Anahtar İYİ Parti'de

Türk siyasetindeki tüm kilitleri açacak anahtar, bir süredir Meral Akşener’in ve İYİ Parti’nin elinde duruyor.
Anahtar İYİ Parti'de

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Sonda söyleyeceğimi baştan yazayım. Bana kalırsa seçimin sonucundan da bağımsız olarak Türk siyasetindeki tüm kilitleri açacak anahtar, bir süredir Meral Akşener’in ve İYİ Parti’nin elinde duruyor.

Ümit Özdağ’ın ayrılıp parti kurmasından sonra Yavuz Ağıralioğlu’nun da istifa etmesi, partinin ülkücü kimliğinde sıkışmaktansa Türkiye’nin uzun yıllardır boş kalan merkez sağına yerleşme yolunda ilerlediğini gösteriyor.

Ağıralioğlu’nun söylediği üzere parti teşkilatlarının çoğunluğu kendisinin Millet İttifakı’na destek vermeme pozisyonunu benimsiyorsa bile (ki sanmıyorum), partinin özellikle büyükşehirlerde yaşayan seçmeninin öncelikleri ve düşünceleri farklı. MHP’den ayrılma ve İYİ Parti'yi kurma süreci parti teşkilatlarında ülkücüleri ana unsur haline getirse de tüm araştırmalar, İYİ Parti seçmenlerinin “Erdoğan karşıtlığında” CHP seçmenleriyle yarıştığını gösteriyor. İYİ Parti oylarını sadece ülkücülerden değil, seküler milliyetçi şehirli gençlerden ve eski ANAP-DYP seçmenlerinden de alıyor. Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ve aslında adayın kim olduğundansa nasıl belirlendiğine itiraz eden Akşener’in itirazlarına katılan seçmeninin, yine de masadan kalkma tercihine karşı çıkması bunu doğruluyor.

"Kazanacak formül"

Kendi deyimiyle “kazanacak formülü” geliştirip Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı Kılıçdaroğlu’nun kampanyasına ve kurulacak hükümetine monte eden Akşener’in hamlesi, özellikle İmamoğlu’nun yurt gezilerinde gördüğü ilgiye bakılırsa karşılık buluyor. İki belediye başkanı, hem Kılıçdaroğlu’na mesafeli muhaliflerin Muharrem İnce’ye kaymasını engelliyor, hem de Cumhur İttifakı seçmenlerine Kılıçdaroğlu’ndan çok daha fazla hitap edebiliyor.

İmamoğlu’nun sahadaki karşılığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İstanbul'a hizmet etmek yerine, Turist Ömer misali dolaşıyorlar” sözlerini sarf etmesine yol açıyor. Yavaş’ın da İç Anadolu’da sahaya çıkarak kampanyayı ateşlemesi bekleniyor. İYİ Parti, Akşener, İmamoğlu ve Yavaş’ın bir arada fotoğraflarının yanında kocaman “Tarih yazacağız” sözleri yer alan afişleriyle bu “kazanacak formülün” kendi eseri olduğunun altını çiziyor.

İYİ Parti yeniden toparlanıyor

Martın başındaki krizin verdiği hasarı onarmak ve partisini çıkışa geçirmek isteyen Akşener, ağır sözlerle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yükleniyor, deprem bölgesinde varlık gösteriyor, sık sık gençlerle bir araya geliyor, televizyon reklamlarıyla tüm evlere giriyor ve milletvekili listeleri için yapılan temayül yoklamasıyla teşkilatını canlı tutuyor. Partinin ekonomi teknokratı Prof. Dr. Bilge Yılmaz, Kılıçdaroğlu hükümetinde ekonomi yönetiminin -şimdilik- tek ve en büyük talibi olarak duruyor. Yılmaz’ın “işinin ehli” görüntüsü, ekonomik krizden çıkış için detaylıca hazırladığı programı ve kadrosu, uluslararası basının ve yatırımcıların da dikkatinden kaçmıyor.

İYİ Parti’nin yaşadığı savrulmayı hızlıca toparlayıp yeniden “vurduğu yerden ses getiren” bir parti haline gelmesi, oylarını kaptırmak istemeyen MHP’yi 81 ilde kendi listesi ve logosuyla seçime girmeye zorluyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ise "Bizim adımıza dikkat et. Benim adım Tayyip, soyadım da Erdoğan. Erdoğan'a da dikkat et, Tayyip ismine de dikkat et. Konuştuğun zaman buna göre konuş. Beni kendinle de uğraştırma." gibi tehdide varan sözlerle Akşener’i muhatap almaya itiyor.

Bu tehdidin ertesi günü İYİ Parti İstanbul İl Başkanlığı kurşunlandı. Her ne kadar bir hırsızı kovalayan inşaat bekçisinin silahından çıkan kurşunların binaya isabet ettiği söylense de bu açıklama muhalif kamuoyunu tatmin etmiyor. İnşaattan ateşlenen kurşunun otoyolu geçerek nasıl kot altındaki giriş katına isabet ettiği, polisin neden kamera görüntülerini araştırmaya son verdiği soruları yanıt bekliyor.

