Anti-Popülizm İkilemi


Dijital dönüşüm partneriniz: BANDWITT Firmaların ihtiyaçlarını belirleyerek onları en doğru teknoloji çözüm ortaklarıyla eşleştiren akıllı ve yenilikçi teknoloji eşleştirme platformu BANDWITT , iş süreçlerindeki teknoloji kullanımının artırılması ve dijital dönüşümün hayata geçirilmesi için firmaların tercih ettiği ilk adres olmayı hedefliyor. Nedir? Sayısı her geçen gün artan çözüm ortakları havuzunda Türkiye’den ve diğer ülkelerden farklı çözümleri bulunduran BANDWITT , 250’den fazla teknoloji şirketi, yazılım evi ve teknoloji girişimini araştırıp analiz ederek bulduğu çözümleri firmalarla buluşturuyor. BANDWITT ile çalışan firmalar; Teknoloji çözümlerine ulaşımında ve teknoloji satın alımındaki zorlukları geniş çözüm ortağı havuzunu kullanarak hızlıca aşabiliyor. Teknoloji ihtiyaçlarını hızlı ve etkin bir şekilde uygulamaya geçirerek iş süreçlerinde verimlilik ve kâr sağlıyor. Aylık esnek üyelik modeli sayesinde teknoloji dönüşümünü sabit ve uygun bütçelerle yönetme ve firmanın özel ihtiyaçlarına yönelik farklı hizmetlere ulaşma fırsatına sahip oluyor. BANDWITT hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için burayı ziyaret edebilir, size en uygun çözümlerle eşleşmek için [email protected] adresiyle iletişime geçebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Türkiye'nin muhalefet partilerinden altısı, bir yıl boyunca kesintiye uğrayan müzakerelerin ardından, Recep Tayyip Erdoğan'ın giderek otoriterleşen ve baskıcı bir hâl alan yirmi yıllık iktidarına son verme umuduyla, nihayet Mayıs ayında yapılacak seçimlerde tek bir cumhurbaşkanı adayının arkasında birleşti. Bu ay, Altılı Masa olarak anılan muhalefet partileri, 2019'da şehri Erdoğan'ın AK Partisinden geri alan CHP'li İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı gibi daha genç ve karizmatik adayları bir kenara ittikten sonra, sosyal demokrat ve laik CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nda birleşti.
Otoriter ve popülist bir rejim demokratik oyuna hile karıştırıyorsa, muhalefet partilerinin seçimleri kazanma şansına sahip olmak için güçlerini birleştirmeleri sağduyunun gereğidir. Ancak böyle bir birlik gerekli olsa da başarı için yeterli değildir; asıl zor kısım ittifak kararının ardından başlar.
Belirli bir lideri veya partiyi –özellikle de “popülist bir otokratı”– görevden almak için birleşen muhalefet partileri, bu zorunluluğu diğer gündemlerinin üzerinde tutmalıdır. Ne de olsa popülist liderler demokrasinin altını oyma konusunda kanıtlanmış bir geçmişe sahiptir ve yeniden seçilmeleri hâlinde daha da fazla zarar vereceklerine inanmak için her türlü neden vardır.
Örneğin Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, adil olmayan seçimlerin hemen ardından –muhalefet ve sivil toplum tamamen demoralize olmuşken– tartışmalı politikaları hayata geçirmek ve kültür savaşı provokasyonlarına girişmek için kullandı. Örneğin 2014 seçimlerinden hemen sonra Budapeşte’nin Naziler tarafından işgalini kınayan samimiyetsiz bir anıt dikerek, Macaristan’ı Yahudi soykırımına yönelik olası bir suç ortaklığı isnadından münezzeh kılma yoluna gitti.
Ancak bu elzem ‘hasar kontrolü’ manevraları ne kadar mantıklı olursa olsun, tüm siyaseti bir otokratın şekillendirdiğini de ima eder. Popülist liderlerin istediği de tam olarak budur. Kutuplaşmayı ve kişiselleştirmeyi kendi çıkarları için kullanmakta ustadırlar: “Herkes bana karşı, halkı gerçekten temsil eden tek lider benim.”
Siyaset bilimcilerin son zamanlarda yaptığı önemli çalışmalar, otoriter popülist liderlere oy veren herkesin, onların demokrasiyi baltalamasından (popülist hükümetlerin bir diğer özelliği olan yolsuzluktan bahsetmiyorum bile) habersiz ya da buna karşı kayıtsız olmadığını göstermiştir. Ancak “taraf olmayan bertaraf olur” mantığı ile nihai niyetleri belirsiz bir muhalefet koalisyonuyla baş başa bırakıldıklarında, yine de ehven-i şer olarak algıladıkları şeyi tercih edebilirler.
