Avrupa siyasetinde paradigma değişimi


Çocuklar hayatında travmanın değil, mutluluğun izini taşısın: Maya Vakfı Çalışmalarını ruh sağlığı ve psikososyal destek, çocuk koruma, afet ve acil durum, kapasite geliştirme ve eğitim programları kapsamında yürüten Maya Vakfı , daha iyi bir geleceği hep birlikte yaratmak için ekosistemini her geçen gün büyütüyor. Nedir? Maya Vakfı 2015 yılından bu yana; doğal afet, pandemi, aile kaybı, göç ve zorbalık gibi sebeplerle psikolojik travmaya maruz kalmış öncelikle 5-24 yaş arasındaki imkânı kısıtlı çocuklara ve gençlere kaliteli, erişilebilir, kapsayıcı ruh sağlığı ve psikososyal destek hizmetleri sunuyor. Neden önemli? Çocukların travmayla başa çıkmalarına yardımcı olmak için Psikolojik İyileşme Becerileri (SPR) modelini yaratıcı sanat terapileri metodu ile birleştirerek uygulayan ve bu konuda öncülük eden tek kurum olan Maya Vakfı, çocukları odağında tutarak bütüncül bir yaklaşımla çocukların hayatına etki eden tüm yetişkinlerle psikolojik travma konusundaki duyarlılığı, farkındalığı ve bilgiyi artırmak üzere çalışıyor. Siz de Maya Vakfı’nın etkinliklerini, duyurularını ve ilanlarını takip etmek için buradan e-bültenine kaydolabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı işgalin 21'inci günündeyiz. Bu süre zarfında uluslararası politikada mültecilere karşı alınan tutumdan enerji ticaretine, tarafsız ülkelerin silah yardımlarından İsrail gibi yeni arabulucu aktörlere kadar bir çok değişim yaşandı.
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen 2019’da göreve geldiğinde Komisyon'un çok taraflılığın sürdürücüsü ve dış politikada daha etkili olan "jeopolitik" bir Komisyon olacağını duyurmuştu. Ukrayna savaşı, AB’nin kurumlarına ve başat aktörlerine bu pozisyonu besleyecek ve stratejik hareket edebilecek bir manevra alanı tanıdı.
Mültecilere açık kapı politikası
AB Komisyonu'nda iç işlerinden sorumlu üye olan Ylva Johansson, 2015’te yaşanan mülteci "krizinde" etkili rol oynamayan AB’nin bu sefer Ukrayna vatandaşları için doğru adımlar attığını ifade etti. AB, 2001'den beri ilk kez "Geçici Koruma Yönergesini" devreye aldı. Bu karar, Türkiye’nin 2014'ten beri Suriyeliler için uyguladığı Geçici Koruma Yönergesini andırsa da Brüksel şimdilik Yönerge’nin sınırlarını daha belirli tutuyor. Buna göre mültecilerin 24 Şubat’tan sonra ülkeden çıkmaları ve bittiğinde otomatik olarak uzatılabilecek bir yıllık koruma almaları öngörülüyor.
AB’nin kararına rağmen Danimarka sığınma başvurusunda bulunmayan mültecileri sınırdan geçirmiyor ve "geçiş ülkesi" olmayacağını öne sürüyor. Eurotopics’te çevrilen makalede Danimarka kaynaklı Politiken gazetesi, Danimarka’nın Maastricht Anlaşması’nda saklı tutulan hakları nedeniyle Geçici Koruma Yönetmeliği'ne tâbi olmadığını; ancak cuma günü özel yasa çıkartacağını belirtiyor.
Rusya’ya karşı istikrarlı politika
Kırım’ın işgalinden beri Rusya’ya uygulanan ekonomik yaptırımlar, AB’nin en istikrarlı yaptırımları olarak değerlendiriliyor. Daha önce Gürcistan, Moldova, Çeçen savaşı gibi Kafkaslar’da gerçekleşen “donmuş çatışmalar” AB’nin etkili olamadığı ve sembolik olarak ilişkileri askıya aldığı askerî “olaylar” idi. Bugün geldiğimiz noktada, normlara eşlik eden askeri araçların tüm ülkeler tarafından kullanımı, Soğuk Savaş’tan beri alışık olunmayan bir durum.
