Çin ve Orta Doğu: İlişkiler kurumsallaşıyor

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad, 9 Aralık'ta 1'inci Çin-Arap Zirvesi'ne (China-Arab Summit) ev sahipliği yaptı. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Tunus, Kuveyt ve Sudan liderlerinin katıldığı Zirve, Çin'in Orta Doğu'da artan etkisini ve ABD-Çin mücadelesinin seyrini gözlemlemek için dikkatle takip edildi. Şi Cinping, Arap Zirvesi'ne ek olarak Afrika ülkelerinin liderlerinin yer aldığı ayrı Afrika Zirvesi'ne de katıldı.

AP
Çin Devlet Başkanı Cinping, ülkesinin Orta Doğu ve enerji siyaseti açısından büyük önem taşıyan Suudi Arabistan'da resmî törenle karşılandı ve bu ziyareti iki ülke arasındaki işbirliğini çeşitli alanlarda daha da derinleştirecek "yeni bir dönemin başlangıcı" olarak tanımladı. Cinping, Çin'in Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleriyle nükleer enerji, nükleer güvenlik ve uzay keşfi alanlarında işbirliği yapmayı hedeflediğini belirterek önümüzdeki süreçte ülkesinin Orta Doğu'ya daha fazla yatırım yapacağının sinyallerini verdi.
Birbirine eklemlenen projeler
Çin'in Ortadoğu politikasının temelinde dünyanın en büyük petrol ihracatçısı olan Suudi Arabistan ve enerji tedarikinde kritik öneme sahip olan Körfez ülkeleri yer alıyor. 8 Aralık'ta, Çin-Arap Zirvesi'nden bir gün önce Riyad'a giden Cinping, burada Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdülaziz ile Çin ve Suudi Arabistan arasında "Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması"nı imzaladı.
Bu kapsamda, iki ülke arasında 34 yatırım anlaşması imzalandı ve Suudi Arabistan'ın "Vizyon 2030" olarak adlandırılan ekonomisinin sektörel çeşitliliğini genişletmeyi amaçlayan gelecek vizyonuyla Çin'in Asya-Pasifik'ten Avrupa'ya uzanan "Kuşak ve Yol Girişimi" projesinin birbirlerine eklemlenerek geliştirilmesi kararlaştırıldı. Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşmasına ilişkin açıklama yapan Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid Al Falih, ülkesinin Çin ile 50 milyar dolarlık yatırım anlaşması imzaladığını açıkladı.
Çin ve Arap ülkeleri arasında son yıllarda artan işbirliği savunma sanayisinden teknoloji transferine kadar çok farklı alanlara yayılmış durumda. Çin'in Orta Doğu ve Körfez ülkelerine yaptığı silah satışı son yıllarda büyük artış gösterirken Çin merkezli inşaat şirketleri Suudi Arabistan ve Mısır'da çok büyük altyapı ve yeni yerleşim yerlerinin projesini üstlendi.
Öte yandan, başta BAE ve Bahreyn olmak üzere Körfez ülkelerine "yüz tanıma teknolojileri" satan Çin yönetimi bu ülkelerle yapay zeka alanında ortak araştırma ve projeler de yürütüyor. Dünya ticaretindeki payını ve önemini daha da artırmak isteyen Çin, "Kuşak ve Yol Girişimi" kapsamında Ortadoğu, Körfez ve Afrika ülkelerindeki liman ve lojistik yatırımlarını sürekli olarak genişletiyor.
