
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
BirGün yazarı Timur Soykan, geçtiğimiz hafta bir tarikat liderinin çocuğunun henüz 6 yaşındayken evlendirilip cinsel istismara maruz kaldığını ortaya çıkardığı haberini yayımladı. Haberin yayımlanmasının ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, olaya ilişkin davaya müdahil olduğunu ve mağdura her türlü hukuksal desteği vereceklerini açıkladı.
Haberin ardından…
Haber sosyal medyada tepki toplarken siyasiler de kınama mesajları yayımladı. CHP lideri Kılıçdaroğlu, "6 yaşında çocuk! Bunu yapan, buna göz yuman, bunun sistemini kuran şerefsizdir ve haysiyetsizdir!" ifadelerini kullandı. İYİ Parti lideri Akşener "Bu alçaklığın örtbas edilmesine asla izin vermeyeceğiz!" dedi. HDP Şırnak Milletvekili ve Çocuk Komisyonu Eşsözcüsü Hüseyin Kaçmaz; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık'a soru önergesi yöneltti. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da konuya ilişkin “6 yaşındaki bir kız çocuğunun evlendirilmesi nasıl gerçek olabilir aklım almıyor. Bu vicdansızlıktır, bu ahlaksızlıktır, bu bir #cocukistismarı’dır. Bu konuda taviz veren, görmezlikten gelen herkes her yapı da bu suça ortaktır. Bu kaçıncı olay, bu kaçıncı görmezden geliş! YETER!” açıklamasında bulundu. TİP lideri Baş ise "Bu karanlıkla ancak laiklikle başa çıkabiliriz. Oyları da güçleri de batsın, istemiyoruz. 6 yaşındaki çocuğa tecavüz eden zihniyetin oyunu isteyenin de Allah belasını versin" dedi.
Haberin ardından Hiranur Vakfı, yayımladığı açıklamada "Konu ile kurumsal olarak hiçbir ilgimiz bulunmamaktadır. Süreci devam eden bir davanın iddianamesinde yer alan suçlamalar dava sonuçlanmadan sadece iddiadan ibarettir." ifadelerine yer verdi. Açıklamadan önce vakıf, internet sitesindeki birçok bilgide yer alan Yusuf Ziya Gümüşel hakkındaki ifadeleri kaldırdı. Timur Soykan bunu "temize çıkma çalışması" olarak adlandırdı.
Öte yandan dün, kız çocuğunun ağabeyi ve kız kardeşleri olduğunu belirten 3 kişi yayınladıkları videoda yaptıkları açıklamada, gelinlikli fotoğrafların "hafızlık töreni sırasında çekildiğini" iddia etti.
İBB İmar Müdürlüğü ekipleri, dün Hiranur Vakfı’nın Sancaktepe'deki kaçak yapısını mühürledi.
Türkiye'de bugün bu vakfın kurucusu ve üyesinin kız çocuğunu maruz bıraktığı istismar konuşuluyor; ancak bu Türkiye'de bitmek bilmeyen, üstü sürekli örtülen, çoğu zaman duyulmayan en büyük çığlıklardan biri. Çocuk istismarı Türkiye'de birçok farklı kurum ve kuruluşların çatısı altında meydana geliyor. Tarikat ve cemaat adı altındaki yapılanmalar da bunlardan biri. Ancak; bu olaylar bir toz bulutuymuşçasına kimi zaman soruşturulmadan rafa kaldırılıyor.
Ne olmuştu?
Timur Soykan, 3 Aralık'ta yayımladığı haberinde, İsmailağa Cemaati'ne bağlı Hiranur Vakfı’nın kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel'in kızının, babasının kendisini 6 yaşındayken dinî nikahla evlendirdiğini ve çocukluğu boyunca her gün cinsel istismara maruz kaldığını anlatarak şikayetçi olduğunu aktardı. 6 yaşındayken 29 yaşındaki Kadir İstekli ile dinî nikah ile evlendirilen kız çocuğu, cinsel istismarın kendisine bir oyun gibi gösterildiğini anlattı. Kız çocuğu 13 yaşındayken nişan, 14 yaşındayken düğün yapıldı.
