
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ey dünya, Türkiye senin mülteci kampın olmayacak” yazılı afişlerinin sokakları süslediği bu dönemde ana muhalefet partisinin göçe bakışını incelemek oldukça kritik.
Programında Avrupa’da yükselen ırkçılık, İslamofobi ve yabancı düşmanlığının siyaseti etkileyerek göçmenlere sert ve kısıtlayıcı hükümler getirilmesine yol açtığı tespitini yapan parti, göç hareketlerinin “yasalara ve uluslararası anlaşmalara uygun biçimde gerçekleşmesinin” esas olduğunu ifade ediyor. Yasa dışı göçün engellenmesi için önlem alınacağı, “insani maliyeti yüksek olan ve ülkemize güvenlik tehditleri yaratan yasa dışı göç ve insan ticareti ile etkin mücadele edileceği” belirtiliyor.
Cumhur İttifakı partilerinin aksine dış göçe programında geniş yer veren CHP, “Göçmen Sorunları Bakanlığı” kurulmasını hedefliyor. Göçü ve göçmenleri “sorun” olarak nitelemeyen CHP, programında göçmenlerin yaşadıkları problemleri odağına alıyor. Kurulacak bakanlık aracılığıyla çalışma ve sosyal güvenlik sorunlarının çözülmesini vadediyor.
Öte yandan CHP programında “göçmenlerin vatandaşlık ve uyruk edinme hakkının önündeki insan onurunu rencide edici duvarların kaldırılmasını” savunuluyor. Yani sığınmacıların Türk vatandaşlığına geçmesine yeşil ışık yakılıyor.
Türkiye’den yurtdışına giden göçmen işçilerin ve ailelerin haklarının korunmasıyla ilgili sözleşmelerin takipçisi olunacağı, göç eden Türk vatandaşlarının gittikleri ülkeye entegrasyonlarının yakından izleneceği ifade ediliyor.
“Davullarla zurnalarla gidecekler”
Parti programında yer alan ifadelerle tam örtüşmeyen bir şekilde CHP lideri Kılıçdaroğlu, konuşmalarında iktidara gelmeleri hâlinde iki yıl içinde Türkiye’deki sığınmacıların ülkesine döneceği sözünü veriyor.
"Gayri resmî rakamlara göre 5 milyon, 6 milyon sığınmacı var. Afganistan’dan insanlar geliyor. İran coğrafyasını aşarak geliyorlar ve bizde ikamet ediyorlar. 'Efendim para verilirse daha fazla alacağız'...kimden izin aldın sen arkadaş? Referandum mu yaptın? Bu millete sözüm sözdür, en geç iki yıl içinde herkesi, bütün sığınmacıları davulla zurnayla memleketlerine göndereceğim." diyen CHP lideri , "Irkçılık yapmadan, çünkü onların kabahati yok, onlara buraya getirenin kabahati var, kapıyı açmışsın geliyorlar. Dolayısıyla sığınmacılara kızmayacağız, onların can ve mal güvenliklerini koruyarak göndereceğiz. Kendi topraklarımızda önce evlatlarımıza bir iş bulalım." ifadelerini kullanıyor.
CHP, 2022’de açıkladığı “Göçmen Sorunu İçin Acil Eylem Planı’nda” mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını, Suriyelilerden başlayarak tüm sığınmacıların ülkesine dönmesinin şart olduğunu ifade ediyor.
Sığınmacıların geri dönüşü için CHP’nin hazırladığı dört aşamalı plan Suriye ile masaya oturulmasından, Suriye’de savaştan ağır hasar alan bölgelerin yeniden inşasından, dönenlerin can güvenliğinin sağlanmasından ve Suriye’ye yatırıma destek verilmesinden oluşuyor. “Tek bir Suriyelinin dahi ateşe atılmayacağı, davullarla zurnalarla ülkelerine geri gidecekleri, bu sayede Türkiye’nin, Suriye’nin ve Orta Doğu’nun huzurunun yeniden tesis edileceği” belirtiliyor.
CHP’nin, yabancılara suyu ve katı atık vergisini 10 kat fazla ücretten satan ve ırkçılıkla suçlanan Bolu Belediyesi Başkanı Tanju Özcan’ı, bir meclis üyesi kadına yönelik sözleri nedeniyle de olsa, bir yıl süreyle partiden uzaklaştırdığını da hatırlatmak gerekiyor.
Kafa karıştıran rapor
CHP’nin 2016 tarihli , "Sınırlar Arasında - İnsanlık Dramından İnsanlık Sınavına" başlıklı bir başka raporunda ise "İlk aşamada misafir olarak kabul edilen Suriyeli mültecilerin ülkemizde kalıcı oldukları kabul edilmelidir." ifadesi yer alıyor.
Rapora katkı veren CHP’lilerden Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Independent Türkçe’ye verdiği röportajda "Afganistan'dan, Suriye'den Pakistan'dan kalkıp gelen birisi aslında Türkiye'ye yerleşmeye gelmiyor. Avrupa'ya gitmek için geliyor. Bizim girişimiz açık, çıkışımız kapalı. Asıl mesele Türkiye'yi mülteci kampı hâline getiren politika. Biz diyoruz ki adam gitmek istiyorsa bırak gitsin." ifadelerini kullanıyor.
CHP’nin Avrupa Birliği ile imzalanan Geri Kabul Anlaşması’na karşı çıktığını, iktidarın sığınmacıları siyasi koz olarak kullandığını, Türkiye’nin bütün mültecileri kaldıramayacağını söyleyen Ağbaba, “Bu koşul ve politikalarla sığınmacıların kalıcı gözüktüğünü, kendilerinin sığınmacılar kalıcı olsun demediğini” belirtiyor. CHP’nin bu nedenle “Avrupa'nın mülteci kampı olmayacağız” dediğinin altını çiziyor.
Ağbaba, sığınmacı meselesinin hem güvenlik hem ekonomik problem olduğunu, sığınmacıların geri gönderilmesinden başka alternatif düşünmediklerini belirtiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
CHP, İYİ Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi'nin göçmen meselesine bakışı
05 Oca 2023

YAZARLAR

Bartu Özden
Politics editor @ Aposto

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




