Bir Zamanlar Amsterdam'da: Nuri Bilge Ceylan'ın gözünden manzara olarak insan

Sosyal medyada gözümüzün önünde sürekli değişen imajların bir karşıtı varsa herhalde Nuri Bilge Ceylan’ın da temsilcileri arasında olduğu “yavaş sinema”dır. Nuri Bilge Ceylan’ın Eye Filmmuseum’daki "Inner Landscapes" sergisi üzerine...
Bir Zamanlar Amsterdam'da: Nuri Bilge Ceylan'ın gözünden manzara olarak insan

İngiliz film teorisyeni Laura Mulvey, “Görsel Haz ve Anlatı Sineması” denemesinde karanlık bir odada, büyük bir ekranın karşısında olma deneyiminden bahseder: Sinemalarda mekanın poetikası, izleyiciyi ekrandaki görüntüye odaklanacak şekilde konumlar. Amsterdam’daki Eye Filmmuseum’daki tüm sergiler gibi, Nuri Bilge Ceylan’ın Inner Landscapes sergisinde de bu konumlama (izleyiciye hoş gelen bir şekilde) mevcut, zira müzenin ana sergi salonu, bir sinema salonuna öykünerek devasa ve karanlık. 

  • Ceylan’ın filmlerini, erken dönem fotoğraf çalışmalarını ve bazı sahnelerin üzerine konuştuğu yönetmen açıklamalarını biraraya getiren sergi sırasında yönetmenin filmleri de müzenin sinemasında düzenli olarak gösterilecek. 

1 Haziran 2025’e kadar açık kalacak Inner Landscapes aynı zamanda Hollanda’da Ceylan’ın çalışmalarına odaklanan ilk sergi olma niteliğini taşıyor. Müzenin direktörü Bregtje van der Haak, serginin açılışında müzenin bu adımını 1960’lardan itibaren Türkiye’den Amsterdam’a ve Hollanda’ya göç etmiş, hemen yanı başlarındaki komüniteye erişme çabası olarak da tanımladı.

1959 doğumlu Nuri Bilge Ceylan, dünyada Martin Scorcese, Bela Tarr, Wim Wenders gibi kendi kült takipçileri olan yönetmenlerin hayranlığını toplamış; Türkiye sinemasındaysa tartışma yaratabilen bir figür. Bir sinemacı olarak yeteneği ve gözünün keskinliği tartışmaya kapalı bir konu. Ebru Ceylan’la beraber yazdığı incelikli ve çaktırmadan komik diyaloglarsa her zaman toplumdaki güç dinamiklerine atıfta bulunuyor ve sosyolinguistik öğeler taşıyor. (Örneğin, Bir Zamanlar Anadolu’daki savcı, polisin suçluya işkence etmesini engellemeye çalışırken bir anda “Böyle mi gireceğiz Avrupa Birliği’ne?” deyiveriyordu.) 

Öte yandan sessiz, kimilerine göre görünmez politik duruşu, filmlerindeki kadın karakterlerin ikincil ve kimi zaman problematik konumlandırılması gibi başlıklar altında, Türkiye’de tekrar tekrar eleştirildiği de oldu. Günün sonunda Ceylan, entelektüellerin yalnız olduğu bir ülkede, yalnız bir entelektüel. 

Küratörlüğünü Eye’ın sergiler direktörü Jaap Guldemond’un üstlendiği Inner Landscapes, yönetmenin yolculuğunu anlatma ve yönetmenin dünyasını uluslararası izleyicinin anlayabileceği şekilde bir bağlama oturtma anlamında başarılı. Ceylan’ın 1995 tarihli ilk filmi Koza, ilk olma özelliği ve büyüsüne yaraşır şekilde ana sergi salonundan ayrılmış tek ayrı alanda, tek başına sergileniyor. 

  • Eye’da ziyaret ettiğim bir önceki sergi olan, Werner Herzog’un The Ecstatic Truth’unda ise bu odada akademisyenlerin Herzog’un işlerinin politik doğruluğunu ve etik anlamdaki pusulasını tartıştıkları bir kısa film gösteriliyordu, yani belki buraya fısıltılar odası denilebilir.) 

Sergi kataloğunda yönetmenin işlerinden “Kökleri derin bir şekilde evrensel bir insan olma haline uzansa da, çağdaş Türkiye tarihi ve içinde barındırdığı şehir ve taşra, laiklik ve din, erkek ve kadın, bireycilik ve kolektivizm gibi karşıtlıklara da ayrılamaz şekilde bağlı” ifadesiyle bahsediliyor. Sergi, müzenin hep kullandığı “kesit” formatıyla, izleyiciye Ceylan’ın filmlerinden 25'er dakikalık bölümler izleme şansı sunuyor, aralardaysa yönetmenin daha önce kendi yayınladığı set arkası görüntüleri ve karakterlerden enine boyuna bahsettiği açıklamaları var. 