Çin'in Orta Doğu'ya artan ilgisi
Dünyanın en kalabalık nüfuslu ülkesini otoriter bir sistemle yöneten Çin Komünist Partisi, sistemin istikrarı için yüksek büyüme oranları ve istihdam yaratılmasını sürdürmek amacıyla enerji arzının güvence altına alınmasını ve düzenli petrol tedarikini dış politikasının temel hedeflerinden biri olarak görüyor. Enerji ve ulaşım sektörleri, Kuşak ve Yol Girişimi'nin odak sektörlerini oluştururken proje bütçesinin %44'ü direkt olarak enerji yatırımlarına ayrılıyor. Çin bankalarının Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında hedef ülkelere yaptığı enerji yaptırımlarının %91'i de fosil yakıtlara yapılıyor. Bu bağlamda, Orta Doğu ülkeleri Çin'in ihtiyacı olan petrol arzının en büyük tedarikçisi konumunda ve dolayısıyla hem siyasi hem ekonomik anlamda bölge ülkeleri Çin hükümetinin odak noktası hâline gelmiş durumda.
Aşağıdaki tablo, Orta Doğu ülkelerinin 2015-2020 yılları arasında Çin'e yaptığı toplam petrol ihracatını gösteriyor. Özellikle 2017'de başlayan keskin ihracat artışı, Çin'in bölgede ekonomik ve siyasi olarak daha aktif olmasını ve mevcut iş birliği ve ittifaklarını güçlendirme çalışmalarını da beraberinde getiriyor.

9 Aralık'taki zirvede de Şi Cinping, Körfez ülkelerinden yaptıkları doğal gaz ve petrol ithalatında yuanın daha fazla kullanılması yönünde teminat verdi. Cinping, ABD hegemonyasının önemli bir sembolü olan dolara alternatif olarak ikili ticarette "yuan" kullanılmasını uzun süredir dış ticaret politikasının merkezine yerleştiriyor. Cinping, yuanın uluslararası ticaretteki gücünü ve payını artırarak Çin'in yeni bir süper güç olarak yükselişini tüm dünyaya göstermek istiyor.
Kuşak ve Yol Girişimi'nin 2013'te hayata geçirilmesinden bu yana Çin, Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerine 123 milyar dolardan fazla yatırım yaptı. Aynı zamanda, Orta Doğu ülkeleriyle olan ticaret hacmini büyük oranda artırarak birçok bölge ülkesinin en büyük ticaret ortağı hâline geldi.
Suudi Arabistan'ın bir numaralı ticari ortağı olan Çin, 2017'de burada bir drone üretim fabrikası kurmak için ortaklık anlaşması imzaladı. Bugün de istikrarlı bir şekilde Suudi Arabistan ile askerî işbirliğini ve yatırımlarını artırıyor.
Öte yandan, Irak ile Çin arasındaki ticaret hacmi 2008-2018 yılları arasında %1000 oranında artış göstererek 30 milyar dolar seviyesine çıktı. Irak, Çin'in en büyük 3'üncü petrol tedarikçisi konumundayken; Çin de Irak'ın en büyük ticari ortağı ve yabancı yatırımcısı hâline geldi.
Diğer yandan siyasi, askerî ve ekonomik olarak Çin için stratejik bir öneme sahip olan İran ile de Mart 2021'de "25 Yıllık İşbirliği Anlaşması" imzalandı. İran, hem devasa boyutta petrol rezervlerine sahip olması hem de Çin'in petrol ithalatının yaklaşık %40'ının Hürmüz Boğazı üzerinden taşınması sebebiyle Çin'in enerji ithalatında stratejik bir konuma sahip. Ek olarak, büyük petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olan Azerbaycan ve Orta Asya devletlerine kara yolu üzerinden ulaşım imkanına sahip olduğu için de Kuşak ve Yol Girişimi'nin Avrasya ayağında kilit role sahip. Birçok Orta Doğu ülkesinde olduğu gibi, İran'ın da birinci ticaret ortağı Çin ve AB Komisyonu verilerine göre İran ithalatının %28,6'sını, ihracatının ise %40,4'ünü Çin ile yapıyor.
Çin, ham petrolde olduğu kadar doğal gaz tedarikinde de dışa bağımlı ve bu açıdan Avustralya ile beraber dünyanın en büyük sıvı doğal gaz ihracatçısı olan Katar, Çin için büyük öneme sahip. Katar'ın Çin'e yaptığı sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatı, Çin'in yurtiçi tüketiminin %28'ini oluşturuyor ve bu durum Çin'in enerji güvenliği açısından Katar'a stratejik bir önem kazandırıyor.
