Dünyanın gözü Ukrayna sınırında: Ara buluculuk mümkün mü?

Rusya'nın 2014'te Kırım'ı ilhak ettiği süreçten beri, Brüksel-Moskova aksında yaptırımlara dayalı gerginlik var. Öte yandan, yaptırımların etkili olmadığı ve bölgedeki çatışmaların "hafif" de olsa yıllardır devam ettiği biliniyor. Düşük yoğunlukta devam eden krizde şimdiye kadar 14 bin kişinin hayatını kaybettiği ileri sürülüyor.
2022 yılının da Ukrayna ve Rusya için çatışmalara sahne olacağı düşünülüyor. ABD Başkanı Joe Biden, "Rusya’nın Ukrayna'yı işgal etmesi durumunun İkinci Dünya Savaşı’ndan beri görülmüş en büyük saldırı olacağını" ifade ediyor. ABD'nin Ukrayna'ya yaptığı askerî desteğin yanı sıra göz önünde bulundurulması gereken bir çok aktör var. Avrupa Birliği, Almanya, Fransa ve Türkiye en çok gözlemlenen aktörler arasında. Doğu Avrupa ülkelerinin de yanlarında yaşanan krize karşı tepkileri sürüyor. Süreci kısaca inceleyelim:
Neler oluyor?
Temelde Sovyetler karşıtı bir blok olarak kurulmuş NATO'nun Soğuk Savaş'ın ardından varlığını devam ettirmesi ve genişleme politikası, Rusya için bir tehdit olageldi. Dahası, Ukrayna'nın NATO'nun yanı sıra AB ile ilişkileri, Moskova'yı "Batı tehdidine" karşı daha sert önlemler almaya itiyor. Kırım'ın ilhakından sonra Haziran 2014’te Fransa ve Almanya ara buluculuğuyla masaya oturan Ukrayna ve Rusya; Normandiya Görüşmeleri’ni 2016–2019 arasında dondurmuştu. Bugün Fransa, Almanya, Ukrayna ve Rusya Paris'te bir araya gelerek mevcut durumu değerlendirecekler. AB, Rusya’ya yaptırım uygulamaya hazır olduğunu belirtirken uzmanlar, AB'nin ancak "gerçek savaş ilanı" durumunda etkili yaptırımlar uygulamaya yanaşacağını düşünüyor.
AB için neden önemli?
AB'nin 2004'te yaşamış olduğu genişleme dalgası onu sınırlarını genişletirken daha fazla "fırsat" ve "tehdide" açık hâle getirdi. Bu tehditlere yönelik yürütülen komşuluk ilişkilerinde belirli bölgeler ön plana çıkıyor. 2009 Prag Zirvesi'nde oluşturulan "Doğu Ortaklığı" çatısı altında, Ukrayna dâhil "Rusya'nın arka bahçesi" olan altı eski Sovyet ülkesi, AB'nin politik yardımlarından ve stratejilerinden yararlanıyor.
Kısaca özetlemeye çalıştığım bu süreç aslında, AB'nin çevresinde kurmaya çalıştığı "dostlar halkası" idealine işaret etmekte. Tüm bu bilgiler ışığında AB'nin çevresinde istikrar ve güvenliği sağlamak üzerine Ukrayna’ya büyük bir hassasiyetle yaklaştığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ancak uzmanlar, AB'nin komşuluk alanında yaratmaya çalıştığı dostlar halkası anlayışının "ateş çemberine" dönüştüğünü söylüyor. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, yanı başlarında çalan savaş tamtamlarına tepki gösteriyor. Olası bir çatışma durumunda yaşanacak mülteci krizi ve Rusya'ya olan enerji bağımlılığı, sorunu AB için bir "varoluş" mücadelesi hâline dönüştürüyor.
Avrupa basını, sınırdaki gelişmeleri endişeyle takip ediyor. Yaşanan olaylar pek çok açıdan Soğuk Savaş dönemine benzetiliyor. Brüksel'inse askerî güçle alınan kararlarda etkili bir rol oynayamayacağı yönünde endişeler iletiliyor.
Öte yandan Gürcistan’ın da hâlâ tehdit altında olduğuna da dikkat çekmek gerekir. Gürcistan Dışişleri Bakanlığı, Aralık 2021'de Rusya’nın yaptığı "2008 NATO Bükreş Zirvesi'nde Gürcistan ve Ukrayna'nın NATO üyesi olmalarına dair verilen kararın iptali" çağrısına tepki göstermiş ve "kabul edilemez" olarak nitelendirmişti.
Almanya’nın sınavı