Küratör Guldemond, uzun zamandır hangi kesite yer vereceğine karar verirken bu kadar zorlanmamış ama en nihayetinde her filmin özünü temsil eden bir çekirdek kısma yer verdiğini söylüyor. Odaya yayılmış film ve fotoğrafların arasında, Ceylan’ın “yavaş” filmlerinde uzun aralar, rüzgarın sesi, doğanın yüceliğiyle karşılığını bulan bir negatif alan var. Bana kalırsa sergiye dair en özel şeylerden biri bu “parça” deneyimi, diğer bir deyişle Ceylan’ın dünyaları arasında gezinebilmek.

Eye Filmmuseum'daki Inner Landscapes sergisinden bir kare. Fotoğraf: Hans Wilschut

Sergideki fotoğraflarsa yönetmenin 2003-2012 yılları arasında, çoğunlukla Anadolu’da mekan keşfi yaparken çektiği karelerden bir seçki. Bu fotoğraflar janr olarak manzara fotoğrafıyla toplumsal gerçekçilik arasında bir yerlerde gidip gelse de, Guldemond’un seçkisinde (ve aradan geçen yılların da yardımıyla) adeta Türkiye’den çok sadece doğanın hüküm sürdüğü sahipsiz bir toprağa da dair. 

Yönetmen Nuri Bilge Ceylan, David Lynch'in vefatından bir gün sonra Eye Filmmuseum'daki sergi açılışında. Fotoğraf: Corinne de Korver

Inner Landscapes’in basın davetinde, Ceylan “kareleme” (framing) biçimini bir alışkanlık, fotoğraf pratiğini ise filmlerinden tamamen farklı bir pratik olarak tanımladı ve gülümseyerek “Fotoğraflarda bir an için dünya bana vuruyor, ben de dünyaya geri vuruyorum” dedi. 

Kamera arkası çekimlerindeki gerilimine benzer bir şeyin hissedildiği tek ansa filmciliğin, hayal ettiği sahneyi çekebilmek için aynı anda yüz kişinin sorularına cevap verme gibi gerçeklerinden bahsettiği andı. 

  • Hatırlatayım: Kış Uykusu’nun yapım sürecini anlatan Uzun Sürmüş Bir Kış’ta aktörler bir sigara söndürüp diğerini yakarken, aslında ellerindeki sigaranın dumanı gibi peri bacalarından uçup gitmek arzusunda gibi görünüyorlar.

Ceylan, onlarca prestijli ödülden sonra kendisine üretme azmi veren şeyin “insan olma durumunu anlamak,” en ilginç bulduğu manzaranınsa “insan yüzü” olduğunu söylüyor. Bana kalırsa yönetmenin görsel yeteneğinin yanındaki süper gücü bu serginin çıkışında, bir yandan gözleriniz tekrar aydınlığa alışmaya çalışır, diğer yandan karşınızda beliren IJ Nehri manzarasına bakmakla bakmamak arasında bocalarken gördüğünüz ufacık bir ekranda: Burada ilk defa gördüğüm bir film kaydında, Ceylan son filmi Kuru Otlar Üstüne’deki ana karakteri Samet’i anlatıyor. Tüm NBC (anti) kahramanları gibi Samet de despotik, zayıf, çelişkili, son zamanlarda moda olan tabirle gölge benliğinin kuyularından çıkamayan bir karakter. 

Ceylan, bu kayıtta kendisinin (ve tüm insanların) bir parça Samet olduğundan ve Samet’i anladığından bahsediyor. Inner Landscapes’te kimi zaman hareket eden, kimi zaman duran manzaralarsa aslında tam da bu anlamaktan korkmama hâlinin gücünü taşıyor. 

Not almalı: Inner Landscapes, Amsterdam’daki Eye Filmmuseum’da 1 Haziran 2025’e kadar görülebilir. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

TuttoTutto

BÜLTEN SAYISI

📷 Bir Zamanlar Amsterdam'da

Bu ayın bülteninde Nuri Bilge Ceylan’ın Eye Filmmuseum’daki Inner Landscapes sergisi var.

01 Mar 2025

"Bir Zamanlar Anadolu'da"dan bir kare. Nuri Bilge Ceylan ve Eye Filmmuseum izniyle.

YAZARLAR

Büşra Erkara

Büşra Erkara, İstanbul'da yaşayan bir yazar. Kültür-sanat, yemek ve kurguyla diğer "şeylerden" daha çok ilgileniyor.

Tutto

Şimdiki zamanla ağır çekimde yeniden buluşmalar.

İLGİLİ OKUMALAR