
Eurobasket, neredeyse 100 yıllık bir geçmişe sahip. Hal böyle olunca Avrupa basketbolunda da ekol olmayı başarmış birçok ülke var. İkinci Dünya Savaşı öncesi Baltık ülkelerinin oluşturduğu kültür günümüze kadar gelmiş durumda, savaş sonrası 2000’lere kadar Sovyet basketbolunun ve Yugoslavya’nın kültürüne tanıklık etmiştik. Bu takımlara Doğu Bloku ülkeleriyle, İtalya, Yunanistan ve Almanya gibi ülkeler de eşlik etmişti. 2000 yılından sonraysa İspanya ve Fransa giderek Avrupa basketbolunda söz sahibi oldu.
Bugün, Eurobasket 2022 bittiğinde, Fransa’nın çok da keyif vermeyen bir basketbol oynamasına rağmen finale çıkmasını da, İspanya’nın 2000’li yılların belki de yetenek havuzu en dar kadrosuyla şampiyonluğa ulaşmasını da sahip oldukları ekole bağlamak yanlış olmayacaktır.
Fransa’yı Eurobasket 2022 öncesi favori görenlerin sayısı hiç de az değildi. Ancak grup maçları ve eleme maçlarında Fransa asla bir şampiyon adayı hüviyetinde görünmedi. Basketbolseverler, ne savunmada ne de hücumda keskin bir Fransa izledi. İşin hücum tarafında yaptıkları çokça top kayıpları ritim bulmalarını engelledi. Savunmada ise özellikle Rudy Gobert’in kenarda olduğu anlarda sıradan bir savunma takımı havası verdiler. Fransa için konuşulması gereken olumlu noktaysa maçların sonlarındaki inatçı yapıları ve sürekli oyunun içinde kalmalarıydı. Son 16 turundaki Türkiye ve çeyrek finaldeki İtalya maçları bu takımların maçın sonundaki akıl almaz hataları kadar Fransa’nın inatçılığı ile de okunabilir.
İspanya ise bambaşka bir hikaye. Avrupa’nın en “kurt” antrenörlerinden Sergio Scariolo’nun ısrarla şampiyonanın favorisi olmadıklarına yönelik demeçleri, rakip takımların kadrolarına ilişkin övgü dolu sözleri ve tüm şampiyona boyunca konuşmalarıyla baskıyı takımının üzerinden alıp rakiplere yüklemesi, İspanya’nın gizli silahı oldu. Elbette İspanya büyük bir basketbol ekolü ancak bu kadronun şampiyon olacağı söylense sanırım buna sadece gülünüp geçilirdi. Ancak İspanya şampiyonayı muhteşem bir kurguyla tamamladı. Önce grubu lider tamamlayıp ölüm grubunun kağıt üstünde en zayıf görünen takımı Litvanya ile son 16 turunda eşleşti. Ardından Finlandiya’yı çeyrek finalde tecrübesiyle geçti. Her şey planlandığı gibi gidiyordu. Final öncesi en büyük testi yarı finalde Almanya’ya karşı verdi İspanyollar. Kadro değişse ve kalite görece düşse de değişmeyen İspanyol basketbol ekolüydü. Almanya ikinci yarıyla birlikte kabusu yaşadı ve İspanya finale çıktı.
İki büyük ekol, 2000’li yıllara damga vuran iki ülke finalde yer aldı. Biri tüm şampiyona tökezledi ama yolun sonuna gelmeyi başardı. Diğeri asla favori gösterilmiyordu ama her maç biraz daha üstüne koydu ve öncülleri olan o yenilmez İspanyol basketbol kültürüyle rakiplerini boğdu. Sonunda tüm şampiyonayı kusursuz geçiren İspanya şampiyonluğa ulaştı, Fransa’nın nefesi de ancak finale kadar yetebildi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


