

Okuluna giden yol Zingat ’ta Okul zillerinin çalmasına bir ay kala okula yakın ev arayışında olan ailelerin imdadına yetişen gayrimenkul bilgi ve pazarlama platformu Zingat, Zingat Okullar özelliğiyle farklı bir deneyim sunuyor. Nedir? 70 bine yakın okul hakkında bilgi sunan ve bu okulların çevresindeki satılık ve kiralık emlak ilanlarına ulaşmayı mümkün kılan Zingat Okullar, okul öncesi, ilkokul, ortaokul, lise ve özel eğitim olmak üzere beş kategoriden okulları il ve ilçelerine göre listeliyor. Neden önemli? Okula yakın evde oturmanın sağladığı avantajların başında, öğrencilerin okul-ev arasındaki ulaşım süresinin kısalığı sayesinde dinlenmeye, farklı hobilere ve zamanı daha verimli kullanmaya daha çok vakit ayırması geliyor. Popüler okullara yakın konutlar yalnız ebeveynler için değil, emlak yatırımcıları için de avantajlı. Kiracı bulma şansları daha yüksek olduğundan kira geliri elde etmek amacıyla konut alacaklara iyi bir seçenek sunan okul çevresindeki evler, kiraya verilmeseler bile değer olarak her zaman artış trendine sahip oluyor. Çocuğunuzun okuluna en yakın evi bu bağlantı üzerinden aramaya başlayabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
AK Parti Genel Başkanı ve 12. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile parti teşkilatı, 14 Ağustos pazar günü büyük bir coşkuyla kutladıkları partinin 21. kuruluş yıl dönümününde, iktidarları süresince imza attıkları kamuoyuna anlattılar. Günün hikayesinde, bizler de 20 yıllık AK Parti iktidarı döneminde Türkiye'nin dünyaya kıyasla "nereden nereye" geldiğini göstermeye çalışacağız.
2011 yılında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet’in 100'üncü yılı olan 2023 için 37 vaat açıkladı. Bunlar içinde en göze çarpanlar gayri safi yurt içi hasılayı 2 trilyon dolara çıkararak dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmek, kişi başına düşen milli geliri 20 bin doların üzerine çıkarmak ve ihracat hacmini 500 milyar dolara ulaştırmak olarak sıralanabilir. Ekonomiye dair vaatlerin yanında “güvenlik için özgürlükten taviz verilmemesi” veya yeni bir kamu personeli alım sistemi oluşturulması gibi siyasi reformların da hayata geçirileceği belirtiliyordu.
Bugün ise 2023 yılına sadece 4 ay kalmışken tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden biriyle mücadele eden, milyonlarca kayıtsız göçmenin yarattığı toplumsal huzursuzluğun zirveye ulaştığı ve artık demokratik ülkeler kategorisinde yer almayan bir Türkiye tablosu var.
Siyasi karne: Artık özgür bir ülke değiliz
ABD merkezli sivil toplum kuruluşu Freedom House tarafından her yıl düzenli olarak hazırlanan “Küresel Demokrasi Endeksi” verilerinde ülkeler “özgür”, “kısmen özgür” ya da “özgür olmayan” şeklinde 3 farklı kategoride inceleniyor. Bu incelemeler de temelde siyasi haklar ve sivil özgürlükler olmak üzere demokratik bir rejimin en temel iki özelliği üzerinde yapılan analizler etrafında şekilleniyor.
Freedom House verilerinde Türkiye, AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında “kısmen özgür” ülkeler kategorisinde yer alırken Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018 yılı itibarıyla “özgür olmayan ülkeler” kategorisinde yer almaya başladı.
Birleşik Krallık merkezli The Economist dergisi tarafından hazırlanan “Demokrasi Endeksi” raporunda da Türkiye “hibrit rejimler” kategorisinde yer alarak demokrasi skorunun 2012 yılından beri düzenli olarak azaldığı bir ülke konumunda bulunuyor.

Batı Avrupa ülkeleri kategorisinde değerlendirilen Türkiye, tamamı tam demokrasi veya kusurlu demokrasi kategorisinde yer alan Avrupa ülkelerinden çok uzakta, bölgesinde hibrit rejime sahip tek ülke olarak kalmış durumda. Ülkelerin demokrasi skorlarını belirleyen temel etkenlere göz attığımızda Türkiye’nin basın özgürlüğü, akademik özgürlük ve ifade özgürlüğü konularında da 20 yıllık AK Parti iktidarı döneminde gerilediğini görmek önem arz ediyor. Yazının Spektrum’da yayımlanan uzun halinde, bu konulardaki akademik karşılaştırmalara da ulaşabilirsiniz.
Toplumsal karne: Kutuplaşıyoruz
AK Parti hükümetinin en belirgin örneklerinden birini temsil ettiği otoriter-popülist iktidarlar için toplumun nefret söylemleri veya etnik kimlikler üzerinden kutuplaştırılması hem otoriter bir rejimin kurulmasına olanak sağlıyor hem de toplumun farklı kesimlerinin ortak bir demokrasi talebiyle bir araya gelmesini engelliyor.
Bu anlamda, siyasi kutuplaşmanın hem demokratik gerilemenin bir nedeni olduğu hem de bu trendi sürekli hale getirdiğini söyleyebiliriz. AK Parti iktidarı döneminde siyasi ve ekonomik krizlerin toplumsal muhalefeti artırdığı dönemlerde siyasi kutuplaşmanın bilinçli olarak artırıldığına da şahit oluyoruz. Uluslararası bir araştırma kuruluşu V-DEM’in akademik metotlarla hazırladığı grafik, 2002-2021 yılları arasında Türkiye’deki siyasi kutuplaşmanın artış trendini ve dünya ortalamasının çok üzerinde olduğunu gösteriyor.

