Cumhuriyetin yetiştirdiği bir kadın ressam: Hale Asaf

Erken Cumhuriyet resim sanatının başarılı temsilcisi Hale Asaf'ın hayatını ve Türkiye sanat tarihindeki etkisini Prof. Dr. Nilüfer Öndin ile konuşuyoruz.
Cumhuriyetin yetiştirdiği bir kadın ressam: Hale Asaf

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Erken Cumhuriyet Dönemi'nin ilk kadın ressamlarından Hale Asaf, aynı zamanda Türkiye'nin ilk kadın ressamlarından Mihri Müşfik'in de yeğeni. Cumhuriyet döneminde farklı ülkelerde, bambaşka akımlardan etkilenerek kendi dilini oluşturan, meslektaşlarıyla kurduğu dernekler sayesinde Türkiye'de resim sanatının gelişmesinde önemli bir rol oynayan Hale Asaf'ı Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Batı Sanatı ve Çağdaş Sanatlar Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nilüfer Öndin anlatıyor. 

Türk ressamları arasında çok önemli bir yeri olan Hale Asaf kimdir?

Erken Cumhuriyet Dönemi resim sanatının başarılı temsilcilerinden Hale Hanım, Kadıköy'de 1905 yılında dünyaya geldi. Babası, Sultan 2. Abdülhamid’e yakın oluşuyla tanınan temyiz reisi Salih Bey, annesi ilk kadın ressamlarımızdan Mihri Müşfik’in ablası Enise Hanım. Hale Hanım, önceleri babasının adını kullanırken Salih Bey’in annesini terk etmesi nedeniyle 1925 yılından itibaren dedesinin adını tercih ediyor ve Hale Asaf olarak anılıyor. 

İlk eğitimini evlerindeki İngiliz mürebbiyeden alan Hale Hanım, Notre Dame de Sion'da eğitimini sürdürüyor ve 14 yaşındayken Roma'da bulunan teyzesinin yanında gidiyor. Yaşamının büyük bir bölümünü yurt dışında geçiren Hale Hanım, 16 yaşında Berlin Güzel Sanatlar Akademisi'nin sınavlarını kazanıyor ve Prof. Arthur Kampf’ın öğrencisi oluyor. Akademi'de Fikret Mualla ile aynı sıraları paylaşan sanatçı o yıllarda Berlin’de bulunan Ali Avni Çelebi ile de tanışıyor. Ekonomik nedenlerle 1924 yılında İstanbul’a dönmek zorunda kalan Hale Hanım, Feyhaman Duran ve İbrahim Çallı’nın atölyesine devam ediyor; Sanayi-i Nefise Mektebi’nden 1925 yılında mezun oluyor ve Maarif Vekaleti tarafından resim eğitimini pekiştirmesi için Almanya’ya gönderiliyor. 

Sağlık nedenleriyle Almanya’daki eğitimi kesintiye uğrayan Hale Hanım, İtalya’da operasyon geçirmek durumunda kalıyor. 1927'de Paris'e giden sanatçı, André Lhote’un atölyesinde ve Paris’teki özel akademilerden Académie de la Grande-Chaumière’de eğitimini sürdürüyor. Bu yıllarda İsmail Hakkı Oygar'la tanışan Hale Hanım, 1927-1928 yıllarında nişanlanıyor, sonra da evleniyorlar. 1928'de İstanbul’a döndüğünde Cumhuriyet Dönemi’nin ilk sanatçı grubu olan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin kurucu üyeleri arasında yer alıyor ve Bursa Kız Öğretmen Okulu’na atanıyor.

Bursa’ya intibak etmekte güçlük çeken Hale Asaf, halk tarafından da garipseniyor. Hatta Bursa Çorapçılar Çarşısı’nda resim yaparken kalabalık etrafını sarınca korkup baygınlık geçiriyor. Hale Asaf’ın yerine Mahmud Cûda Bursa’ya tayin edilince, kendisi de Akademi’de Namık İsmail’in yanında göreve başlıyor. 

Hale Asaf, son 7 yılını Paris’te geçiriyor, ciddi sağlık sorunlarının üstesinden gelmeye çalışıyor. Çağrıldığı hâlde İstanbul’a görevinin başına dönmeyince maaşı kesiliyor ve ekonomik olarak bir darboğaza giriyor. Bu zor günlerde resim çalışmalarını ihmal etmeyen Hale Asaf, Montparnasse’daki sanat çevresine dahil oluyor ve sanat tartışmalarına katılıyor. Alberto Giacometti, Fernand Léger, Giorgio de Chirico gibi pek çok ünlü ressam, heykeltıraş ve edebiyatçıyla dost oluyor. Zor günlerinde en yakın dostu, edebiyatçı Antonio Aniante oluyor. Aniante, Ricordi di un Giovane Troppo Presto Invecchiatosi (Vaktinden Evvel İhtiyarlamış Bir Gencin Hatıraları) adlı kitabında Hale Asaf’a bir bölüm ayırmış, hastalığı gittikçe ilerleyen Hale Asaf, 31 Mayıs 1938’de hayata veda ediyor.

Otoportre, 1928, Özel Koleksiyon

Asaf'ın öğrencilik dönemi Türkiye'sinde resim ve ressamlık mesleği ne durumdaydı?

Hale Asaf, öğrencilik yıllarının büyük bir bölümünü yurt dışında geçirdi. Aynı yıllarda Türkiye’deki resim eğitimi, 1883’te Osman Hamdi Bey’in girişimleriyle açılan Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde sürdürülüyordu. Mektepte 1914 Kuşağı olarak anılan ressamlar hocalık yapıyor ve Cumhuriyet dönemi ressamlarını yetiştiriyordu. Bir kısmı Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nden 1908-1910 yıllarında mezun olan, resim eğitimlerini Paris’te Fernand Cormon’un atölyesinde pekiştiren ve 1914 Kuşağı olarak anılan grup, 1. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla İstanbul’a dönmek zorunda kalmıştı. 

Adlarını da dönüş yıllarından alan 1914 Kuşağı ressamları, Paris’te akademik eğitim alırken bir yandan da manzara geleneğine yakın buldukları İzlenimcilik’ten etkilenmişlerdi. Ancak yaptıkları açık hava resimlerini de akademik desen üzerine bina etmişlerdi. 1914 Kuşağı, İzlenimcilik akımını yalnızca renk karşıtlıklarının oluşturduğu uyum ve duygusal anlatım tarzı olarak yorumlamıştı. 

Sanâyi-i Nefîse Mektebi, erkek öğrencilere tahsis edilmiş bir kurum olarak faaliyetini sürdürürken Ekim 1914 tarihinde kız öğrenciler için, yalnızca Resim ve Heykel bölümlerinden oluşan İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi faaliyete başladı. İnas Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde önce matematikçi Salih Zeki Bey, daha sonra ise ilk kadın ressamlarımızdan ve Hale Asaf’ın teyzesi Mihri Müşfik Hanım müdürlük yaptı.  

Bu yıllarda, Osmanlı ressamlarının geleceklerini temin etmek ve ressamlığın ilerlemesini sağlamak amacıyla Şehzâde Abdülmecid Efendi’nin desteğiyle 1909 yılında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti, ilk bağımsız sanatçı örgütü olarak karşımıza çıktı. Cemiyet, ülkede resim kültürünü geliştirmek için çeşitli etkinliklerde bulundu. 1911 yılında Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi'ni çıkarmaya başlayan cemiyet, ilk Galatasaray Sergisi’ni düzenledi. 2. Meşrutiyet dönemindeki sanat etkinliklerinden biri de muntazaman açılmaya başlayan sergilerdi. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti tarafından 1916’da ilki düzenlenen Galatasaray Sergileri yılda bir kez açılmak üzere 1951’lere kadar devam etti. Yaz aylarında ve daha çok Ağustos’ta açılan, İstanbul sanat ortamı için önemli bir kültür olayı olması nedeniyle basının da yakından takip ettiği Galatasaray Sergileri’nden önce, yüzyıl başında Pera’da da sürekli sergiler açıldı, ancak bu sergiler birkaç yıl devam etti. İstanbul Salonu olarak adlandırılan bu sergiler, 1901 yılından itibaren açılmaya başladı ve bu sergilerde yerel ressamlarla birlikte Sanâyi-i Nefîse Mektebi’nde hocalık yapan yabancı ressamlar ve İstanbul’daki elçilik mensubu ressamlar da yer aldı. 

İsmail Hakkı Oygar Portresi, tarihsiz, MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi

Ressamlığa yönelmesi nasıl oldu? 

İlk kadın ressamlarımızdan Mihri Müşfik Hanım, yeğeninin resme yönelmesinde öncü oldu. 14 yaşında Roma’ya giden Hale Asaf, resim eğitimi bağlamında ilk derslerini teyzesinden aldı. Mihri Müşfik’in, daha sonra yeğenine resimden vazgeçmesini öğütlediği de bilinir. Zira Müşfik de ekonomik sıkıntılar çekmiş; sağlık sorunları yaşamıştı. Yeğenini bu sıkıntılardan korumak amacıyla daha yirmili yaşlardayken Hale Asaf'ın resim sanatından vazgeçmesini istedi. Ancak Hale Asaf resim sanatından kopmadı ve yurt dışında eğitimine devam etti.

Otoportre, tarihsiz, Özel Koleksiyon

Türkiye’ye döndüğünde ne gibi çalışmaları oldu?

Hale Asaf, 1928 yılında Türkiye‘ye döndükten sonra, Bursa’da Bursa Kız Öğretmen Okulu’na atandı, Cumhuriyet Dönemi’nin ilk sanatçı grubunun kurulmasında görev aldı. Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği, Hale Asaf, Refik Epikman, Cevat Dereli Şeref Akdik, Mahmut Cûda, Nurullah Berk, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi, Muhittin Sebati, Ratip Aşir Acudoğlu ve Fahrettin Arkunlar tarafından İstanbul’da kuruldu. Adını Fransa’daki Société des artistes indépendants’dan (Bağımsız Sanatçılar Birliği) alan birlik, resmî kuruluşunu 15 Temmuz 1929’da yaptı. Hale Asaf Müstakiller'in düzenledikleri sergilerde yapıtlarıyla yer aldı.

Asaf'ın alanında Türk resim ekolüne yaptığı katkıyı nasıl açıklayabiliriz?

Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği’nin kuruluşunda görev yapan tek kadın ressam olan Hale Asaf, grubun üstlendiği misyonun yerine getirilmesinde etkili oldu. Bireysel imkanlarla veya devletin sağladığı olanaklarla Paris ve Münih’te sanat eğitimlerini pekiştiren Müstakiller, belirledikleri programlar doğrultusunda, Cumhuriyet ilkelerine koşut idealist atılımlarıyla dikkati çekmiş; resim sanatının yaygınlaştırılması bağlamında İstanbul dışında birçok kentte sergiler düzenlemişlerdi. Ayrıca yaptıkları yayınlarla halkı bilgilendirme misyonu yüklenmişlerdi. Değişen, kalkınan ve modernleşen Türkiye’yi ele aldıkları yapıtlarıyla, Alman Dışavurumculuğu, Geç Kübizm gibi yeni bir plastik dili tanıtmışlardı. 

Babasının Portresi, 1928, Ankara Resim ve Heykel Müzesi

Günümüzde Asaf'ın tarzında eser veren sanatçılarımız var mı?

Hale Asaf, Linda Nochlin'in "Neden hiç büyük kadın sanatçı yok?" sorusunun bir istisnası; soruya Cumhuriyet’in erken yıllarındaki kültür politikasının "var" diye yanıt vermesini sağlayan kişi. Hale Asaf resim sanatının gelişmekte olduğu yıllarda ve oldukça da erken bir tarihte "kadın ressam" olarak ilklerin arasında yer alır ki bu Cumhuriyet ideolojisinin modernleşme göstergesi olarak kadını öne çıkartmasıyla birebir bağlantılıdır. 

Bu bağlamda, Hale Asaf "Cumhuriyet Kadını" imgesinin yetkin bir örneğini teşkil eder. Bu nedenle kendisinden sonraki kadın sanatçılar için öncü konumundadır. Ayrıca kurucusu olduğu Müstakiller'le birlikte resim sanatının salt mimesis olarak algılanmasını değiştirmiş ve yeni bir plastik dilin tanıtımında etkili olmuştur. Günümüz sanatçılarının çağın gerisinde kalmamalarını Hale Asaf gibi Cumhuriyet’in erken dönem ressamlarının çabalarına, azimlerine borçlu oldukları kanaatindeyim. 

Türkiye’de resim alandaki mevcut çalışmaları nasıl yorumluyorsunuz?

Hale Asaf, ilk yıllarında Mihri Müşfik’in desen anlayışına uygun portreler yapmış ve portreye öznellik yüklemeyi Namık İsmail’den aldığı dersler sayesinde tercih etmişti. Konstrüktif desen anlayışını da Berlin’de aldığı eğitimle dışavurumcu anlayışla sentezlemiş. Bursa’da bulunduğu sürede tuvallerine taşıdığı kent görünümleri gibi... André Lhote'in öğrencisi olarak geometrik kurguya renk unsurunu katmış. André Lhote'un öğrencilerine, doğa betimlemelerinde Cézanne’ı örnek göstermesi Hale Asaf’ı da etkilemiş. Dolayısıyla Hale Asaf, eserlerinde, özellikle portrelerinde plastik değerleri bu doğrultuda ele alırken farklı olarak duygusallığı da eklemişti. İsmail Hakkı Oygar ve babasının portrelerinde olduğu gibi...

Bursa, tarihsiz, MSGSÜ İstanbul Resim ve Heykel Müzesi

Asaf'a ilişkin vurgulamak, eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

André Lhote, Cumhuriyet Dönemi resim sanatının gelişiminde başat bir rol oynar. Hale Asaf ise sanatçının Türkiye’den gelen ilk öğrencisidir. André Lhote’un etkisi diğer öğrencilerle de resim sanatımıza yansımış ve uzun süre devam etmiştir. André Lhote’un ilk öğrencisi olması Hale Asaf’a ayrı bir değer katar ki bu değer Cumhuriyet’in yetiştirdiği ilk kadın ressamlardan olması için de geçerlidir. 


Nilüfer Öndin kimdir?

Nilüfer Öndin; TED Ankara Koleji’ni bitirdikten sonra, 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden, 1997 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat Programı’nda tamamladı. 2003 yılında yardımcı doçent, 2006 yılında doçent, 2013 yılında profesör oldu ve 1998 yılından beri Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde görev yapıyor.

Daha fazla bilgi için: 

  1. 24 Kasım'da başlattığımız "Cumhuriyetin Aydınlanma Öncüleri" dizisinin ilk röportajında Prof. Dr. Selçuk Şirin cumhuriyetin eğitim vizyonunu, yurt dışına gönderilen öğrencileri ve dönüşlerinde Türkiye'nin her alanda büyük bir atılımlara imza atmasına nasıl yardımcı olduklarını anlatmıştı.
  2. Prof. Dr. Dursun Koçer'in hocası Nüzhet Gökdoğan'ın Türkiye'de astronomiye katkısını anlattığı röportaja buradan,
  3. Dr. Orhan Veli Özbayrak'ın "Türk Beşleri"ni anlattığı söyleşiye buradan,
  4. Dünyanın ilk doktoralı bilim tarihçisi Ord. Prof. Dr. Aydın Sayılı'nın hikayesine buradan,
  5. Bülent Eczacıbaşı'nın babası Nejat Eczacıbaşı'nı anlattığı röportaja buradan,
  6. Prof. Dr. Nilüfer Öndin'in Türkiye'nin ilk kadın heykeltıraşı Sabiha Bengütaş üzerine anlattıklarına buradan,
  7. Celal Şengör'ün Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın yapısını ortaya koyan jeoloji profesörü İhsan Ketin'i anlattığı söyleşiye buradan,
  8. Türkiye’de arkeoloji denildiğinde akla gelen ilk isimlerden Ekrem Akurgal'ın oğlu Ali Akurgal'dan dinlediğimiz hikayesine ise buradan ulaşabilirsiniz.
  9.  Türkiye Cumhuriyeti'nin 17. başbakanı ve tıp profesörü Sadi Irmak'ın tıptan siyasete uzanan hayatını, kızı Prof. Dr. Yakut Irmak Özden anlatıyor. Irmak'ın hikayesine buradan ulaşabilirsiniz.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta