Ben Hep Yağsız Yiyorum, Hiç Dokunmuyor

Ayçiçeği yağı meselesi derinleşiyor
Ben Hep Yağsız Yiyorum, Hiç Dokunmuyor

Görsel: Birgün

Can Koyuncu

Bundan aylar önce, 16 Mayıs tarihi ilk Mind the Root bülteninde ayçiçek yağı meselesini yazmıştım. Gazeteduvar’dan Özlem Akarsu Çelik’in haberine göre, 2020 Şubat ayı itibariyle ayçiçeği yağına uygulanan %36 oranındaki gümrük vergisi Kosova’ya özel olarak %0’a indirilmiş ve tarım bakanının emriyle Türkiye’nin en büyük perakendecileri tarafından 18 litrelik tenekelerde, toplamda 900 bin litre yağ stoklanmıştı. Yani yumurta kapıya dayanmıştı ve Bakan Pakdemirli bunun farkındaydı. Peki bu önlem yerinde ve yeterli miydi?

USDA verilerine göre dünyada 2019/2020 pazarlama yılında 26,3 milyon hektar alanda ayçiçeği ekimi yapılmış. İhracatta %20,5 payla Rusya önde iken; ithalatta Türkiye tek başına tüm Avrupa ülkelerine eşdeğer şekilde %30 payla yarışı önde götürüyor. Yine USDA verilerine göre Türkiye’de 2018/2019 sezonunda ayçiçeği ekim alanı bir önceki sezona göre %5,8 oranında azalarak 734 bin hektara kadar gerilemiş. 2019 yılına gelindiğinde Türkiye yağlık ayçiçeği ekim alanı 676 bin hektar. Tekirdağ 136 bin hektar ile başa çekerken, sırasıyla Edirne 95, Adana 84, Kırklareli 74 ve Konya 72 bin hektar ile toplam ayçiçeği ekim alanlarının %68’ini oluşturuyor. 

2019 yılında Türkiye ayçiçeği üretimi 2,1 milyon ton. Bunun 1,9 milyon tonu yağlık olarak üretilmiş. Ancak bu oran Türkiye’deki hızla artan nüfus ve kişi başına artan tüketim göz önünde bulundurulduğunda yetersiz kalıyor. Bu nedenle bu tüketim ihtiyacını karşılamak için sürekli bir şekilde ithalat yoluna gidiliyor. 2018/19 döneminde kişi başına tüketim 34.7 kg iken yeterlilik derecesi %66,4.  

2019 yılı haziran ayı ayçiçeği üretici fiyatı 2,86 TL/kg. 2020 yılının aynı ayında bu fiyat bir önceki yıla göre %49,9 artışla 4,28 TL/kg olarak gerçekleşmiş. Aynı dönem 10,30 TL/kg olan Ayçiçek yağı tüketici fiyatı, 2020 yılında bir önceki yılın aynı ayına göre %16,9 artışla 12,03 TL/kg’a kadar çıkmış.  

Bu fiyat artışının en büyük nedenlerinden biri, iç tarım politikalarından önce, Covid-19 nedeniyle Rusya, Moldova ve Bulgaristan gibi ülkelerin ihracata sınır getirmesi. Yani paranız olsa ve çok yüksek fiyatlar teklif etseniz bile ithalat yapamıyorsunuz.  

Bir de bu yükselişe karşı hükümetten gelen yeni tedbirlere bakalım: PTT üzerinden ayçiçeği satışı yapmak. Bildiğim kadarıyla Türkiye Cumhuriyeti komünizm ile yönetilen, ya da en azından devletçi üretim metodunu benimsemiş bir ülke değil. Öyle olsaydı ne birkaç sene öncesinde şeker fabrikaları satışa çıkar, ne de 2001-2002 senelerinde IMF ve Dünya Bankası’na olan borçların ertelenmesi için ithalatı kolaylaştırıcı, devletin elini tarımdan çeken politikalar uygulanırdı.  

Şu an ise benim açımdan bir komedi dönüyor. PTT’nin Konya Sanayi Odası Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil’in şirketinden PTT için temin edilen ucuz (?) yağ, bu şirketin kendi sitesine göre %25 oranında daha pahalı. Bu nedenle PTT, şirkete dava açma yoluna gidiyor.  

PTTAVM Genel Müdürü Hakan Çevikoğlu, yasal süreçle ilgili şunları dile getirmiş geçtiğimiz günlerde:  

“(…) Platformumuz üzerinden hizmet veren Helvacızade Gıda firması, PTTAVM üzerinden sunduğu 10 litrelik teneke ambalajdaki ayçiçeği yağını 176.89 TL’den satışa sunmuş, ancak kendi internet sitesi üzerinde 145.90 TL’ye satışa sunmuştur. (…)”  

Görünen o ki, geçtiğimiz günlerde gençler için  “Z kuşağı bilmez.” söyleminde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Z kuşağına o günleri tekrardan yaşatmak istiyor. Ancak bunu çağdaş bir şekilde uygulayarak -tıpkı maske dağıtımında olduğu gibi- online kuyruk sistemiyle yürütüyor.  

Bana soracak olursanız, ülkedeki en büyük sorunlardan biri haline gelen yağlık tohum meselesinin çözümü çok zor değil. Ancak bu çözüm yarın kucağımıza atlamayacak. Zira tarım sorunu bir günde çözülecek kadar basit bir mesele değil. Bu nedenle orta ve uzun vadeli planlarla yağlık tohum üretimi artırılabilir. İlk iş, çiftçi için girdi maliyetini düşürmek.  

Girdilerden mazot fiyatlarına bakacak olursak, 2002 senesinde litre fiyatı 94 kuruş. Çocukluğumda babam petrol ofisi işletirdi Siirt’in Şirvan ilçesinde. Senelerce 1 lirayı bile zor gördüğünü hatırlıyorum bu fiyatın. Ancak 2020 senesine girildiğinde 7 lirayı aşmış durumda.  (Fiyat artışlarını gündelik şekilde takip etmemi sağlayan bir benzinliğin karşısındaki durakta geçiyor sabahları 5-10 dakikam minibüsü beklerken.) 

Tarım Yasası’na göre tarımsal destek ödemeleri, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın en az %1’i kadar olması gerekiyordu. İşin garip yani, bu yasa 2006 senesinde AKP hükümeti tarafından çıkarıldı. Ancak bu yasanın 21. maddesi bugüne kadar hiç uygulanmadı. Eğer ki uygulanmış olsaydı, 2019 senesinde tarıma ayrılan destek 16.1 milyar TL değil, 43.2 milyar TL’yi bulmalıydı çünkü TÜİK’in 2019 verilerine göre GSYH 4 trilyon 320 milyar 191 milyon TL idi.  

Bakalım dava meselesi nasıl sonuçlanacak. Gerçi, davanın her iki sonucunun da fiyatları aşağıya çekmeyeceği ortada. Daha sağlıklı gıda ve tarım politikalarını işleyen bir hükümet umuduyla sıradaki yazılara geçelim en iyisi.  

 

 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş