Aile yılında boşanma rekoru: Kampanyalar neden işe yaramıyor?

AKP’nin iktidara geldiği günden bugüne, “aile” başlığı her zaman tartışıldı. Özellikle “dindar bir nesil” yetiştirme gayretine paralel olarak, ailenin korunması, değerlerin muhafazası gibi kavramlar dillerden düşmedi.
Buna karşılık, AKP’nin ilk iktidar yıllarında kadın örgütlerinin mücadelesinin de etkisiyle önemli düzenlemelere imza atıldı. Yeni Türk Ceza Kanunu’nda, eski kanundaki “gerici” birçok düzenleme değiştirildi. Kadınların ve haklarının korunmasına yönelik öneriler yasaya konuldu.
- Bununla yetinilmedi. Önce sadece kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda yasa çıkartıldı. Ardından İstanbul Sözleşmesi gibi önemli bir uluslararası sözleşmeye öncülük edildi. Türkiye, İstanbul’da imzaya açılan sözleşmeye imza koyan ilk ülkelerden biri oldu.
Ancak iktidarın birçok alandaki uygulaması gibi bu alandaki uygulamaları da zamanla değişti. Tabandan ve tarikatlardan gelen baskıların etkisiyle, sadece Cumhurbaşkanı’nın imzasıyla İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıldı. Gerekçe, sözleşmenin değerlere zarar vermesiydi.
LGBTİ başlığı, iktidarın ana başlıklarından biri hâline geldi ve ailevi değerlerin zedelenmesine yol açtıkları iddiasından hareketle iktidarın söylem alanına bu başlık da girdi.
Boşanmalar ve sürekli nafaka konusu da iktidarın son dönem ana başlıklarından biri oldu.
Buna paralel olarak iktidar, 2025’i “Aile Yılı” ilan etti. Yürütülen kampanyalarla ailevi değerler gençlere anlatılacak; evlilik kurumunun önemi topluma yeniden aktarılacak; bu yolla zedelendiği belirtilen aile kurumunun öneminin kavranması sağlanacaktı.
Aile yılında boşanma rekoru
Aile Yılı ve etkinliklerine itiraz edenler ise ekranları örnek gösteriyordu. Sabah kuşağı programlarında ekrana gelen aileler, şiddet mağduru kadınların sayısının her geçen gün artması, istismar ve cinsel saldırı dosyalarında rekor üzerine rekor kurulması, öldürülen kadın sayısı aile cephesinde işlerin pek de parlak gitmediğinin göstergesi olarak işaret edildi.
Rakamlar da kampanyaların istenilen etkiyi yaratamadığını gösteriyor. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, geçen günlerde, 2025 yılı adli istatistiklerini açıkladı. Önemli başlıklardan biri de “boşanma sayıları.”
Buna göre 2025’te mahkemelere 452 bin 627 boşanma davası geldi. Bu sayı da 2016’dan bu yana en yüksek ikinci sayı olarak kayda geçti. 2016’da boşanma dava sayısı 302 bin olarak saptanmıştı. 2024’te ise sayı 468 bindi. Geçen 10 yılda 2016’daki sayının neredeyse yarısı oranında bir artış olduğu gözlendi.
Boşanma nedenleri
Boşanma nedenine göre dava sayılarına bakıldığında ilk sırada 171 bin 850 ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle anlaşmalı boşanma var. İkinci sırada da 126 bin 175 dosya ile yine aynı gerekçe sıralanıyor. Ancak bu, aynı gerekçeyle açılan, çekişmeli boşanma davalarının sayısı. Buna göre sadece çiftlerin anlaşamaması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılmasından dolayı 300 bine yakın dava açıldı.
Şiddet, zina gibi toplumda “temel boşanma” gerekçesi olarak görülmeyen “anlaşmazlık”, aile yılında en temel gerekçe olarak göze çarpıyor. İstatistiklere göre, zina nedeniyle 6 bin 672, hayata kast ve onur kırıcı davranış nedeniyle bin 904 dava açıldı.
1 milyon kişi için 'tedbir' kararı
En ilginç verilerden biri de genellikle boşanma davaları ve aile içinde yaşananlara paralel olarak başvurulan “tedbir” başlığındaydı.
İstatistiklere göre, 2025’te tam 1 milyon 47 bin 288 kişi için 1 milyon 487 bin 209 “tedbir” kararı verildi. Bu, 2016’dan bu yana en yüksek sayı. Şiddet ve korkuya yönelik söz ve davranış nedeniyle 328 bin 575 kişi, konuta, okula, işyerine yaklaşmama için 260 bin 645 kişi, çocuklarına yaklaşmama için 145 bin 454 kişi, iletişim araçlarıyla rahatsız etmeme için 116 bin 597 kişi için tedbir kararına imza atıldı.
Değişen bir şey yok
Kampanyaların kısa vadede çözüm olmayacağı, etkilerinin daha uzun vadede görülebileceği söylenebilir. Ancak bu kampanyaların 2025 ile Aile Yılı etkinlikleri ile sınırlı olmadığını da anımsamak önemli.
İktidar uzun yıllardır tarikatlara ait vakıf ve dernekler aracılığıyla okullarda, kurslarda etkinlik yapılmasına olanak sağlıyor. Boşanma kararının kolay alınmaması için rehberlik hizmetleri veriliyor. Kamuoyuna sürekli olarak aile kurumunun öneminin anlatıldığı mesajlar aktarılıyor.
Ancak sonuç ortada.
Düzenlemeler işe yarar mı?
İktidarın gündeminde şimdi hem boşanma davalarının hızlı bir biçimde bitirilmesini sağlamaya yönelik düzenlemeler hem de nafaka düzenlemeleri var. Geç biten davaların sayıların da yüksek çıkmasına yol açtığı değerlendirmeleri yapılıyor. Bu yolla istitastiklerde biraz olsun düşüş sağlanması muhtemel.
Süresiz nafaka uygulaması da açılan davaların sayılarının azalmasına yol açabilir. Zira özellikle ekonomik güvencesi olmayan, yeterli ücret alabileceği bir işte çalışma olanağı bulunmayan kadınların nafakadan mahrum kalma endişesi ile boşanma kararından vazgeçebileceği eleştirileri de yapılıyor.
Ancak bunlar durmaksızın artan sayılara, mutsuzluklara çare olur mu? Olmayacağı kesin. Meselenin mutlu bir ülkeden, mutlu insanlardan, zoraki değil gönüllü birlikteliklerden geçtiğine kuşku yok. Gerisi sadece sureti düzeltmekten ibaret…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR


