Devrim’in üretildiği 129 günde arka planda yaşananlar

Devrim projesi mühendislik anlamında yoğun bir çalışma temposu ve başarıyla devam ederken arka planda bazı gelişmeler yaşanıyordu.
Devrim’in üretildiği 129 günde arka planda yaşananlar

Proje, mühendislik anlamında üstün bir başarıyla gerçekleştirilirken arka planda büyük olaylar yaşanmaktaydı. Hem sol görüşten hem de sağ görüşten, ülkede söz sahibi pek çok insan projeye karşıydı. Tüccarlar, sanayiciler, gazeteciler, gazete sahipleri her gün çeşitli açıklamalarla araba yapmanın imkansızlığından söz ediyorlardı. Gazeteler otomobilin yapılabilirliği üzerine anketler düzenliyor, anket sonuçlarını yayınlayarak halkın otomobil üretimine olan inançsızlığını vurguluyorlardı.

Kabul etmek gerekir ki otomobil üretiminin zorluğu, Türkiye’nin ekonomik koşulları, arabaya gelebilecek muhtemel talep azlığı gibi zorluklar ortadaydı. Ama bir yerden başlamak gerekmiyor muydu? Almanya, ABD, Fransa, İtalya ve diğer ülkeler dev markaları yaratırken sıfırdan başlamamışlar mıydı? Fransa’da ve Almanya’da, henüz 1800’lerin sonunda Peugeot ve Daimler kurulduğu anda dev bir otomotiv sanayinin varlığından söz edebilir miydik?

Yani, bir yere ulaşmak için önce yola çıkmak gerekmez mi?

Ancak özellikle basın bunların tamamını görmezden gelerek halkı arabaya karşı yönlendiriyordu. Devrim projesinde çalışan mühendisler o günleri, proje bittikten sonra çeşitli demeçlerinde dile getirdiler.

Arabayı sık sık deneme sürüşüne çıkaran mühendislerin açıklaması, basının halkı nasıl yönlendirdiğinin bir göstergesi gibiydi. Deneme sürüşüne çıkan mühendislerden biri, “Ben bir ara Ankara-Polatlı arasında ve Eskişehir-Kütahya arasında tecrübe seferleri yapardım. Zaman zaman dinlenmek için yol kenarında dururduk. Araba vatandaşların ilgisini çekerdi, hemen gelip bakarlardı. Bir keresinde adamın biri tutmuş kapıyı açıyor kapatıyor. Bunu yaparken de bir yandan söyleniyor, bir yandan ağlıyordu. Ne olduğunu sorduğumda, “Hani bu arabanın kapısı kapanmıyordu? Veya kapandığında açılmıyordu?” dedi. Bunu nereden çıkardığını sorduğumdaysa, gazetelerden birinde “Arabanın kapısı açılınca kapanmıyor, kapanınca açılmıyor.” diye yazdığını söyledi.”

Tüm kara propagandaya rağmen umutlu insanlar da vardı. Yine deneme sürüşüne çıkan başka bir mühendis, “Mola verdiğimizde koca bir adam arabanın kaportasının üzerine yattı, iki eliyle de sarıldı, ağlamaya başladı. Bu tür şeyleri görünce bizim de hoşumuza gidiyordu. Devrim işe yarayacak galiba diyorduk ama o adamlar da ağladıklarıyla kaldı.” diyerek bir ülkenin umudunu açıklıyordu.

Ama tüm bu umutlar 29 Ekim 1961 tarihinde, Cemal Gürsel’in de projeye sırtını dönmesiyle tükendi. Projeye sırtını döndükten 5 yıl sonra, 1965 senesindeki “1. Otomobil Endüstrisi Kongresi’nde”, Cemal Gürsel bu konudaki pişmanlığını, kongre başkanı Şükrü Er'e iletti. Cemal Gürsel’in, "Bu memlekette otomobil endüstrisi kurulur ve bugün sonuç alınmış olurdu. Ama istemediler. Burası (kalbini göstererek) yanık bir sanayi bakanına düşmedik. Gelenler hep uyuttu. Üzülüyorum. Memlekette yerli otomobilin yapıldığını görmeden öleceğim." İfadesi bu pişmanlığını göstermesi açısından önemlidir.

Bu cümlesindeki “Ama istemediler.” ifadesiyse projenin iptalinin arkasında çok daha büyük ve karmaşık süreçlerin varlığına işaret ediyor.


Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Türkiye'nin Otomobil Devrim'i (Bölüm 2)

Bu hafta, ülkemizin 1961'de başlayıp yarım kalan 60 yıllık otomobil aşkını, Devrim'i yazmaya devam edeceğim.

13 Tem 2021

https://levtems.com/turkiyenin-ilk-yerli-araba-macerasi-devrim-arabalari-nedir/

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR