Depremin 25. yılı: İstanbul, Büyük Marmara Depremi'ne ne kadar hazır?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde 17 Ağustos 1999’da saat 03.02’de meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki depremin üzerinden tam 25 yıl geçti. TBMM’nin raporuna göre depremde 18 bin 373 kişi hayatını kaybetti, 48 bin 901 kişi de yaralandı. Uzmanlar beklenen Büyük Marmara Depremi ve İstanbul’da alınması gereken önlemleri sıkça dile getirse de bunlar dikkate alınmıyor.
Ancak Cumhuriyet tarihinde kaydedilen en büyük deprem olan 6 Şubat depremlerinin meydana gelmesiyle Türkiye yeniden deprem gerçeğiyle karşılaştı. Merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki iki deprem, 300 binden fazla insanın öldüğü 2010 Haiti depreminden bu yana dünya çapındaki en ölümcül deprem olarak kayıtlara geçti. Resmî verilere göre depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 50 bin 783 olduğu söylense de uzmanlar ölü sayısının 150 binin üzerinde olduğunu değerlendiriyor.
İstanbul'u ne bekliyor? Bilim insanları, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın İstanbul'un güneyinden geçen kısmında enerji birikmesi olduğunu ve bunun da büyüklüğü 7'nin üzerinde bir depreme neden olabileceği uyarısını yıllardır yapıyor. İstanbul'da deprem hazırlıkları 7,5 büyüklüğünde bir depreme göre yapılıyor. Nedeni ise Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Tekirdağ'dan Yalova'ya kadar uzanan kısmında en fazla bu büyüklükte bir deprem beklenmesi.
Peki 1999 Marmara Depremi'nden beri 25 yılda neler yapıldı? İBB depreme nasıl hazırlık yapıyor? İstanbul'da deprem olduğunda can ve mal kaybı ne kadar olacak? En önemlisi de 24 yıl boyunca toplanan deprem vergilerine ne oldu ve bu kaynakla kaç konut yapılabilirdi?
25 yılda neler yapıldı?
Aposto’ya konuşan İstanbul Planlama Ajansı Başkanı ve Şehir Plancısı Buğra Gökce, 1999 Marmara Depremi’nden bu yana geçen 25 yılda yapılanların yetersiz olduğunu söyledi:
“Özellikle imar barışı uygulaması kentlerimizin deprem direncini adeta aşağı çekti. Afet için ayrılan finansmanın doğru yerlere harcanmadığı, yapısal düzenlemelerin kurumların yapısını bozduğu ve yöneticilerin liyakatten uzak bir şekilde seçildiği net bir şekilde görüldü.”
Gökce’ye göre, son 25 yılda yasal ve yapısal düzenlemeler ile afet finansmanı ve kentsel dönüşüm gibi konularda çeşitli adımlar atıldı. Ancak 6 Şubat depremleri sürecinde yaşananlar, bu düzenlemelerin yetersiz olduğunu ve doğru bir şekilde yapılmadığını açıkça ortaya koydu.
“Bugün bizim ülkemizde bir deprem olduğunda insanlar ölüyorsa bunun sebebi deprem değil, depreme karşı gereken önlemleri almamak, konuya hak ettiği önemi vermemek” diye konuşan Gökce, depremle mücadele konusunda Şili’yi örnek gösterdi.
Şili örneği
Dünyada bugüne kadar modern yöntemlerle kaydedilen en büyük deprem 1960’ta Şili’de meydana geldi. 9,5 büyüklüğündeki Valdivia depreminde binlerce kişi hayatını kaybetti. 2015’te 3 dakikadan uzun süren 8,3 büyüklüğündeki Illapel depreminde 13 kişi hayatını kaybederken, 2016’da yaşanan 7,6 büyüklüğündeki Chiloé depreminde ise hayatını kaybeden olmadı.
1960’ta meydana gelen depremden sonra Şili’nin depremlere karşı önemli bir mücadeleye giriştiğini belirten Gökce, gelinen aşamada ülkede depremlerde büyük kayıpların yaşanmadığına dikkat çekti:
“Şili zengin bir ülke değil. İnanılmaz kaynaklara da sahip değil. Şili 9 biz de yapabiliriz. Biz gereken dersleri çıkartıp, akıl ve bilimin yol göstericiliğinde konuya yaklaşırsak Türkiye’de de depremde kimse ölmez.”
‘260 bin bina zarar görecek’
Gökce’ye göre, İstanbul’da 7,5 şiddetinde bir deprem olduğunda 260 bin bina zarar görecek. 90 bin bina yıkılacak veya ağır hasarlı hâle gelecek.
"4,5 milyon vatandaşımız için barınma ihtiyacı doğacak. Bu tablonun kendisini herkesin düşünmesini dilerim."
Gökce’nin verdiği verilere göre ise, İstanbul’da 5 bin 631 açık toplanma alanı, 2 bin 84 adet kapalı toplanma alanı, 148 adet çadır kent ve konteyner alanı bulunuyor.
