Aktörlük krizi: AB, İsrail-Hamas savaşında sınıfta mı kaldı?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’deki sivillere yönelik gerçekleştirdiği saldırıdan sonra, İsrail yönetiminin Gazze ve Batı Şeria’ya karşı başlattığı operasyonlarda sular durulmuyor. 28 Ekim’de savunma bakanı ile birlikte basın açıklaması yapan Benjamin Netanyahu, söz konusu operasyonlar için "Bu bizim ikinci bağımsızlık savaşımız. Ülkemizi kurtaracağız." demecini verdi. Görünen o ki Netanyahu, Filistin topraklarının tamamını işgal etmeyi meşru görüyor. Tüm uluslararası aktörler gibi Avrupa Birliği (AB) de bu "savaş"a dair endişelerini dile getiriyor.
Bir adım geriden: AB liderleri, Hamas saldırılarının ardından hızlıca İsrail’e desteklerini gösterdi. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, 7 Ekim’de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda AB’nin İsrail’i desteklediğini ve hayatını kaybeden siviller için yas tuttuklarını açıkladı. Avrupa Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi (European Council) başkanı Charles Michel de aynı şekilde İsrail halkının yanında olduklarını duyurdu. Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron gibi isimler de İsrail’e destek ziyaretlerinde bulundu.
- 13 Ekim: Ursula von der Leyen ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola'nın İsrail'e ziyarette bulundu.
- 15 Ekim: Avrupa Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi, AB'nin ortak pozisyonunu belirleyen bir açıklama yayımladı. Hamas’ı lanetlerken, iki devletli çözüme ve "meşru" Filistin otoriteleri ile iletişim kurmaya vurgu yapıldı.
- 17 Ekim: Liderler, Ortadoğu'daki durumu ele almak üzere acil olarak video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Brüksel’deki bazı kaynaklar, bu acil toplantının sebebinin, İsrail’e giderek tek taraflı destek mesajı veren Ursula von der Leyen'in yol açtığı "diplomatik hasarı onarmak amacıyla" düzenlendiğini iddia etti. Liderler 15 Ekim'deki açıklamalarının arkasında durdu ve İsrail'in "insancıl ve uluslararası hukukla uyumlu olarak" kendini savunma hakkını vurguladı.
- Öte yandan: 17 Ekim’de İsrail, Gazze’de bir hastaneyi bombaladı. Saldırının üzerinden bir saat geçmeden, Ursula von der Leyen’in İsrail’e destek açıklamasında bulunması, sosyal medyada büyük tepki topladı.
- 19 Ekim: Ursula von der Leyen, davetli olduğu Hudson Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada, İsrail’in "kendini savunma hakkına" vurgu yaptı. Bunun üzerine AB Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell "Öz savunma hakkı, diğer haklar gibi sınırlara sahiptir. Bu durumda, sınırlar uluslararası hukuk ve özellikle uluslararası insancıl hukuk tarafından belirlenen sınırlardır" dedi.
- 20 Ekim: Avrupa Komisyonu'nun 798 üyesi, Komisyon'un İsrail'i koşulsuz bir şekilde desteklemesinden rahatsız olduklarını belirten bir mektup imzaladı. Mektupta, özellikle von der Leyen'in 19 Ekim'deki konuşmasında sadece Hamas'ı eleştirmesi ve İsrail'i uluslararası hukuka davet etmemesi, "çifte standart" göstergesi olarak eleştirildi. Mektupta "AB'nin tüm itibarını kaybetme riski altında olduğuna" dair bir uyarı bulunuyordu.
Avrupa Parlamentosu’ndan tepki: Avrupa Parlamentosu üyesi Mick Wallace, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in İsrail-Filistin çatışmalarının başladığı günden itibaren İsrail'e destek verdiğini ve bu ülkeyi ziyaret ettiğini belirterek, "İsrail'e ziyaret, Filistin halkına yapılan haksızlıkları onaylamak anlamına gelir" diye konuştu.
- Parlamento, 19 Ekim’de yaptığı açıklamada; İsrail’i desteklemekle birlikte, Gazze’deki insani krize dikkat çekti ateşkes çağrısında bulundu. Filistin halkının meşru istekleriyle Hamas terör örgütü arasında ayrım yapılmasının önemi vurgulandı.
Filistin'e destek mitingleri: Avrupa kamuoyu ise Filistin halkını destekliyor. 11 Ekim'de Berlin'de yapılması planlanan Filistin’e destek mitingi kamu güvenliği gerekçesiyle yasaklandı. Ardından 14 Ekim’de yasakların kalkması ile Köln’de Filistin ve İsrail destekçileri aynı alanda toplandı ve aralarında bulunan polis barikatı ile eylemlerini yaptı. İskoçya’nın başkenti Edinburgh ve Glasgow’da, Birleşik Krallık'ta Londra’da, Norveç’te Oslo’da "Özgür Filistin" yürüyüşleri düzenlendi. 21 - 22 Ekim tarihlerinde Berlin, Londra, Roma ve Marsilya gibi kentlerde "ateşkes" ve "Gazze'ye insani yardım" çağrıları yankı buldu.
AB Liderler Zirvesi: 26 - 27 Ekim'de Brüksel'de toplanan Avrupa Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi, sonuç bildirgesinde “Orta Doğu” başlığı altında mevcut durumu değerlendirdi. Konsey bildirgesinde 15 ve 17 Ekim'de yapılan açıklamalar tekrarlandı. Bildirinin öne çıkan alanları ise :
- Liderler, çatışma sürecinde tüm sivillerin korunmasının önemini vurguladı ve Gazze'deki kötüleşen insani durum konusunda ciddi endişelerini dile getirdi,
- İhtiyaç sahiplerine ulaşmak için insani koridorlar dahil olmak üzere hızlı, güvenli ve engelsiz insani erişimin ve yardımın sağlanması talep edildi. Ursula von der Leyen, insani yardım uçuşlarının ilk olarak Mısır’a ardından Gazze’ye ulaştırıldığını; yeni uçuşların da planlandığını açıkladı,
- Liderler son olarak bölgede iki devletli çözümü desteklediklerini vurguladı ve uluslararası bir barış konferansının düzenlenmesi konusunda girişimleri destekleyeceğini belirtti.
Son not: AB liderleri, İsrail'in "meşru müdafaa" hakkını desteklerken aynı zamanda Gazze'deki insani drama karşılık "ateşkes" çağrısı yapmaya çalışıyor. İsrail'in gerçekleştirdiği operasyonların "insan hakları" boyutuna vurgu yapılmazken, AB'nin farklı bileşenlerinde görüş birliği olmadığı görülüyor. Kısacası, AB'nin söylem ve eylemlerdeki tutarsızlıklar, AB'nin uluslararası aktörlüğüne dair soru işaretleri oluşturmaya devam ediyor. İtalyan Uluslararası İlişkiler Enstitüsü direktörü ve akademisyen Natalie Tocci, AB’nin bu savaşta sınıfta kaldığını belirtiyor. Tocci’ye göre, Avrupa'nın İsrail-Hamas savaşına verdiği kaotik tepki, birliğin tek seslilikte ne kadar zayıf olduğunu ortaya koyuyor. AB'nin bu durumu aşabilmesi ve itibarını yeniden kazanabilmesi için iki devletli çözüm ve uluslararası barış konferansına yönelik somut adımlar atması gerekiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Aydın'da yaşamını yitiren Zeren'in ardından ülke genelinde başlayan öğrenci protestoları ve öğrencilerin paylaştığı yurtlardaki yaşam koşulları, İsrail-Hamas savaşı devam ederken Avrupa Birliği'nin tavrı
01 Kas 2023

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.