2012 yılında düğünden birkaç ay sonra hastaneye götürülen çocuğu muayene eden doktor, cinsel istismara maruz kaldığını anladı ve polise haber verdi. Savcılık soruşturma başlatırken çocuk 17 yaşında olduğunu beyan etti, kemik yaşı ise 21 çıktı. Çünkü kız çocuğunun yerine kemik testine 21 yaşında bir kadın sokulmuştu. Soruşturmada "kovuşturmaya yer yok" sonucu çıktı.
Kız çocuğu 18 yaşına geldiğinde resmî nikah kıyıldı; ancak yaptığı araştırmalar ve dinlediği programların ardından cinsel istismara maruz kaldığını anladı. Gittiği doktor kendisine "Bu adam sana tecavüz etmiş, 6 yaşından itibaren her gün tecavüz etmiş" dedi. Kız çocuğu günlerce bu cümleleri düşündükten sonra evlendirildiği Kadir İstekli ile konuştu; ancak İstekli, "Tecavüzle ne ilgisi var? Nereye getiriyorsun lafı? Karının konuştuğu da saçmalık. Yani tam bir hatadır. Gerçekten düşüncesiz, psikoloji. Bilmeden yapılmış olan bir hareket. Yanlış bir şey. Ha şu an ben kendi kız çocuğum olsa 6 yaşında evlendirir miyim.? Evlendiririm. Ama o şekil bir şeye müsaade eder miyim? Etmem." cevabını verdi. Bu konuşmanın ardından istismar devam etti.
2 yıl önce İstanbul Anadolu Savcılığı'na giden kız çocuğu şikayetçi oldu. Yukarıda geçen konuşmanın ses kaydını ve evlendirildiği zamanki fotoğrafları savcılığa kanıt olarak sundu. Kadir İstekli, Yusuf Ziya Gümüşel ve annesi Fatma Gümüşel, kız çocuğunun 16 yaşında nişanlandığını ve 17 yaşında evlendiğini savundu. Ancak bütün delillere karşın iki yıl boyunca şikayetiyle ilgili dava açılmadı. Ne tecavüzcü ne de annesi ile babası tutuklandı. İstanbul Anadolu Başsavcılığı’nın iddianamesi nihayet 30 Ekim 2022’de tamamlandı. Savcı iddianamede Kadir İstekli, tarikat lideri baba Yusuf Ziya Gümüşel ile anne Fatma Gümüşel’in zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediklerini belirtildi. Üç kişi hakkında da ceza talep edildi.
Bitmiyor…
Baştaki ifadeyi vurgulamak önemli: kurum ve yapılanmalarda meydana gelen birçok çocuk istismarının üstü örtülüyor ve medyaya dahi yansımıyor. Soruşturma açılan iddiaların bile çoğu zaman yukarıdaki örnekte olduğu gibi herhangi bir kovuşturma yapılmadan üstleri kapatılıyor. Kimi zaman farklı bakanlıklara bağlı olan bu kurumlar kimi zaman kaçak açılmış da olabiliyor. Şimdi çok da geriye gitmeden birkaç olayı hatırlatacağım:
Yalova'da bir dinî grup tarafından kurulduğu iddia edilen Kamiller İlim, Kültür ve Çevre Vakfı geçen yıl eylül ayında bünyesinde Halil Bağlı Talebe Yurdu'nu açtı. Ruhsatı bulunmadığı hâlde kurulan yurda, 20'yi aşkın ortaokul öğrencisi kabul edildi. Halk TV'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, öğrencilerden biri, yurtta Kur'an ve Türkçe dersleri veren ve Yalova Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü mezunu olduğunu söyleyen M.Z. tarafından defalarca cinsel istismara maruz kaldı. İfadesinde "Çocuğa iki aydır samimi davranışlarda bulundum. Öncelerde sadece sarılıp öptüm. Zaman ilerledikçe cinsel isteklerim arttı ve cinsel yaklaşımlarda bulundum." diyen M.Z. tutuklandı.
