Doha Forum 2023: Savaşın gölgesinde diplomasi

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
Bu yıl, 21'incisi düzenlenen Doha Forum, Katar’ın başkentinde bölgesel politikacıların, uzmanların, iş dünyasının ve diplomatların yıllık olarak bir araya geldiği 2 günlük bir organizasyon. Forum, Katar devleti için büyük önem arz ediyor. Dünyanın neredeyse her yerinden misafirlere ev sahipliği yapan forum, sosyal olduğu kadar politik amaçlara da hizmet ediyor. Forum'daki panellerin konuları, yapay zekadan Rusya’nın Ukrayna işgaline kadar geniş bir yelpazede seyretse de bu yılın odak noktası İsrail-Hamas Savaşı oldu.
Forum, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'nin açılış töreninde yaptığı konuşma ile başladı. Konuşmasında Gazze’deki savaşa odaklanan Al Sani, "Filistin'de yaşanan eşi benzeri görülmemiş insani felaket, dünya çapındaki özgür halkları uluslararası sistemin doğasını, hukuki araçların etkinliğini ve prensiplerin samimiyetini sorgulamaya zorluyor" diyerek aslında dünya kamuoyunda uzun zamandır tartışılan tek kutuplu dünyanın sonuna gelindiği düşüncesine de vurgu yaptı. Zira bu vurgu Forum’daki birçok panelde de başka aktörlerce yankılandı. ABD’nin domine ettiği tek kutuplu dünyanın sonuna gelindiği fikri "Çok Katmanlı bir Dünyaya Doğru: İttifakları Yeniden Düşünmek" isimli panelde Çin’den katılan temsilci Mabel Lu Miao tarafında da yinelendi.
Batı temkinli
Gazze’deki savaşın diplomasi dünyasındaki etkisi ve Biden yönetiminin İsrail'e olan desteğine duyulan memnuniyetsizlik, forumda açıkça gözüküyordu. Forum’da savaşa ilişkin ABD'nin tutumuna destek minimaldi. Zira başta ABD olmak üzere daha önceki yıllarda yapılan forumlara üst düzey yöneticiler gönderen Batı devletleri bu yıl çok daha orta seviye yöneticilerle temsil edildi. Başta Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Abdullahiyan olmak üzere, Afrika ve Asya’dan birçok üst düzey yönetici Forum’a katılım sağlarken ABD’den gelen en üst düzey isim Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham oldu. Graham katıldığı panelde Katar'ın savaştaki arabuluculuk rolünü öven bir konuşma yaptı. Ayrıca kendisi Suudi-İsrail normalleşmesi için özellikle çalışacağını ve Biden yönetimine destek vereceğini belirtti.
İsrail-Hamas savaşının etkisi sadece Forum’a katılanların niteliğinde değil, aynı zamanda niceliğinde de kendisini gösterdi. Konuştuğum bir yetkiliye göre geçtiğimiz yıl 5 bin civarında olan katılımcı sayısı bu yıl 3 bin civarına düştü. Özellikle Batı devletlerinden katılım geçtiğimiz yıllara kıyasla azalmıştı. İsrail’in Gazze’de yaptıklarına başta ABD olmak üzere Batı devletlerinin verdiği desteğin, Ortadoğu’da tepkiyle karşılandığı herkesin farkında olduğu bir gerçek. Her ne kadar devletler arasında diplomatik ve ekonomik ilişkiler devam etse de Forum’da da Arap dünyasının İsrail’e karşı öfkesi hissedilebiliyordu.
Unutmamak gerekiyor ki önemli bir ABD müttefiki olan Katar, ateşkes müzakeresine ve rehinelerin serbest kalmasında aktif olarak arabulucu rolü üstlenmişti. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Al Sani, savaşa son verilmesini isteyenlerle ateşkese karşı çıkanlar arasındaki uçuruma dikkat çekti. Bu uçurum panelistlerin yaptığı konuşmalarda da dikkat çekti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD'nin BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto kararına dikkat çekti ve Gazze'deki kötüleşen durum konusunda endişelerini dile getirdi. Guterres aynı zamanda açlıktan, bombardımandan ve hastalıktan dolayı Gazze’de kamu düzeninin çökmesini konsundaki öngörüsünü anlattı. Forum her ne kadar Gazze’deki savaşın gölgesi altında gerçekleşmiş olsa da tartışmalar bununla sınırlı değildi.
Gazze’nin ötesinde
Güvenlik ve enerji konularının yanı sıra Forum’da ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve yapay zeka gibi birçok başka konu da konuşuldu. Katar ve daha genel olarak Körfez ülkelerinin ekonomik dönüşüm, yapay zeka, sürdürülebilirlik, ekonomik çeşitlendirme gibi başlıklardaki girişimleri de Forum’un odağındaydı. Spordan ekonomik dijitalleşmeye kadar birçok konuda yatırım yapan Katar’ın 2030 vizyonu da tartışılan konular arasındaydı. Elbette, en azından kamusal alanda konuşulmayan birçok tartışmalı gerçek de insanların aklında soru işareti olarak kalmaya devam etti. Ekonomik yatırım, iş gücü geliştirme, kadın istihdamı gibi pozitif atılımlar olarak değerlendirilebilecek girişimler bir yana, Katar’ın sorunlu işçi politikaları Forum’da konuşulan konulardan biri olmadı. Türkiye’nin Forum’daki temsili ise son derece kısıtlıydı. Geçtiğimiz yıllarda bakanlık düzeydinde temsil edilen Türkiye, bu yıl milletvekili düzeyinde kaldı.
Önümüzdeki yıllarda da devam edecek olan Doha Forum, diplomasi için önemli bir fırsat sunuyor. Panellerin dışında özel görüşmelerde de Ukrayna’dan Yemen’e kadar birçok krize dair görüşmelerin yapıldığı biliniyor. Gazze’deki savaşın gölgesinde yapılan forumun neler getirdiğini ise önümüzdeki süreçte göreceğiz. Dünyanın tek kutuplu nizamının geride kaldığı fikri iyice yerleşmiş durumda. Washington da bunu kabul etmişe benziyor, ancak bu kabulün nasıl bir yönetim mekanizmasına dönüşeceni hep birlikte göreceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.



