
Salacak Plajı’nı benzerlerinden ayıran en önemli farkı manzarasıydı. Düşünsenize, uzanmışsınız kumsala, güneş damlıyorken içinize (konu Sertab Erener şarkısına kayar gibi oldu farkındayım🙄) karşınızda Kız Kulesi… Çok şairane değil mi?
Gerçekten de Salacak Plajı denizi kadar manzarası ve ağaçlarla kaplı gazinosuyla da ünlüydü. Plaja bu gazinoyu geçip 80 basamak merdiven indikten sonra varılıyordu. Plajın üstünde ise Aile Parkı Gazinosu vardı. "Burada bando takımı, mandolin, incesaz, zurna, polka, zeybek, çiftetelli gibi oyunlar oynanır”dı. "Havanın en güzeli, manzaranın en iyisi, eğlencenin en şatafatlısı ve suyun en nefisi burada”ydı. İlerleyen yıllarda gazinosunda Münir Nurettin Selçuk, Zehra Bilir, “meşhur caz yıldızı Gregor” gibi devrin pek çok önemli ismi boy gösterecekti. Hafta sonları ise Hot Swing isimli sekiz kişilik caz orkestrası sahne alıyordu.
1937 yılında Salacak Plajı’nda yüzenler
Salacak’ın diğer plajlardan bir diğer farkı ise şehir içinde olmasıydı. Bu yüzden de ulaşım daha ucuzdu. Hatta plaj ve gazino işletmesi yaz aylarında Şirket-i Hayriye ile anlaşarak Salacak’a gidiş ve geliş yol parası, plaj ve kabin ücreti toplam birinci mevki 35 kuruşa, ikinci mevki biletleri 30 kuruşa vererek çeşitli kampanyalar dahi yapıyordu. Ancak vapur seferlerinin azlığı ve düzensizliği yine de şikâyet konusuydu. Seferler sık olmadığı için önce Üsküdar’a gelip sonra Salacak’a gidiliyordu. Başta Şirket-i Hayriye buraya gece seferleri yapmamaya karar vermişken işletmecisi Todori Konstanidis’in masrafın bir kısmını üstlenmesiyle şirket bu kararından vazgeçmişti. Her ne kadar doğrudan Salacak’a vapur seferleri az olsa da diğer plajlarda bir şişe gazoz 15 kuruşayken burada 7.5 kuruşa içilebiliyordu. Ama bunu da pahalı bulanlar ve bundan yakınanlar vardı.

Salacak plajıyla ilgili bir reklam
Tüm bu yakınmalara ve şikâyetlere rağmen Salacak Plajı âdeta ana baba günü olurdu. Kız Kulesi’ne doğru yaklaştıkça sahilin kalabalığını görenler bütün mahallenin bir arada denize girdiğini zannederdi. Bu kalabalık içinde bilhassa yabancılar dikkati çekiyordu. Çünkü İstanbul’da yabancıların pek çoğu yüzmek için burayı tercih ediyordu. Bunlardan biri de her sabah ailesiyle beraber plaja gelen İtalyan Profesör Mösyö Bartini’ydi. Samyeli rüzgârının vücuda leke yaptığını düşünen bir genç ise buna çözümü koluna iple bir çivi asmakta bulmuştu. Bir yanda atlama iskelesinden atlayanlar ve top oynayanlar, bir yanda şemsiyenin altında kitap okuyanlar vardı.
Salacak Plajı’nın “hoş-meşreplerinden” Mösyö Bartini ve ailesi
Akşam yavaş yavaş çökerken plajdakiler son vapuru yakalamaya çalışıyor, gazinoda ise gece daha yeni başlıyordu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
seyyar, işporta, salacak, kız kulesi, sev beni, new yorktan istanbula
23 Ağu 2022

YAZARLAR

Göktuğ İpek
https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR



