Avukatlık Kanunu Değişikliği

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Avukatlık Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Adalet Komisyonu’nda AK Parti ve MHP oylarıyla kabul edildi. Düzenleme bugün TBMM Genel Kurulu’nda ele alınıyor. Bu sabah, Türkiye'de baroların yapısını değiştirmeyi ve "çoklu baro” sistemi getirmeyi öngören 28 maddeli kanun teklifinin bir şehirde birden çok baro kurulabilmesine imkân tanıyan ve avukatlık stajının ikinci altı aylık kısmının, staj yapılan baroya kayıtlı bir avukatın yanında yapılmasını öngören ilk iki maddesi TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. Barolar ise geçtiğimiz günlerde ortak bir açıklamayla tasarıya tepkilerini gösterdiler.
- Tasarının Detayları: Kanun teklifinde 28 madde bulunuyor. Dikkat çeken maddeler ise şöyle: Avukat sayısı 5 bini geçkin olan illerde asgari 2 bin avukatın imzası ile yeni baro kurmak mümkün olacak. An itibarıyla 5 binden fazla avukat yalnızca Ankara, İstanbul ve İzmir’de bulunuyor. Türkiye Barolar Birliği tarafından oluşturulacak Kurucular Kurulu kuruluş işlemlerini imzaların alınmasını müteakip 6 ayda tamamlayacak. Yeni baronun yönetim kadrosu, genel kurul tarafından seçim yoluyla belirlenecek. Seçim sonucunun TBB tarafından da onaylanmasıyla yeni baro kurulmuş olacak. Baroların TBB’de her 5 bin avukata ilave 1 delegeyle temsil edilmesi öneriliyor. Baro seçimlerinin iki yılda bir, TBB organlarının seçimlerinin ise 4 yılda bir yapılması öngörülüyor.
- Bir adım geriden: Tasarıya tepki gösteren avukatlar, İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu'nun "Savunma Mitingi" çağrısı üzerine İstanbul Adalet Sarayı’nın önünde gösteri düzenledi. Yüzlerce avukat mitingin yapılacağı alanın sabahtan itibaren kapatılması üzerine alana giremezken Durakoğlu yaptığı konuşmada "Avukatlar olarak bu teklifin evrensel hukuk normlarına, anayasaya aykırılığını kanıtlayacağız" ifadelerini kullandı.
- Avukatların protestosu: Meclis önünde 1 haftadır süren protestolarda, avukatlar kanun teklifini protesto etmek için TBMM Adalet Komisyonu'na avukat cübbesi ve düğme gönderdi. Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan, Twitter üzerinden “Adalet Komisyonu üyelerine düğme ve avukatlık cübbesi hediye ettik. Cübbeye düğme dikmeye çok arzulu iseler buyursunlar. Biz düğmesiz, iliksiz ve cepsiz cübbelerimizle bu mesleği icra etmeye devam edeceğiz.” şeklinde açıklama yaptı.
- Kabulden sonra: Teklifin Adalet Komisyonu’nda kabul edilmesinden sonra İstanbul Barosu’nun internet sitesinde “Baroların Ortak Açıklaması” başlığıyla bir metin yayımlandı. Bu açıklamada barolar teklifi sert bir dille eleştirdi. Açıklama şu ifadeleri içeriyor: “Bugün bizi burada bir araya getiren şey; bir baskı rejiminin her fırsatta masasının altından çıkarıp gösterdiği sopaya hiçbir zaman boyun eğmediğimizi ve hiçbir zaman da eğmeyeceğimizi tarih önünde çocuklarımıza anlatma borcumuzdur.” “Zayıflara gücünden güç üflerken güçlülerin korktuğu mesleklerimiz, tüm ihtişamıyla tarih boyunca mahkeme salonlarında arzıendam ettiği kadar bu ülkede ormanların savunusunda, maden cinayetlerinin olay mahallinde, adalet yürüyüşlerinde; rüzgârdan, yağmurdan, hukuksuzluktan korunmak ve artık çamurun içinde birkaç saat uyumak için giyilmiştir. İşte bu yüzden, avukatlık cübbesi bizim ülkemizde hem barınak, hem çatı, hem kalkan hem de kararlılığın bayrağıdır. Bizleri bölmeye, susturmaya, niteliksizleştirmeye çalışma çabaları ve her fırsatta gösterilen sopa da güçlülerin kalbine saldığımız rahatsızlıkla karışık korkunun göstergesidir. Onurumuzdur.”
- Hukukçular tasarı hakkında ne diyor? Türkiye Adalet Araştırmaları Merkezi Başkanı (TÜRKAD) Mehmet Sarı Anadolu Ajansı’na Baro seçim sistemine dair bazı değerlendirmelerde bulundu. Sarı’ya göre, baroların siyasetin tarafı noktasında bir pozisyon alması içeriden ciddi şekilde eleştiriliyor, barolar yoğunluklu olarak ana muhalefet partisinin sözcüsü ve bağlı bir unsuru gibi davranıyorlar.
- Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Cavit Tatlı ise eski sistemin antidemokratik olduğunu ve baro başkanları ile baro üyesi avukatlar arasında ciddi kopuklukların söz konusu olduğunu belirtiyor. Tatlı şöyle açıklıyor; “Bizim önerimiz; delegasyonda, disiplinde, denetimde ve alt komisyonda herkes aldığı oy oranına göre temsil edilsin, yönetim de en fazla oyu alan kimse onlardan oluşsun. Böyle olursa bu insanlar birbirleriyle çalışırlar.”
- Hukukçu Ece Güner Toprak ise yeni tasarının avukatları böleceğini ifade ediyor. Toprak şu şekilde açıklıyor: “…avukatlar güçsüzleştirilmek isteniyor... Bir topluluğu, bir takımı, bir milleti nasıl güçsüzleştirirsiniz? Ayrıştırarak, bölerek. Avukatlar bölünürse güçlerini tamamen kaybederler. Toplum “savunmasız” kalır. Burada hedef çok barizdir: Güçlü baroları bölerek avukatları güçsüzleştirmektir. Her şeyden önce bu proje anayasamıza aykırıdır.” Toprak’a göre barolar siyasallaşacak ve bu durum bölünmeyi getirecek; “Proje gerçekleşirse, İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, her bölünmüş baronun bariz bir siyasi kimliği olacaktır ve bu kimlik elbette bilinecektir. Diyelim ki “4. İstanbul Barosu”, İstanbul’da iktidara en yakın Baro. Bu elbette bilinecek; bir avukat kartında, dilekçe imza kısmında “4. İstanbul Barosu” üyesi yazdığında; otomatik olarak davada 1-0 önde başlamaz mı? En azından haksız bir avantaj sağlar, bazı yargıçların gözü korkabilir."
Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Kırış, insan hakları alanında çalışmalar yürütüyor, ceza hukuku alanında stajyer avukat olarak çalışıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Spektrum'un ikinci sayısından merhaba. Bu sayımızda Avrupa'da yükselen yeşil dalgaya, baroların yapısında değişiklik öngören yasa tasarısına ve iç karışıklığın giderek arttığı Lübnan'a odaklanıyoruz.
09 Tem 2020

YAZARLAR

Nesibe Kırış
@kocuniversity law&sociology '19 | human rights lawyer | fellow @ussalconsultancy | political consultant | author @aposto @metapolitik_| editor @B_Noktasi

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