ABD'den doğan boşluğu Çin dolduruyor
Şi Cinping'in 2018 yılında Körfez ülkelerine yaptığı ziyarette bölge ülkeleriyle savunma ve telekomünikasyon alanlarında önemli anlaşmalar yapılmıştı. BAE, ABD'nin yaptırıma tabi tuttuğu Huawei'nin 5G altyapısını kullanmak için bir anlaşma imzalamış ve ABD üretimi olan F-35 savaş uçaklarının alımı Biden hükümeti tarafından durdurulduğu için Çin yapımı L-15 jetlerini satın almıştı.
Savunma ve güvenlik alanlarında ABD'ye bağımlılığı büyük oranda devam eden Suudi Arabistan da bir yandan Çin ile başta drone ithalatı olmak üzere savunma alanındaki işbirliğini derinleştirirken diğer yandan da Vizyon 2030 planı için büyük öneme sahip nükleer enerji alanında Çin firmalarından know-how transferi sağlıyor. Körfez ülkelerinin Çin ile savunma, enerji ve telekomünikasyon alanlarında derinleşen işbirliği temelde ABD güdümünden uzaklaşmak ve bağımsız bir dış politika izlemek için gerekli kaynakları yaratma amacını taşıyor.
ABD Kongresi'nin hem askerî teknolojilerde hem de nükleer enerjide yapılacak yatırım, işbirliği ve satışları kendi dış politika öncelikleri çerçevesinde koşullara bağlaması Körfez ülkelerini alternatif ittifaklar aramaya itiyor. Bu anlamda, Rusya ve Çin gibi otoriter ülkeler izledikleri realist dış politika ile savunma sanayi, nükleer enerji ve iletişim teknolojileri alanlarında kendilerine "koşulsuz" muhatap arayan otoriter Körfez monarşilerine önemli bir alternatif sunuyor.
Çin'e bakıldığında ise Orta Doğu'ya yaptığı büyük miktardaki ekonomik yatırımların ve ikili anlaşmaların temel motivasyonunun istikrarlı büyüme oranlarını devam ettirmek için hayati öneme sahip olan enerji tedariki olduğunu söyleyebiliriz.
ABD'nin Donald Trump ile başlayan Orta Doğu'dan çekilme süreci Joe Biden ile devam etti ve oluşan güç boşluğu Çin için siyasi ve ekonomik fırsatlar yaratıyor. İşbirliği ve ticaret anlaşmalarının yanı sıra, İran ve Suudi Arabistan ile astronomik rakamlarda silah anlaşmaları imzalayan Çin, İran ile ortak askerî tatbikatlar ve istihbarat paylaşımları yapıyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın petrol tedarikindeki önemi göz önünde bulundurulduğunda, İran'ın bölgedeki güçlü askerî varlığı ve deniz yollarının güvenliğini sağlaması Çin açısından büyük önem teşkil ediyor.
İkili ilişkileri daha üst seviyelere taşımak ve yapılan enerji ithalatı ve ticaret anlaşmalarını güvence altına almak amacıyla Çin, birçok Orta Doğu ülkesiyle işbirliği ve ortaklık anlaşmaları imzaladı ve Çin-Arap Zirvesiyle birlikte bu ilişkiler kurumsallaştırılarak ikili ortaklıklar başta nükleer enerji olmak üzere geniş alanlara yayıldı. Önümüzdeki süreçte Çin-Körfez ilişkilerinin derinleşmesindeki en büyük engelin İran faktörü olduğu söylenebilir. İran ve Körfez ülkeleri arasındaki bölgesel çatışmalar ve liderlik mücadelesi, Çin'i de her iki tarafı dengede tutacak ve memnun edecek ilişkiler geliştirmeye zorlayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Çocuk evliliği, gizli sığınmacı hapishanesi, cemevlerinin statüsü
14 Ara 2022

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




