Dünyanın Plastikleşmesi ve Roland Barthes

Dünyanın Plastikleşmesi ve Roland Barthes

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

Plastikle ölüm de hayat da yok oluyor diye yazıyor Ingrid Halland. Plastiklerin büyük çoğunluğu canlı organizmaların milyonlarca yıl boyunca çürümesiyle oluşan petrolden üretiliyor. Aslında bir biyomalzeme ama biyoçözünürlüğü yok. Dolayısıyla plastiği sentetik yapan ham maddesi değil, ham maddenin tabi tutulduğu kimyasal süreç.

Plastik kelimesinin kökeni Yunancada. Plastikos bir sıfat ve her şekle sokulabilir anlamına geliyor. Tahta veya metal gibi diğer maddelerden farklı olarak, plastikte form ve madde birbirinden ayrılmıyor. Yani plastik sentezlenirken şekilleniyor da. Halland bunu anlatmak için felsefeci Bernadette Bensaude-Vincent’ı alıntılıyor:

“Polimerizasyon süreci ham maddeleri bir araya getirip onları ısıtarak başlıyor – şekillendirmeden ayrılmıyor. Daha felsefi terimlerle, madde ve form tek bir hamlede ortaya çıkıyor.”

1950’lerin ortalarında Paris’te plastiklerin üretimini izlediği bir sergiden sonra, Roland Barthes bir dergide yayımlanmak üzere kaleme aldığı ve daha sonra Mythologies - Tahsin Yücel'in çevirisiyle Türkçede Çağdaş Söylenler (1990, Metis) - kitabının bir bölümü olarak yayınlanan “Plastik” başlıklı yazısına tam da bu acayipliği not etmekle başlıyor: “Plastik özünde simyasal bir madde”. Barthes’ın kimya yerine simyayı tercih etmiş olması tesadüf değil. Hemen ardından bu sergide gözlemlediği plastik yapım sürecini “büyüsel bir işlem” olarak tanımlıyor:

“Olukları olan ve dikdörtgen ideal görünümlü bir makine (yolun gizine işaret eden bir biçim) yeşilimsi bir kristal yığınından büyük bir kolaylıkla parlak ve yivli bir yığın ufak eşya çıkarıyor. Bir yandan topraktan gelen hammadde, öbür yanda kusursuz, insansal nesne; bu iki uç arasındaysa, hiçbir şey; kasketli bir görevli­nin göz ucuyla denetlediği bir yoldan başka hiçbir şey, yarı-tanrı, yarı-robot.”

Barthes bu kısa yazısına metaforlarla dolu şiirsel bir dille devam ediyor:

“Maddenin formlarının çoğalmaları karşısında, kökenin tekilliğiyle sonuçların çoğulluğu arasında yakala­dığı bağlar karşısında, insanın sürekli şaşkınlığa kapılması, düşlere dalması da bundan ileri gelir.”

Bu dil 1950’lerin dünyasında bu çok yeni ve çok garip madde karşısında duyulan heyecanı, şaşkınlığı, beklentileri ve evet belki de korkuları çok iyi yansıtıyor. Barthes’a göre plastik “sonsuz dönüşüme” işaret eden, bir maddeden çok daha fazlası.

Bu sonsuz dönüşümü başaran insanın, yarı-tanrı gibi, kendi yarattığı bu madde karşısında mutlu bir şaşkınlık duyduğunu yazıyor Barthes. Zira plastiğin dönüşümlerinin enginliği insana hem kendi gücünün boyutunu gösteriyor hem de plastiğin izlediği o gizemli yol insanın doğadaki seyahatine dair kendisini kaygısız, kayıtsız ve üstün hissetmesini sağlıyor. İlk bölümde insan-sonrası tartışmalarına damgasını vuran insanlık kibrini de ekleyebiliriz Barthes’ın aktarmaya çalıştığına: Kibirli bir vurdumduymazlık!

Barthes büyülü bir şekilde anlatarak başladığı plastiği tabii ki kötülemeyi/eleştirmeyi de ihmal etmez. Yazının esas derdi de zaten Mythologies kitabının diğer bölümlerinde olduğu gibi gündelik hayata damgasını vuran objeler, fikirler, değerler, markalar üzerinden kapitalist toplumun açmazlarını, çıkmazlarını göstermektir. Barthes’a göre plastiğin kendini harekette, döngüde gösteren sonsuz dönüşüm kapasitesinin bedeli büyüktür: “Madde olarak yok gibidir”; “gerçekliği olumsuzdur”; sünger, lif, metal gibi “ana şiirsel maddeler hiyerarşisinde rezil olmuş bir maddedir”; plastiğin “kendisini bozguna uğratan boş bir sesi”, “ancak saldırgan olabilen renkleri” vardır.

Daha da önemlisi, kapitalizmle ortaya çıkan burjuvazinin üretmeye başladığı “taklitleri” yeni bir boyuta taşır plastiği. Barthes, geçmişte taklit materyaller hep özentiye işaret ederdi, yani taklit kullanıma değil gösterişe aitti der. Taklit “en nadir maddeleri, elması, ipeği, tüyü, kürkü, gümüşü, dünyanın tüm lüks pırıltılarını ucuz yolla yeniden üretmeyi amaçlıyordu.” Ama plastik genel geçer, sıradan, evdeki günlük maddelerden biri oldu. Dolayısıyla “yavanlığa boyun eğen ilk büyülü madde. Ama tam da bu yavanlık onun için muzaffer bir varolma nedeni: ilk kez, yapaylık nadir olanı değil, sıradan olanı amaçlıyor.” İşte tam da bunun çok önemli bir sonucu var Barthes’a göre çünkü doğanın işlevi dönüşüyor:

“Dünyanın tüm maden yataklarından daha verimli olan yapay bir madde onun yerini alacak, biçimlerin yaratılışına bile yön verecek. Lüks bir nesne her zaman toprağa bağlıdır, her zaman, özen­tili bir biçimde de olsa madensel ya da hayvansal kökenini, yalnızca bir beli­rimi olduğu doğal izleği anımsatır. Plastik tamamen kullanım tarafından yutulur: artık sadece kullanma hazzı için nesneler yaratılacak­. Maddeler hiyerarşisi ortadan kalkıyor: hepsinin yerini tek bir madde alıyor: tüm dünya plastikleştirilebilir, yaşamın kendisi bile, öyle ya, plastik atardamarlar bile yapmaya başlıyorlar”.

Bundan tam 50 yıl önce yazdığı kitapta Barthes, plastikte tüketimin derinleşmesini, kapitalizmin esnekleşmesini ve doğa ile kurduğumuz ilişkinin yeniden şekillenmesini okuyor. Barthes’ın iki sayfada yazdıkları hem insanlık kibrinin boyutlarını hem de Covid salgınıyla birlikte plastik kullanımının tarihteki en üst seviyelerine çıktığı, dağ, taş, deniz - her yerin plastik atıklarla dolduğu günümüzü anlamak için çok faydalı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Zappa Zamanlar

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

NEREDE YAYIMLANDI?

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

BÜLTEN SAYISI

Eklektik Bülten 8: İnsansız Dünya mı Plastik Dünya mı?

İnsan sonrası gelecek tahayyülleri, hayat dışı dönüşen plastik

18 Ara 2022

Photo: Ravi Khemka via Flickr (CC BY).

YAZARLAR

Zappa Zamanlar

“So many books so little time...” Frank Zappa’dan ilhamla:  Zappa Zamanlar: Kitaplar ve podcastler üzerine uzunlu kısalı… Doğadan yemeğe, edebiyattan ekonomiye okuma ve dinleme notları…

İLGİLİ OKUMALAR

Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Okuldan taşan kriz: Yalnızlık, erkeklik ve şiddet

Kaybın ismini koymamıza rağmen gelecekten vazgeçmemek ve geleceği kurmak konusunda ısrarcı olmak. “Israr etmeliyiz” çünkü çocuklara ve gençlere hikâyelerini yazabilecekleri bir dünya borçluyuz.

26 Nis 2026

Okuldan taşan kriz: Yalnızlık, erkeklik ve şiddet
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Yeknesaklığın çağı: 2000'lerin deneyimini anlatan estetik duruşlar nerede?

21. yüzyıl kültürü biçimsel bir nostaljiye hapsolmuş durumda. Geçmiş biçimleri yeniden paketlemek, zaten bilinen formülleri rafine ederek tekrar dolaşıma sokmak, tanıdık olandan şaşmamak... Mark Fisher'ın "geleceğin usulca yitişi" dediği olgu, “kültürün bugünü kavrayıp ifade etme kapasitesini yitirdiğine dair artan bir hisse” işaret ediyor.

12 Nis 2026

Yeknesaklığın çağı: 2000'lerin deneyimini anlatan estetik duruşlar nerede?
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Oscarlar, aileler ve ideolojiler: Sinemanın sığlaşan ruhu

Bugün çoğu film, dünyayı anlamaya değil, onunla baş etmeye çalışan bireylerin duygusal evrenine çekiliyor. Bu yüzden de politik olan, sistemsel olan, yapısal olan arka plana itiliyor.

29 Mar 2026

Oscarlar, aileler ve ideolojiler: Sinemanın sığlaşan ruhu
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Gastronominin siyaseti: Peru’dan Bask Bölgesi’ne dersler

Gastronomi, üretim zincirindeki eşitsizlikleri örten şık bir örtü yerine, bu eşitsizlikleri çözen bir kaldıraç olarak kullanılırsa; şehirler sadece bir "lezzet durağı" değil, belirsizlikler çağında "toplumsal direnç ve adalet merkezleri" haline gelebilir.

08 Mar 2026

Gastronominin siyaseti: Peru’dan Bask Bölgesi’ne dersler
Zappa ZamanlarZappa Zamanlar

HİKAYE

Kalkınma, mühendislik ve "mış gibi" yapan imparatorluk

“Bitti” dediğimiz o eski dünya düzeni, sadece askeri anlaşmalarla değil; bu tür “kalkınma” anlatılarıyla, mühendislerin hatıralarıyla ve hatta şairlerin sesleriyle örülmüştü.

15 Şub 2026

Kalkınma, mühendislik ve "mış gibi" yapan imparatorluk