Ekonomik karne: Yoksullaşıyoruz
2023 seçimleri için son düzlüğe girilirken Türkiye, demokrasi ve temel haklar konusunda dünyanın çok gerisinde kaldığı gibi hemen hemen bütün ekonomik göstergelerde de yarış içinde olduğu ülkelerin çok arkasında bulunuyor.
Büyüme
Ekonomik açıdan daha doğru bir karşılaştırma yapabilmek adına Türkiye ekonomisini aşağı yukarı benzer ölçütlerde olan OECD ülkeleri ile karşılaştıracağız.
Türkiye, 2003 yılında dünyanın en büyük 21'inci ekonomisiydi. 2023 yılında 2 trilyon dolar GSYH ile dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına gireceğimizi vaat eden AK Parti iktidarındaysa dünya ülkelerine kıyasla bir ilerleme kaydedemeyerek 2021 yılında da dünyanın en büyük 21'inci ekonomisi konumunda kaldı. 2 trilyon dolar olarak hedeflenen GSYH ise 807 milyar doları aşamadı.

Üstelik IMF tarafından yapılan tahminlerde, Türkiye ekonomisinin 2022 yılında küçülerek 23. sıraya düşeceği öngörülüyor.
Enflasyon
OECD tarafından yapılan 2022 sonu enflasyon tahminlerinde, Türkiye %72 enflasyon oranıyla açık ara zirvede yer alıyor. Temmuz ayı enflasyonunun %80 olduğu ve kışın artan enerji maliyetleri nedeniyle enflasyon oranının daha da artacağı göz önünde bulundurulduğunda diğer gelişmekte olan ülkelerle aramızdaki uçurumun büyüyeceği aşikâr.

Gelir eşitsizliği
AK Parti hükümeti, iktidara geldiği 2002 yılından beri neoliberal politikaların en büyük savunucusu ve uygulayıcısı olarak işverenlerin lehine birçok yasal düzenleme ve regülasyonu hayata geçirirken alt gelir grubundaki vatandaşları sosyal yardımlara muhtaç hale getiren bir ekonomik sistem yarattı.
Son bir yılda ekonomik krizin şiddetini artırmasıyla birlikte sabit gelire bağımlı alt ve orta sınıflar istikrarlı bir şekilde yoksullaşırken, Kur Korumalı Mevduat (KKM) başta olmak üzere çeşitli servet transferi mekanizmalarıyla iktidara yakın sermaye grupları kamu kaynakları kullanılarak zenginleştiriliyor.
0 ile 1 arasında ölçülen ve 1'e yaklaştıkça toplumdaki gelir eşitsizliğinin arttığını gösteren gini katsayısı Türkiye'de 0,4 olarak ölçülüyor. Gelir eşitsizliğinin Türkiye'den daha büyük olduğu OECD ülkeleriyse sadece Bulgaristan, Şili, Meksika, Kosta Rika ve Güney Afrika olarak dikkat çekiyor.

Kişi başına düşen milli gelir
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2023’te Türkiye'de kişi başına düşen milli geliri 20 bin doların üzerine çıkarma vaadi 2010'lı yılların başına ulaşılabilir bir hedef olarak görülse de 2018 yılında başlayan ekonomik krizin gün geçtikçe kontrolden çıkmasıyla bu hedefin çok uzağında olduğumuzu söyleyebiliriz. 2021 verilerine göre Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir 9.500 dolar seviyesinde. Bu rakam, iktidarın 2023 hedeflerinden çok uzakta olduğu gibi OECD ortalamasının da oldukça altında yer alıyor.

Yolsuzluk
Türkiye'de siyasi rejimin otoriterleşmesi ve yönetimin merkezileşmesi kamu kurumlarında işlevsizliği ve yolsuzluğu da beraberinde getiriyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü'nün hazırladığı 2021 Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye, Tanzanya, Surinam, Vietnam, Fas, Etiyopya gibi ülkelerin gerisinde kalarak 38 puanla 96. sırada yer alıyor.
Yolsuzluğun büyük boyutlara ulaşması hem kamu hizmetlerinin aksamasına hem de kamu kaynaklarının liyakat değil rejime sadakat ölçüsü baz alınarak belirli kesimlere aktarılmasına zemin hazırlıyor. Kamu-ihale yasasının AK Parti döneminde 191 kez değiştirilmiş olması ve 500 milyar dolar değerinde kamu ihalesinin iktidar yanlısı sermaye sahiplerine aktarılması Türkiye'de yolsuzluğun ulaştığı boyuta somut bir örnek oluşturuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günaydın. Moody's, Türkiye'nin kredi notunu düşürdü. Sanayi üretimi verileri açıklandı. CHP lideri Kılıçdaroğlu, helalleşme çağrısında bulundu. Afganistan'da kadınlar, Taliban yönetimini protesto ediyorlar.
15 Ağu 2022

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