İstanbul’daki riskli bina sayısı
Mekânsal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) verilerine göre İstanbul'da yaklaşık 1 milyon 390 bin adet yapı var. Bu yapılardan 205 bini 1980 öncesi, 444 bini ise 1980-2000 yıllarında yapıldı.
413 bin bina 2000 yılı sonrası ve 326 bin bina ise yapım yılı belirsiz yapı olarak belirlendi. Son 11 yılda bunların 84 bini dönüştü.
İstanbul genelinde Hızlı Tarama Yöntemi ile Bina İncelemesi Projesi kapsamında Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire Başkanlığı’nca bugüne kadar 110 bin yapı ziyaret edildi. 35 bin binada hızlı tarama ile bina incelemeleri gerçekleştirildi ve bu binalardan yaklaşık 16 bin adedinin yüksek riskli yapı gruplarında yani D ve E sınıfı olduğu tespit edildi.
İstanbul’da çok ciddi bir riskli bina stoku olduğunu söyleyen Gökce, “İstanbul’da 6306 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana 69 adet Riskli Alan, 152 adet Rezerv Yapı Alanı ve yaklaşık 84 bin adet Riskli Yapı ilan edildi. İlan edilen riskli alanlar çoğunlukla kamu mülkiyetinde bulunan, genellikle tek veya iki katlı düzensiz yapıların bulunduğu ya da rantı yüksek alanlardan oluşuyor” diye konuştu.
‘1 milyon 315 bin konut yapılabilirdi’
Peki AK Parti döneminde ne kadar deprem vergisi toplandı? Toplanan deprem vergileriyle kaç konut yapılabilirdi?
Gökce’ye göre, 2000-2022 yılları arasında toplanan kaynakla 96 metrekarelik 1 milyon 315 bin konut yapılabilirdi:
"Deprem vergisinde, tahsilat 2000 yılında başladı. 2023 sonuna kadar olan 24 yıllık dönemde elde edilen gelir kümülatif enflasyonla güncellendiğinde bunun reel değerinin 731,5 milyar liraya denk geldiği görülüyor."
İstanbul depreminde yaşanacak can ve mal kayıplarının hiçbirinin telafisinin olmayacağını belirten Gökce, bu konuya kimsenin partizan bir şekilde bakmaması gerektiğini söyledi:
“Merkezi hükümeti de konunun ciddiyetine uygun olarak yerel yönetimlerle işbirliği halinde, seferberlik ruhuyla konuya yaklaşmaya, akıl ve bilimin ışığında hareket etmeye çağırıyoruz. 1999’dan bugüne kadar çeyrek asır geçti. 6 Şubat’ta gördük ki Türkiye depreme 1999’dan çok daha hazır diyemeyiz. Hazır olmak zorundayız. Adeta kum saati ile yarışıyoruz. Süre her saniye azalıyor.”
İBB depreme nasıl hazırlanıyor?
Aposto’nun sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Gürkan Akgün, İstanbul’da 800 bin kadarı 17 Ağustos depreminden önce yapılan toplam 1 milyon 200 bin bina olduğunu söyledi. Belediyenin yaptığı çalışmalar sonucu bu binalardan 200 bin kadarı beklenen 7 ve üstü büyüklükte bir depremde ağır hasar alacak.
Akgün, 12 yıl önce 6306 sayılı kentsel dönüşümün dayandığı kanunun yürürlüğe girdiğini hatırlattı:
“O günden bugüne Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından riskli ilan edilen yani yıkılıp yeniden yapılan, yıkılıp yeniden yapılmakta olan, yapılacak olan ve yıkılma sürecine giren toplam bina sayısı bu yılın Haziran ayı verilerine göre 92 bini buluyor. Yani dönüşmesi gereken bina sayısının sadece yaklaşık % 10'u dönüşmüş durumda. Yapılanların yeterliliği ya da kentin hazırlık düzeyi bu rakamlardan anlaşılıyor olmalı.”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 2019’dan sonra şehrin deprem direncini arttırmak için bir eylem planı hazırladı. Afet öncesi, afet anı ve afet sonrasına yönelik projeler çıkartıldı. Azaltma, Hazırlık, Müdahale ve Toparlanma başlıkları altında 10 adım belirlendi.
Akgün, belediyenin deprem hazırlıklarını şöyle anlattı:
“Altyapı, Üstyapı, Ulaşım ve Lojistik, Deprem Anı ve Sonrası olmak üzere 4 ana, 14 alt başlıkta 14 daire başkanlığı ve İSKİ, İGDAŞ, KİPTAŞ, İPA, İMAR AŞ ve diğer iştirak şirketlerimizle çalıştığımız çok sayıda projemiz var. 65 adet projeyi 29 milyar lira harcayarak tamamladık. 52 milyar lira bütçeli 92 projenin süreci devam ediyor. 61 adet proje ise 32 milyar lira bütçe öngörüsü ile hazırlık aşamasında.”
