Anıları canlandıran lokmalar: Yemek Dedektifleri

Hisaşi Kaşivai’nin "Yemek Dedektifleri" romanı, Kyoto’da tabelası bile olmayan bir lokantada çalışan bir baba-kızın hikayesini anlatıyor. Anılarında yer etmiş bir yemeğin düşüncesiyle dükkana gelen "müşteriler" için bu yemeklerin peşine düşen baba-kız, hem Japon mutfağının hem de hafızanın kapılarını aralıyor.
Anıları canlandıran lokmalar: Yemek Dedektifleri

Kitabın adı: Yemek Dedektifleri
Türü:
Roman

Yazar:
Hisaşi Kaşivai

Çeviri:
Derya Akkuş Sakaue

166 sayfalık kitabı elime ilk aldığımda "yemeği konu edinen bir roman daha" diye düşünmüştüm. Kitap bittiğinde ise fena hâlde yanıldığımı fark ettim. Mutfak, bazı romanlarda hikayeyi şekillendiren asli unsurken, bazılarında bir metafor olarak küçük ama etkili bir rol oynuyor. Hisaşi Kaşivai’nin Derya Akkuş Sakaue tarafından çevrilen Yemek Dedektifleri romanı, yemeğin hem başrolde hem de temsil ettiği metaforun yardımcı rolünde olduğu bir hikaye.  

  • Eylül 2023’te Hep Kitap tarafından yayımlanan kitabın 2016’da çekilmiş bir mini dizi adaptasyonu da var.

Uzakdoğu edebiyatına artan ilgi

Son yıllarda yayın dünyası, Japon edebiyatı başta olmak üzere Uzakdoğu edebiyatına ciddi bir mesai harcıyor. Haruki Murakami, Kenzaburo Oe gibi popüler yazarların yanı sıra daha önce Türkçeye çevrilememiş yazarlarla da tanışmaya başladık. "Japon klasikleri" arasında gösterilen bu eserlerin Türkiye'de popüler olmasının arkasında birçok neden yatıyor. 

Bu nedenlerin başında hem internette hem de yayın platformlarında Japon animelerinin, film ve dizilerinin daha erişilebilir hâle gelmesi var. Gençler arasında popülerleşen manga kültürünün de talebi artırmaya etkisi olmuş olabilir. Konu hakkında görüşüne başvurduğum editör Sevengül Sönmez, buna biraz daha temkinli yaklaşıyor:

"Bu yayınların ne kadar popüler olduğunu söyleyebilmemiz için satış rakamları üzerinden konuşmamız gerek. Popüler Japon yazarlar dışında satış rakamlarının yüksek olduğu söylenemez. Ancak yayıncılık dünyasında yeni bir alan oluştuğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 

Japonların ve Korelilerin kültür endüstrilerini daha görünür hâle getirmek için benimsedikleri politikaların yanında daha önemlisi modern klasik diye tanımlanan eserlerinin Batılı muadillerine göre daha uygun telif ücretleriyle basılabilmesi bizi daha çok eserle buluşturuyor."

Japon mutfağının yükselişi

Türkiye'nin Japon mutfağıyla tanışması yeni değil. Sushi ve ramen restoranlarının ilk dalgası, 30 yıl önce başladı. Son beş yılda ise özellikle Japon tatlıcılarının popülerleştiğini görüyoruz. Bu mekanlar biraz sosyal medyadan biraz da tatlıya düşkünlüğümüzden beslenerek çoğalsa da Japon mutfak kültürünün derinliğinin karşısında biraz yüzeysel kalıyorlar. Burada doğru malzemelere ulaşmanın güçlüğü ve mutfakta çalışacak yetkin insanları bulmanın zorluğu da rol oynuyor.

Dolayısıyla kitabı okurken bahsi geçen yemeklerin çoğunun malzemeleri bulunamayacağı için okurun ağzını sulandırmakla kalacağını baştan söylemiş olalım.