Halk TV'den Seyhan Avşar'ın haberine göre, Süleymancılara ait Özel Madenler Erkek Öğrenci Yurdu'nda 12 yaşındaki çocuk, kurs hocası Y.K. tarafından cinsel istismara uğradı. Çocuğun ailesiyle görüşen ve suçunu itiraf eden kurs hocası Y.K., "Şeytana uydum. Dün gece tövbe ettim. Secdeye kapandım" dedi. Tutuklanan Y.K. hakkında "Çocuğun cinsel istismarı", "Kişiyi hürriyetinden alıkoymak’" suçlarından dava açıldı.
Erzurum'da Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Hacı Bahattin Evgi Yatılı Erkek Kur'an Kursu'nda 7 erkek çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıkan yurt görevlisi Hakan Aslankafa, açılan davada 119 yıl 6 ay hapis cezası aldı.
Ayasofya'nın ibadete açılmasının ardından yaptığı "İslam Devleti" değerlendirmesiyle gündeme gelen Uşşaki tarikatı lideri Fatih Nurullah'ın 2020 yılında 12 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıkmış, Nurullah gözaltına alınırken yapılan soruşturmada başka çocuklara da cinsel istismarda bulunduğu belirlenmişti. Görülen davada Nurullah'a "cinsel istismar" suçundan sadece 10 yıl 5 ay hapis cezası verildi.
2016 yılında Ensar Vakfı ile KAİMDER yurtlarında yaşları 8 ila 10 arasında değişen 45 öğrenciye ilkokulda sınıf öğretmeni olan Muharrem Büyüktürk'ün 3 yıl boyunca cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıkmıştı. Olay, bir çocuğun okula gitmek istemeyişi üzerine ablasının psikiyatriste götürmesi, çocuğun kendisine hayvan pornoları izletildiğini söylemesi ve psikiyatristin savcıyı araması üzerine duyulmuştu. Açılan davada mahkeme Büyüktürk'ü, 508 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırmıştı. Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu vakfı "Buna bir kere rastlanmış olması hizmetleri ile ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz" sözleriyle savunmuştu.
2017 yılında Süleymancılar'a ait İzmir'deki bir yurtta temizlik görevlisi Ö. F. E.'nin 7 erkek çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıkmış, 2019 yılında yine Süleymancılar'a ait Denizli'deki yurtta bir erkek çocuğunun, E. T. tarafından defalarca cinsel istismara maruz kaldığı çocuğun yazdığı intihar notu sonucu ortaya çıkmıştı.
Peki yetkililer ne yapıyor?
Yukarıda belirttiğimiz üzere Ensar Vakfı olayında dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu vakfı savunmayı tercih etmişti. Dönemde MHP'nin çocuklara yönelik cinsel istismarın araştırılması ve önlenmesi için TBMM'ye sunduğu önerge, AK Parti milletvekillerince reddedilmişti.
Diyanet İşleri Başkanlığı ise çoğunlukla bu konularda yorum yapmamayı tercih ediyor; yaptığında ise yine bu kurum ve kuruluşları "destekleme sinyali veren" açıklamaları tercih ediyor. Örneğin ocak ayında Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Uşşaki tarikatı şeyhinin kız çocuğuna tacizinin ardından tartışılmaya başlanan tarikatlar sorunuyla ilgili konuşmasında "tarikat" yerine "irfan mektepleri" demeyi tercih ederek, "Vatana-millete hizmet eden nice insanın yetişmesine katkıda bulunan örnek ve önder şahsiyetler, gruplar, STK’lar, irfan mektepleri asla zan ve töhmet altında bırakılmamalıdır. Bilakis iyi işler yapanlar korunmalı ve her zaman desteklenmelidir" ifadelerini kullandı.
Günlerce yapılan çağrıların ardından Diyanet İşleri Başkanlığı bugün de Hiranur Vakfı'nın kurucusunun olayına ilişkin yayımladığı mesajında "İslam’a göre, bireylerin hem fiziksel hem de ruhsal olgunluğa erişmeden, aile kurmanın anlam ve sorumluluğunu idrak edecek rüşt yaşına gelmeden evlendirilmeleri söz konusu olamaz" ifadelerini kullandı.
Bu açıklama da yine Hiranur Vakfı'nı hedef almıyor.
Herkes bağrıyor, yetkililer duymuyor
Bu kabusların çığlığı sadece sosyal medyada değil, geleneksel medyada atılıyor. Timur Soykan'ın yanı sıra Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, İsmail Saymaz gibi isimler de tarikat ve cemaat adı altında yaşanan türlü insan hakları ihlalleri ve suçları bilfiil gündeme getiriyor.
Korkusuz yazarı Ümit Zileli konuya ilişkin "Arada yıllar var ancak tarikat-cemaat karanlığında değişen hiçbir şey yok! Tam aksine; giderek daha koyulaşan, devlet içinde yuvalanan, güçlenen bir karanlıktan söz edebiliriz." diyor.
Halk TV'deki yayında konuya ilişkin açıklamada bulunan Barış Terkoğlu "Cemaat ve tarikat sistemi bunu üretiyor. Neden üretiyor biliyor musunuz? Bizim tarikat demiş olduğumuz şey 'yol' demek. Diyor ki tarikat lideri 'sen kendi başına tanrıya varamazsın, ben tarikat aracılığıyla bir yol kuruyorum, seni oraya götüreceğim.' 'Peki ben nasıl senin arkandan gideceğim?', 'Gassalın önündeki meyit' diyorlar yani 'bir ölü yıkayıcıya nasıl teslim olmuşsa ölü sen de bana öyle teslim olacaksın' diyor. İşte bu sistem arkadaşlar, aklınızı bıraktığınız, iradenizi bıraktığınız, bir şeyh ne diyorsa onu yaptığınız sistem bunu üretiyor. Ben gözümle gördüm. Bu sistem ne üretiyor daha sonra, kendi altlarında eğil dese eğilecek, 'kalk' dese kalkacak, 'soyun' dese soyunacak bir insan kitlesi var ve bir süre sonra Tanrı'nın yerine kendilerini koymaya başlıyorlar." ifadelerini kullanıyor.
Son olarak;
Türkiye, vatandaşlarının çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülke. Çocuklarının dinî eğitim altında büyüyerek bu öğretiyle yaşamasını isteyen aileler, bu gibi farklı kurumlara başvuruyor. Çocuğunun iyiliğini düşünen, isteyen ailelerin bu gibi kurumlar aracılığıyla dinî öğrenmesini sağlanmasının önünde herhangi bir engel söz konusu değil. Yani cemaat veya tarikata üye olan kimse herhangi bir ceza almıyor; bu gibi kurumların var olması yasalsa bu kurumlar neden denetlenmiyor?
Bir de şöyle soralım. Her türlü dinî çalışmanın yürütülmesi, kontrol edilmesi ve varlığını sürdürebilmesi için kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı kurumu, ne yapıyor? Vakıfların bağlı olduğu bakanlıklar ne yapıyor?
Son olarak şu soruyu yöneltmek isterim;
Hangi günah bir çocuğun hayatını, geleceğini, vücudunu ve benliğini istismar etmekten daha büyük olabilir? Hangi günah, bir çocuk için bu düşünceleri kurmak ve eyleme geçirmekten daha kötü olabilir?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İlkim Emirler
Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