Kentsel dönüşüm çalışmaları
Akgün'e göre, kentsel dönüşümün olması gerekenin çok altında olmasının iki temel nedeni var. Birincisi geçmiş dönemlerden bugüne yapılan yanlış uygulamalar yani en riskli alanlar bir yana bırakılarak kentsel rant üretiminin yüksek olduğu alanların tercih edilmesi. İkincisi ise yurttaşların ekonomik nedenlerle dönüşümden hatta riskin tespitinden kaçınması. Akgün, belediyenin bu ekonomik kriz koşullarında durumu iyi olmayan dar gelirli vatandaşlar için kira yardım ve mali destek paketleri geliştirdiğini söyledi:
“Önce Hızlı Tarama ile Bina inceleme yöntemi ile hiçbir deprem güvenliği olmadığını belirlediğimiz bu 1556 binaya ek olarak E sınıfında (çok yüksek riskli) olduğu belirlenen 5 bin 301 binanın tahliye, yıkım ve yenileme süreçlerine ivme kazandırmak amacıyla bir kira yardım paketi hazırladık. Yardım paketine göre bu binalarda ikamet eden ev sahiplerine 18 ay boyunca 7 bin lira (emeklilere 9 bin lira), maliki olduğu binalarda ikamet etmeyen ev sahiplerine 18 ay boyunca 4 bin 500 lira, bu binalarda ikamet eden kiracılara ise 12 ay boyunca 7 bin lira, (emekliyse 9 bin lira) kira yardımı yapılacak.”
Düşük gelirli vatandaşa yapım desteği
Temmuz ayı itibarıyla İBB Meclisi tarafından onaylanan ve 16 Ağustos Cuma günü İBB ile KİPTAŞ arasında imzalanacak protokole göre İstanbul Yenileniyor kapsamında KİPTAŞ ile kentsel dönüşüm süreci yürütülen 1999 yılı ve öncesinde yapılan yapıların dönüşümünün sağlanması amacıyla düşük gelirli vatandaşlara %65’e varan yapım desteği verilecek.
Neden önemli? İlk etapta İstanbul’da yer alan 50 bin riskli binayı yenilemeyi hedeflediklerini söyleyen Akgün, "Bunun için inşaat maliyetlerinin %65’e varan yapım maliyeti İBB tarafından karşılanacak. Evini yenilemek isteyen ancak ekonomik koşulları yetersiz olan düşük gelirli vatandaşların yararlanması ve olası İstanbul depremine karşı yaşanabilecek can kayıplarının önlenmesi amacıyla oluşturulan Kentsel Dönüşüm Mali Destek Paketi ile vatandaşlarımız evlerini yenileyebilecekler. İstanbullular Mali Destek Paketinin koşullarını ve başvuru yollarını [email protected], istanbulyenileniyor.com adreslerinden veya kentsel dönüşüm masasından ([email protected]) öğrenebilecek" dedi.
Akgün, belediyenin 2020'den beri Hızlı Tarama ile bina inceleme yöntemiyle riskli binaları tespit ettiklerini söyledi. İstanbullular bu hizmete binatespiti.ibb.istanbul adresinden dijital ortamda başvurabildikleri gibi İBB Hizmet binalarına ulaştıracakları dilekçelerle de başvurabiliyorlar. Ev sahipleri başvurabildiği gibi kiracılar ve bunların yasal temsilcileri de başvuru yapabiliyor.
"Hızlı Tarama ile Bina inceleme amacıyla şimdiye kadar 113 bin kadar binayı ziyaret ettik, çoğu 6 Şubat depremi sonrasında olmak üzere 160 bin kadar başvuru aldık ve 35 bin binada tarama yaptık. İncelemeler sonucunda (çoğunluğu ’99 öncesi yapılan) binaların yarısının D ve E sınıfı olduğu, yani yüksek ve çok yüksek riskli olduğunu belirledik."
Deprem 3 milyon kişiyi etkileyecek
Akgün'ün verdiği verilere göre, hızlıca dönüştürülmesi gereken 200 bin yapıda yaklaşık 1,3 milyon bağımsız birim yani daire ya da ticari birim bulunuyor, buralarda da yaklaşık 3 milyon nüfus yaşamını sürdürüyor.
"İşte bu 3 milyon kişi olabildiğince çabuk risk altında olmaktan çıkarılmalı. Bizim çabamız yurttaşlarımızı ikna ederek, uzlaşarak, teşvik ederek, yardımda bulunarak ve de mali olarak destek olarak bu süreci hızlandırmak."
İstanbul'daki toplanma alanlarının yasal olarak İBB'nin yetki ve sorumluluğunda olmadığın söyleyen Akgün, "AFAD bu konu ile yetkilendirilmiş yegane kurum. Bizim Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Daire başkanlığımız bu konuda AFAD’a teknik olarak destek oluyor. Önceki dönem İstanbul’da iki büyük parkı afet sonrası kullanılmak üzere kent mobilyaları ile donatarak deprem parkı haline getirdik. Şimdi 33 parkı daha deprem dirençli hale getirmek için çalışıyoruz" dedi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