Merkel sonrası Almanya’nın pozisyonu dikkatle izleniyor. Ukrayna meselesinin yeni şansölye Olaf Sholz için erken dış politika testi niteliğinde olduğu ileri sürülüyor zira bu krizin Berlin’de ayrılıkları ön plana çıkardığı düşünülüyor. Angela Merkel görevinden ayrılmadan önce Kuzey Akım 2 Projesi'nin tamamlanması için ABD'yle mutabakata varmıştı. Bu mutabakatta, "Rusya’nın enerjiyi bir silah olarak kullanıp Ukrayna'ya yönelik eylemlerini artırması" durumunda, Almanya'nın ulusal düzeyde harekete geçeceği yönünde bir şart bulunuyordu; ancak Almanya henüz konuyla ilgili harekete geçmiş değil. Scholz, Rusya'nın askerî müdahalesi durumunda Kuzey Akım 2'yle ilgili yaptırımlar uygulanacağını belirtirken bu durumun hem Almanya hem Rusya için ağır ekonomik sorunları olacağının altını çiziyor.
Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, ilk yurt dışı gezilerini Kiev ve Moskova aksında tamamladı. 17 Ocak'ta Kiev’de Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı temsilcileri ve Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmytro Kuleba ile görüştü. 18 Ocak'taysa Moskova’daki mevkidaşı Sergey Lavrov'la bir araya gelerek güncel gelişmeleri görüşen Baerbock, iki ülke arasında "istikrarlı ilişki" hedefi ortaya koydu.
Olaf Scholz ve Emmanuel Macron’un dünkü basın toplantısında, Scholz "ne gerekiyorsa yapılmalı" derken, Ukrayna'nın enerji sevkiyatında transit ülke kalması konusunda Almanya'nın sorumluluk hissettiğini belirtti ve askerî destekten farklı yollar aradıklarını belirtti. Elysee Sarayı’ndan kaynaklar, Macron’un telekonferansla Putin’le görüşeceğini ve gerilimi düşürmeye yönelik yollar önereceğini bildirdi.
Türkiye krizin neresinde?
Ankara ile Kiev arasındaki ilişkilerin Moskova’ya rağmen ilerleme ivmesinde olduğu ve Türkiye'nin desteğini belirtmekte sakınca görmediği görülüyor. Özellikle Karadeniz’in ve Boğazlar’ın güvenliği açısından Türkiye'nin atacağı hamleler hayli kritik. Zira 2008 Gürcistan Savaşı'nda Rusya'ya Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin gerekliliklerini hatırlatmak durumunda kalan Ankara'nın Ukrayna'daki olası savaşta da aynı durumu yaşayacağı öngörülüyor. Nisan 2021'de Boğazlar'a Savaş Gemisi gönderen ABD'nin tutumu, Rusya tarafından tepkiyle karşılanmıştı.
Bir diğer dikkat çekici nokta, Türkiye'nin Ukrayna'yla olan askerî ilişkileri. 2020 Şubat ayında basına yansıyan haberlere göre, Türkiye Ukrayna'ya 200 milyon liralık askerî yardımda bulundu. Aradan geçen dönemde, iki ülke arasındaki ilişkiler gelişmeye devam etti. Yörük Işık'ın Middle East Institute’da yayımladığı incelemesine göre; Türkiye 2021 itibarıyla Ukrayna'daki en büyük dış yatırımcı pozisyonunda. Dahası, Ukrayna Türkiye menşeili Baykar Bayraktar'dan silahsız insansız hava araçları satın almakta.
Türkiye'de Deniz Kuvvetleri ve Savunma Sanayii Başkanlığı ortaklığıyla yürütülen MİLGEM (Millî Gemi) ulusal savaş gemisi programı çerçevesinde üretilen Ada Sınıfı Korvet, Ukrayna Donanması için de üretildi. 7 Eylül 2021'de Ukrayna'nın Türkiye'den aldığı ilk Ada Sınıfı Korvet'i kızağa konuldu.
Ankara, krizde ara buluculuk rolü üstlenme çağrılarında da bulundu. Rusya basınıysa müzakerelerin yerinin değiştirilmesinin "gereksiz" olduğunu düşünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bugün Rusya - Ukrayna sınırında artan tansiyona dair gelişmeleri ele aldık.
26 Oca 2022

YAZARLAR

Büşra Kılıç
Yazar @ Spektrum

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR



