teknoloji ve bilim dünyasını şekillendiren trendlere yönelik analizler, sektörlerden içgörüler, güncel veriler ve etki yaratan raporlar.
İLGİLİ OKUMALAR



