COP26'nın ardından: Dünya nereye gidiyor?


Happywork Studio’dan Sertifikalı Mutluluk Koçu olma fırsatı Mutluluk, kendini gerçekleştirebilme hissiyle oldukça bağlantılı bir biçimde gelişiyor ve bu da mutluluğun, kendini tanımayla ilişkisini ortaya koyuyor. Bir başka deyişle mutluluğun sırrı, insanın nasıl mutlu olabileceğini bilmesinden geçiyor. Mutlu insanlar mutlu çalışma ortamlarını, mutlu şirketleri, mutlu toplumları oluşturduğu için bu konudaki birikime duyulan ihtiyaç da baki hâle geliyor. Sürdürülebilir iş kültürleri yaratmayı misyon edinmiş Happiitude'un Türkiye’deki tek lisanslı partneri Happywork Studio, 27 Kasım’da İngilizce ile aynı anda ilk defa Türkçe olarak da başlatacağı Sertifikalı Mutluluk Koçluğu Temel Seviye eğitimiyle mutluluğa dair daha çok düşünen ve bu konuda bireylere ya da organizasyonlara destek olacak sertifikalı mutluluk koçları yetiştirmeyi hedefliyor. Nedir? 2018’den bu yana 45’ten fazla ülkeden binlerce kişinin katıldığı eğitim; katılımcılara mutluluk ve refah odaklı çevrim içi kurslar tasarlama, organizasyonlara ve şirketlere danışmanlık yapma gibi yetkinlikler verirken bir yandan da kişisel ve profesyonel hayatı şekillendirecek yeni perspektifler sunuyor. Program mezunları, hayatın her noktasında daha etkili ve daha üretken bireylere dönüşürken ayrıca yaşam ve mutluluk koçluğu ve danışmanlık konularındaki yenilikleri her daim takip edebilecekleri platformlara ücretsiz üyelik hakkı kazanarak küresel bir ailenin parçası hâline geliyor. Nasıl? Dört hafta boyunca her cumartesi 10.00-13.00 saatleri arasında, çevrim içi ortamda gerçekleşecek eğitimin katılımcıları, Happiitude Institute ve Berkeley Well-Being Institute, California tarafından Mutluluk Koçu olarak sertifikalandırılma hakkı kazanıyor. Ayrıca bu eğitimin katılımcıları Türkçe programın ilk mezunları olma fırsatı ediniyor. Kaçırılan oturumların kayıtları da katılımcılara iletiliyor. Ayrıntılar, avantajlar ve kayıt: 27 Kasım'da başlayacak eğitime arkadaşıyla birlikte kaydolan katılımcılar, Happiitude kurucu ortaklarından Karan Behl destekleriyle Arkadaşını Ücretsiz Getir avantajı sayesinde %50'şer indirim şansına sahip oluyor. Tek başına kaydolan katılımcılar, Erken Kalkan Yol Alır kampanyasıyla %33 indirimden yararlanabiliyor. 20 Kasım’a kadar geçerli indirimlerden yararlanarak 12 taksite kadar ödeme avantajıyla kaydolmak ve ayrıntılı bilgi almak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İskoçya'nın Glasgow kentinde 1-12 Kasım arasında düzenlenen 26'ncı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP26), "dünya için son şansımız" olarak tanımlanmıştı. Zirvenin küresel ısınmanın dengelenmesi ve fosil yakıtlardan vazgeçilmesi gibi konularda dünya liderlerine baskı görevi üstlenmesi bekleniyordu.
Zirvede, 2015'te imzalanan Paris İklim Anlaşması'ndan bu yana çözümsüz kalan birçok sorun ve uygulanmayan "taahhütler" yeniden konuşuldu. Yeni taahhütler de verildi; ancak dünya küresel sıcaklık artışını kısıtlama hedefinin çok uzağında.
İçeride zirveyi takip ederken "uyuyan" liderler varken dışarıda aktivistlerin protestosu sürdü. 40 binden fazla kişinin katıldığı zirvede fosil yakıt endüstrisiyle bağlantılı delegelerin sayısı da eleştiri konusu oldu.
Gergin başlangıç
Glasgow’daki zirvenin ilk haftasını yerinden takip eden gazeteci Doğu Eroğlu, izlenimlerini şöyle anlattı:
"COP26 aslında biraz gergin başladı. Bunun sebebi aslında adında saklı. 25 toplantı geride kaldı ancak sera gazı azaltım mekanizmaları kurulmakta şimdiye kadar başarısız olundu. Kyoto örneği tutmadı ve Paris Anlaşması'nın kurduğu çerçeve de 5’inci yılını doldurdu. Ülkelerden artık bizi 1,5 derece hedefine yaklaştıracak ulusal katkı beyanları gelmesi gerekiyordu. COP süreçlerinde ciddi hedef açığı var. Hem daha fazla taahhüt lazım hem de uygulamaların artması lazım. Yoksa 2100 itibarıyla biz 1,5 ya da 2 derece değil 4 dereceye de gidebiliriz gibi bir görüntü var."
ABD ve Avrupa’da meydana gelen aşırı iklim olaylarının zirveyle ilgili beklentileri artırdığını belirten Eroğlu, önceki COP zirvelerinde de büyük sorunların çözülemediğine işaret ederek "Sorun büyük beklentiler büyük... Bir toplantıdan beklentilerimiz bakımından değerlendirildiğinde tek bir COP’la büyük sorunlar çözüldüğü olmamıştı. COP26’da da bu değişmedi." dedi.
İddialı başlangıca rağmen kömürle ilgili devrimci adımların atılamadığını belirten Eroğlu’na göre zirvenin en büyük başarısızlığı finans konusu oldu. Eroğlu şunları söyledi:
"Metan gazı emisyonlarının %30 kısılması hedefi kondu. Ormansızlaşmanın engellenmesi daha önceki zirvelerde de vardı. Bunu önümüzdeki senelerde göreceğiz. İklim değişikliğiyle toplumsal mücadeleyi küresel anlamda yayabilmek için daha yüksek finansman gerekli. Geçmiş yıllarda ortaya atılan 100 milyar dolarlık senelik hedefe ulaşılamadı. Daha ciddi bir fona ihtiyaç olduğunu biliniyor. Fakat bu düşük görünen fon bile toplanabilmiş değil. Zirvenin en büyük başarısızlığı finans konusunda çözülemeyen bu kördüğüm oldu. Çözüm, bir sonraki COP’a kalacak gibi görünüyor."
Ya Türkiye?
Eroğlu, Türkiye’nin finansal yardıma erişimde yarattığı zorluk ve sorumlulukta dezavantajlı durumuna düştüğü gerekçesiyle "gelişmiş-gelişmekte olan" kategori kavgasını 1992’deki Rio Sözleşmesi’nden beri sürdürdüğünü hatırlattı. Eroğlu’na göre ‘Türkiye vazgeçti’ anlamına gelmese de Glasgow’da geri çekilen bu taleple "gelişmiş-gelişmekte olan savaşı" bir süreliğine de olsa bitti.
Türkiye’nin "kömürden küresel çıkış deklarasyonu" için imzacı olmadığını ve bu konuda ciddi plan sunmadığını belirten Eroğlu, koyulan "2053 net sıfır emisyon" hedefine karşın adım atılmadığı belirterek "2053 hedefine dair net plan yok. Kömürden çıkış için de soru işareti var. Hükümetin kömür endüstrisine olan yakınlığı da düşünüldüğünde adım atmaktan imtina ettiği akla geliyor" diye konuştu.
Eroğlu, Türkiye’den uluslararası zirvelere katılan temsilcilerin aynı söylemleri tekrar ettiğine dikkat çekti:
"Zirve boyunca Türkiye’nin iklim konusundaki başmüzakerecisi olan Mehmet Emin Birpınar vardı. Bakan Murat Kurum da gelip bazı oturumlarda konuşma yaptı. Oradaki konuşması da Türkiye’nin son yıllarda iklimle ilgili söylemlerinin tekrarıydı. Erdoğan ya da Kurum ne zaman uluslararası kuruluşlarla buluşsa çok bilindik aynı söylemleri tekrar ediyorlar. Ama Türkiye’nin sera gazı emisyonunu azaltma konusunda özel bir planının olmadığı Kurum’un konuşmasından da anlaşılıyor."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta COP26 İklim Zirvesi'ni ve Belarus-Polonya sınırında yaşanan göçmen krizini ele aldık.
12 Kas 2021

YAZARLAR

Anıl Tuncer
Yazar - Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