Tat terapisi

Yemek Dedektifleri, Kyoto’da tabelası bile olmayan bir lokantada çalışan bir baba-kızın hikayesini anlatıyor. Baba, eski bir polis dedektifi; hem yemek pişirmekten hem de gizemli olayları çözmekten çok hoşlanıyor. Okuru merakla peşinden sürükleyen Sherlock Holmes tarzı kurgu, geçmişte kalmış bir yemeğin gizemini çözme isteğiyle başlıyor. 

Anılarında yer etmiş bir yemeğin düşüncesiyle dükkana gelen bir "müşteri" Bay Nagare ile kızı Koişi’den bu yemeği yapmalarını istiyor. Ancak canlandırılması istenen yemekler geçmişte kaldığı için kahramanların önce doğru ürünleri bulması gerekiyor. Eğer ipuçlarını takip edip pişirdikleri yemek, müşterinin hafızasındaki yemek ise dosya kapanıyor. Yemeğin ücreti müşteri tarafından belirleniyor. 

Müşterilerin beklentisini artırıp gerginliklerini azaltan yemekler Lokanta Kamogava’nın gizli silahı. Japonya’nın omakase kültürünü yansıtan menülerde de yazar hem yerel ürünleri sahneye çıkarıyor hem de Japon malzemelerinin yöresel farklılıklarını vurguluyor.

  • Burada deneyimli çevirmen Derya Akkuş Sakaue’yi de tebrik etmek gerekiyor. Ürünleri ve teknikleri, Japon mutfağını hiç tanımayan bir okurun bile rahatlıkla takip edebileceği bir hâle getirmiş.

Anıları yemek aracılığıyla diriltmek mümkün mü?

apéro, yemeğin hafızayla buluştuğu anları sık sık farklı perspektiflerden ele alıyor: Şeflerin anılarında yer edinen sofraların anlatıldığı Bir restoran geleneği: Aile yemeği sayısı, çocukluk anılarımızda kalan yemeklerle kurduğumuz ilişkiyi biraz fizyolojik biraz da psikolojik yönleriyle inceleyen Tadı damağımda kalan yemek mi anı mı? sayısı, lezzetlerin ve kokuların hafızaya nasıl kaydedildiğini ele alan Nörogastronomi kitabının incelemesi...

Yemek Dedektifleri’nde de yemekle ilgili anılara odaklanan bölümler, Ratatouille'un titiz yemek eleştirmeni Anton Ego'yu bir çatalda çocukluğuna ışınlayan sahneye benziyor. Romandaki dedektifler de benzer anıları çağıracak yemeklerin peşinde ama bir farkla: Kimi zaman müşterilerin hafızasından kötü bir anıyı çağrıştıran bir yemek de çıkabiliyor.

  • İnsan kötü bir anısını neden yeniden hatırlamak ister? Çocukluktan bu yana hemen her önemli anının arka planında bir yemek olabileceğini düşünen yazar, bu yemeklerin tetikleyeceği anıların bir yüzleşme aracı da olabileceğini göstermek istiyor.

Japon mutfak kültürünü merak eden ve dedektiflik romanlarını seven her okurun okuması gereken bir kitap Yemek Dedektifleri. Beğenlerin, romanın devamı olan Şefin Menüsü’ne de ilgi göstereceğine şüphe yok.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

apéro tarifapéro tarif

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🍽️ Yumuşacık poğaça tarifi, Yemek Dedektifleri

Seramik sanatçısı Tülin Bozüyük'ün kahvaltı sofrasından yumuşacık aile poğaçası ve eşlikçisi reyhan şerbeti tarifini deftere yazdık. Yemek Dedektifleri romanını yemek kültürü yazarımız Onur Daylan'la inceledik.

27 Eki 2024

Tülin Bozüyük'ün kahvaltı sofrasından.

YAZARLAR

apéro tarif

Tarladan sofraya, damaktan dimağa lezzetli tarifler, hikayeler ve incelemeler.

İLGİLİ OKUMALAR