"Avrupa’yı yeniden enerjilendirmek"
En büyük enerji sağlayıcısı Rusya’ya olan bağımlılığını azaltmaya çalışan AB, 8 Mart’ta Enerji Planı yayımladı. Bu plana göre, 1 Ekim'e kadar tüm AB üyeleri depolarını %90 oranında dolduracak, 2030'dan önce sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ve diğer doğal enerji kaynakları ile enerji arzı çeşitlendirilecek.
AB 9 Mart’ta Rusya ve Belarus’un bazı bankalarına SWIFT kısıtlaması koydu, toplam 862 birey ve 53 kurumu yaptırım listesine aldı.
Ukrayna'nın tarafında olmak
Savaş süresince Almanya'nın aldığı tutum tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyor. İşgalin başlangıcından iki gün sonra 1000 tanksavar silahları ve 500 Stinger füzesi gönderileceğini duyuran Olaf Scholz yönetimi, 3 Mart’ta yaptığı yardımlara ek olarak Sovyetler Birliği yapımı Strela füzelerini göndereceğini açıkladı. Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinden beri Sovyetler Birliği yapımı silahları savaşan bölgelere göndermeyen Berlin için bu karar tarihî bir adımdı. Bir adım daha ötesinde, Yeşiller ile koalisyon ortağı olan Scholz hükümeti, ülkenin savunma bütçesini yükseltti ve NATO’nun kriterini karşılayacak şekilde GSYİH’in %2’sini karşılayacak şekilde güncellendi.
Tarafsız Avrupa ülkeleri dahi, sessizliklerini bozdu ve askerî olarak daimi tarafsızlık statüsünde bulunan İsveç, İrlanda, Avusturya, Finlandiya gibi ülkeler açık şekilde Ukrayna'nın tarafında yer aldı. İsveç, Ukrayna’ya hafif silah ve tanksavar gönderirken hava sahasını Rusya’ya kapattı.
"Rusya ekonomisine darbe vuracağız"
ABD'de Joe Biden yönetimi,9 Mart’ta Rusya’dan gaz, petrol ve enerji ithalatını yasakladı. İki gün sonra G7 liderleriyle bir araya gelen Biden, Rusya ile ABD arasında devam eden "kalıcı normal ticari ilişkilerin" de zorlaştırılacağını açıkladı.
Biden yönetiminin yaptırımlarını açıklamasının ardından, basında ABD’nin petrol ihracatı için Venezuela ile yakınlaşmaya başladığına dair haberler çıktı. Atlantik’in iki yakasında ortak düşman Rusya’ya karşı birleşildiği ve eski düşmanların yeni dosta dönüşebileceği görülüyor.
Son not
Uluslararası politika, jeopolitik hesaplamaların ve realizmin hâkim paradigma olduğu bir tartışma alanına çekilirken Batı’nın normlarını zorlayıcı bir diplomatik araç olarak kullanma isteği devam ediyor. Ukrayna’dan sonra Gürcistan ve Moldova da AB’ye üyelik başvurusunda bulundu. Her ne kadar yakın gelecekte girmeleri mümkün görülmese de Birlik, üç ülkenin başvurularını resmi olarak inceliyor. Bu ülkelerle üyelik perspektifi içermeyen Komşuluk Politikası yürüten AB’nin genişlemesi ihtimalini açıktan göstermesi, hem normlarla kurmaya çalıştığı iyi komşuluk ilişkisinin pragmatik dönüşümü hem de bir tehdit aracı olarak karşımıza çıkıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ukrayna'daki savaşın tetiklediği jeopolitik kaygıların Avrupa'da yarattığı paradigma değişimi, Antalya Diplomasi Forumu ve dış politikada üst düzey ikili görüşmeler
16 Mar 2022

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