İYİ Parti liderinin yanına korumalarını almadan gittiği binada “Meral Akşener’i korkutacak adam anasından doğmadı, korkmuyorum Recep Bey. Kadınlar size sesleniyorum; bir erkek siyasetçiye yapılamayan her türlü hakaret, pislik, iğrençlik bana yapıldı, kadın olduğum için. Siyasette var olan bir kadına bunlar yapılabiliyorsa sizin çocuklarınıza, kızlarınıza neler yapılmıyor hep birlikte görüyoruz. Bu zulmün, pisliğin, iğrençliğin bitmesini istiyorsanız değerli kadınlar 14 Mayıs’ta oylarınızı Millet İttifakı’nda yana kullanacaksınız. Recep Bey sana sesleniyorum, devri iktidarında yaşamadığım şey kalmadı ama bu günler geçecek, 15 Mayıs sabahı inşallah bir güneş doğacak." sözleriyle verdiği yanıt da partinin "her şeye rağmen değişim" iradesini gösteriyor.

Akşener'in bugünkü grup toplantısında mermi kovanlarını etrafa saçması ve grubundan "tüm mermilere göğüs gerip millete güneş olma" sözü alması, "Bu millet 15 Mayıs'ta, kendisine 21 yıldır biçilen deli gömleğini yırtıp atacak, hep bir ağızdan "hürriyet" diye bağıracak" diye haykırması, herkesin hafızasına kazınıyor ama eminim ki en çok AK Parti Genel Merkezi'nde endişeye yol açıyor. 

MHP’nin AK Parti ile ittifak yapmasına ve Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişe karşı itirazdan doğan İYİ Parti, varoluş sebebinin bilinciyle Kılıçdaroğlu’na bu seçimi kazandırmak ve Türkiye’yi yeniden parlamenter sistemle yönetilen bir ülke haline getirmek için var gücüyle çalışıyor. Parti, ekonomi ve iç işleri gibi kritik bakanlıklara talip olduğunu belli ediyor, oyu az olan dört ittifak ortağıyla ortak listeye yanaşmayarak gücünü kanıtlamak istiyor. Dahası Akşener, başbakanlık hedefini çok önceden duyurarak ve kendini Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmasına hiç dahil etmeyerek oyunu uzun vadeli oynadığını ve parlamenter sistem konusunda emin olduğunu gösteriyor.

Bir ihtimal daha var: Kılıçdaroğlu kaybederse...

Bu noktaya kadar anlattıklarım zaten görünenler. Buradan sonra yazacaklarım ise biraz daha spekülatif ve kişisel yorumlar içeriyor.

Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanamadığı, Erdoğan’ın yeniden Cumhurbaşkanı seçildiği ancak Cumhur İttifakı’nın parlamentoda çoğunluk sağlayamadığı bir senaryoyu düşünelim. Bu durumda hem Kılıçdaroğlu, hem de onun adaylığını Cumhurbaşkanı Yardımcılığı, en az bir bakanlık ve CHP listelerinden seçilecek birkaç milletvekili karşılığında kabul eden ve hatta geçtiğimiz bir yıl boyunca İYİ Parti’ye de bunu dikte eden Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Temel Karamollaoğlu oldukça zor günler yaşayacaktır. Başarısızlığın hesabını teşkilatlarına ve seçmenlerine veremeyecek, belki bazıları siyaset sahnesinden çekilecektir.

Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için defalarca “dayatma” tanımını yapan İYİ Parti için ise kendini Altılı Masa’dan ayrıştırmak ve sağlama almak çok daha kolay olacaktır. Meral Akşener, temayül yoklamasıyla değer verdiğini gösterdiği teşkilatına ve kalktığı masaya tekrar oturmasından memnun olan tabanına mağlubiyetin hesabını daha kolay verecektir.

Bugün baskılanan ekonomik kriz, enflasyonun düşürülememesi, kur krizinin patlak vermesi ve işsizliğin yükselmesiyle artık bastırılamaz bir hale geldikçe, Türkiye’nin yönetim sistemi yeniden tartışma konusu olabilir. Cumhur İttifakı’ndaki birlik bozulabilir. Parlamentoda güçlü bir grubu bulunan İYİ Parti, tutarlı muhalefetiyle Cumhur İttifakı seçmenlerinden daha fazla destek görebilir. O günün koşullarında hükümeti parlamenter sisteme dönmeye, başbakanlık makamını yeniden kurmaya, güçler ayrılığını tesis etmeye, TBMM’nin yetkilerini artırmaya ve ekonomi yönetiminde rasyonel kararlar almaya zorlayarak Türkiye’nin hem iktisadi hem de siyasi krizlerinden çıkışında anahtar rolü oynayabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Anahtar İYİ Parti'de, Trump mahkemede

Muhalefet neden etkili kampanya yapamıyor? Kılıçdaroğlu kazanırsa Göçmen Mutabakatı'na ne olacak?

05 Nis 2023

The Daily Beast

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak