'Çözüm süreci' denmeyen 'süreç' nereye doğru?

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Ankara’da uzun bir süredir Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı çağrı doğrultusunda, PKK’nın fesih kararı alması bekleniyor. Ankara kulislerindeki iddialar bu kararın çok yakında alınacağı yönünde. Buna karşılık, fesih kararının alınması hâlinde bile sürecin nasıl devam edeceği, nereye evirileceğine dair belirsizlik sürüyor. Bütün işaretler fesih kararı verilse bile sürecin akıbetinin Suriye’deki gelişmelere odaklı olacağı yönünde.
MHP lideri Devlet Bahçeli’nin geçen yıl yasama yılının başında DEM Parti üyelerinin elini sıkmasıyla başlayan, Öcalan’ın gerekirse Meclis’e gelerek örgütü feshettiğini açıklaması mesajı ile gelişen süreçte önemli bir aşamağının eşiğine gelindi.
Bahçeli’nin çağrısının ardından uzun süredir kapalı tutulan İmralı kapısının açılması, DEM Parti heyeti ile avukatların ve ailesinin Öcalan’la görüşmeler yapması, hızlı bir biçimde fesih çağrısı noktasına gelinmesini sağladı. Öcalan, 27 Şubat’ta, DEM Parti heyeti aracılığıyla kaleme aldığı çağrıyı kamuoyuna açıkladı. Ancak Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı bu çağrıyla ilgili beklenen adım henüz atılmadı. PKK yöneticileri, kongreyi Öcalan’ın yönetmesi gerektiğine ve güvenlik risklerine işaret ederek bugüne kadar fesih kongresini toplamadı.
Ankara kulislerinde, son günlerde fesih kararının kısa bir süre içerisinde verileceği konuşuluyor. Örgütün, kamuoyuna kapalı biçimde yapacağı bir toplantının ardından, bir basın açıklamasıyla kararı duyuracağı iddia ediliyor.
Bu beklentilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump’la yaptığı telefon görüşmesinden sonra yükselmesi, PKK’nın fesih adımını hızlı biçimde atması için ABD’nin devreye girmiş olabileceği iddialarına da yol açtı.
Adım atılacak mı?
Ankara’daki bu beklentilerin karşılık bulması halinde yaşanabilecek olası gelişmeler ise halen belirsiz.
İktidar, “Terörsüz Türkiye” sloganı altında yürütülen bu sürecin “çözüm süreci” olarak adlandırılmasını istemiyor. Sürekli olarak, şartsız, pazarlıksız bir süreç yürütüldüğü mesajları veriliyor.
Adalet Bakanı ile yapılan görüşmede demokratikleşme ve İmralı’daki çalışma koşullarının iyileştirilmesi konularında bir dizi talepte bulunan DEM Parti’de de bugüne kadar herhangi bir adım atılmamış olması rahatsızlık yaratıyor.
Ancak pazarlık görüntüsü verilmemesi adına özellikle fesih kararı verilmeden taleplerle ilgili herhangi bir adım atılmayacağı Ankara’da net biçimde konuşuluyor. Fesih kararı verilmesi hâlinde ise özellikle cezaevleriyle ilgili kimi adımların atılabileceği ifade ediliyor.
Suriye denklemi
Bu noktada, Ankara kulislerindeki iddialar ve yorumların dışında en başından bu yana konuşulan ancak zaman zaman geri planda tutulan Suriye denklemine bakmakta fayda var.
Sürecin nasıl başladığı, nasıl geliştiği ve nereye evirilebileceği yönündeki iddialar muhtelif. Özellikle Ortadoğu’da yeni bir düzen kurmak isteyen ABD’nin sürecin başlaması konusunda ön ayak olduğu da iddialar arasında. Bu iddiaların odağında ise Suriye var. Suriye’de her ne kadar yeni bir düzen kurulmuş olsa da özerklik taleplerinin sürmesi, ABD’nin askerî varlığının devam etmesi, İsrail’in yaptığı operasyonlar ve kurduğu tampon bölgeler yeni gelişmelerin yaşanabileceğini gösteriyor.
PKK kendini feshetse de Suriye’de önemli bir askerî güç oluşturan, merkezî hükümetle yapılan protokole rağmen askerî varlığını bağımsız biçimde sürdüren YPG’nin nasıl bir yol izleyeceği kritik önemde.
- Türkiye’nin de tutumunu Suriye’deki gelişmelere paralel olarak belirleyeceği, YPG’nin bir an önce Suriye merkezî hükümetine bağlı ordunun parçası hâline gelmesini istediği ifade ediliyor. Fesih kararı alınması durumunda PKK’lıların Suriye’deki YPG’nin parçası hâline gelip gelmeyeceği de yakından takip edilecek.
Ancak Suriye denklemi çözülmeden, istikrar sağlanmadan çok radikal adımların atılmasının beklenmemesi gerektiği uzmanlar tarafından sıkça vurgulanıyor. Bu anlamda, aslında yürütülen sürecin akıbetinin Suriye’ye göbekten bağlı olduğunu söylemek mümkün.
Anayasa masası
Bütün bu karmaşa içerisinde tartışılan bir diğer konuda da anayasa masasının kurulması. Masanın kurulması özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesinin sağlanması açısından zorunlu görünüyor. Bu seçenek hayata geçirilmezse erken seçim kararı alınması gerekiyor ancak bunun için muhalefetin desteği şart. Aksi takdirde iktidar blokunun sayısal çoğunluğu yetersiz kalıyor.
Sürecin bir diğer yönü de bu ihtimaller. Ancak CHP’nin de DEM Parti’nin de bu desteği vermesi çeşitli koşullara bağlı. Sürecin pazarlıksız yürütüldüğünün altını ısrarla çizen iktidar açısından bu görüntünün verilmemesi hayati önemde. Bir de bunlara Suriye denklemi ekleniyor. Bu nedenle, fesih kararından sonra önemli siyasi ve hukuki hamleler görülmesi olası. Ancak bunların hangi sırayla ve nasıl atılacağı konusundaki belirsizlik sürüyor.
Bu belirsizlik de bütün tarafların adımlarını geciktirerek ve zaman kazanmaya çalışarak atmasına yol açıyor. Fesih kararının alınması hâlinde bu bulanıklık biraz olsun ortadan kalkacak mı, hep birlikte göreceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu
Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.