Dahası, ittifak eden muhalefet partileri, karşı çıktıkları figüre çok benzeyen, ancak daha demokratik adaylar üzerinde uzlaşma eğilimindedir. Geçtiğimiz yıl Macaristan'daki muhalefet ittifakı, aşırı sağcı popülist bir belediye başkanını seçimde yenebilmek için Katolik ve muhafazakar bir il başkanını destekleme kararı aldı. Benzer şekilde İsrail'de de birbirini izleyen muhalefet koalisyonları, emekli general Benny Gantz gibi sert merkez sağ figürleri öne sürerek Başbakan Binyamin Netanyahu'yu alt etmeye çalıştı. Yaygın varsayım, demokrasinin restorasyonunu en iyi “yaşlı adamların” denetleyebileceği yönünde. Bu varsayım 2020'de Amerika Birleşik Devletleri'nde Demokratların, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra da Batı Avrupa'da, sırasıyla Konrad Adenauer ve Charles de Gaulle gibi “babacan” figürlerin Alman ve Fransız siyasetine hakim olduğu dönemde işe yaramıştı.
Ancak bu tür stratejiler, ya muhalefeti tamamen reaktif gösterdikleri için ya da (daha örtülü biçimde) iktidardaki popülistler tarafından oluşturulan siyasi parametrelerin yeni normal hâline geldiğine dair bozguncu sinyaller gönderdikleri için genellikle başarısız oluyor. Türkiye’de Altılı Masa şimdiye kadar milliyetçi baskılara boyun eğdi ve HDP’yi görmezden geldi. Benzer şekilde, Netanyahu’nun aşırı sağcı İsrail hükümetine karşı mevcut muhalefet hâlâ Arap temsilcileri içermeyi reddediyor. Güçlü milliyetçilik –ve azınlık haklarına gösterilen zayıf ilgi– siyasi bir veri olarak kabul ediliyor.
Anti-popülistler ortak bir rakibe karşı birleşebilseler bile, siyasetin parametrelerini değiştirmek çok daha zor bir iştir. Sadece iktidara yönelik ortak hoşnutsuzluğa hitap etmek yerine, daha geniş bir dizi konuyu tartışmalı ve politika programları ve temel ilkelerle ilgili sorulara geri dönmeleri gerekmektedir. Popülist bir lideri yendikten sonra ittifakın bileşenleri arasındaki görüş ayrılıklarının ayyuka çıkması beklenen bir durum ve bu; seçmenlerin koalisyonun gerçekte nasıl yöneteceği konusunda şüphe duymasına neden oluyor.
Altılı Masa, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve Erdoğan'a neredeyse sınırsız yetkiler veren cumhurbaşkanlığı sistemini ortadan kaldırmak için uzun bir yol kat edecek yapısal reformların ana hatlarını belirledi. Böylece RTÜK ve YÖK gibi popülistlerin ele geçirmekte uzmanlaştığı türden kurumlar da yeniden özerk hâle getirilecektir. Muhalefet, bir kişinin saltanatı yerine özerkliği olan kurumlara güvenmeyi taahhüt ederek, Erdoğan'ın alışılmışın dışındaki ve hiper-enflasyonist ekonomik stratejileriyle istikrarsız dış politikasından bir sapma vaat ediyor.
Ancak “yerleşik kurumlara bağlılık” vaadi oldukça soyut; ve bu çok unsurlu muhalefet ittifakı içinde politika ve (özellikle) kadrolar konusundaki yüksek profilli çatışmalar vurgulanarak kolayca sorgulanabilir. Muhalefet liderlerinin galip gelebilmeleri için yeterince takdir edilmeyen bir siyasi beceri sergilemeleri gerekecektir: sadece tepki vermek yerine seçim şartlarını çerçevelemek.
Princeton Üniversitesi’nde Siyaset Profesörü olan Jan-Werner Müller, Democracy Rules kitabının da yazarıdır.
© Project Syndicate, 2023.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Mayıs’a kadar altılı koalisyonun adayıyla demokratik şekilde yarışacak, inşallah kendisine gereken koltuğu vereceğiz” dedi. Merkezî yönetim bütçe dengesi şubat ayında rekor açık verdi.
16 Mar 2023

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.




