Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasına kim, nasıl tepki gösterdi?

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Çarşamba sabah saatlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik operasyonda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile birlikte 106 kişinin gözaltına alınmasına hukuk ve siyaset dünyası ile yabancı liderlerden tepkiler gecikmedi.
Uluslararası tepkiler
AB'den gelen ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Marta Kos'un imzasını taşıyan açıklamada "İmamoğlu'nun gözaltına alınması ve yılbaşından bu yana seçilmiş yetkililer, siyasi aktivistler, sivil toplum ve iş dünyası temsilcileri, gazeteciler ve diğerlerine yönelik tutuklama ve suçlamalar, Türkiye'nin köklü demokratik geleneğine bağlılığı konusunda soru işaretleri yaratmaktadır" ifadeleri yer aldı.
"AB, Türk makamlarını tam şeffaflık sağlamaya ve gerekli süreci takip etmeye davet eder" denilen açıklama şöyle devam etti:
"AB'ye aday bir ülke ve Avrupa Konseyi'nin uzun süreli bir üyesi olarak Türkiye'nin en yüksek demokratik standartları uygulaması beklenmektedir. Temel haklara saygı ve hukukun üstünlüğü AB'ye katılım süreci için elzemdir. Bu hususlar AB-Türkiye ilişkilerinin ayrılmaz bir parçası olmaya devam edecektir."
Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de gözaltı kararının "derin bir endişe" yarattığını vurguladı.
- Perspektif: Ekrem İmamoğlu'nun Perşembe günü Brüksel'de başlayacak AB liderler zirvesinden sadece bir gün önce gözaltına alınmasının Avrupa başkentlerinde soğuk duş etkisi yarattığı bildiriliyor. Avrupa Komisyonu'nun kıtada inşa edilecek yeni güvenlik mimarisine ilişkin önerilerinin tartışılacağı zirvenin taslak önerileri arasında AB'nin İngiltere, Norveç ve Türkiye gibi partnerleriyle, savunma ve güvenlik alanında ortaklık geliştirmesi de vardı. Recep Tayyip Erdoğan, bir hafta önce Türkiye'nin AB'ye tam üye olmak istediğini söylemişti.
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce ise günlük basın brifinginde İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına ilişkin bir soruyu yanıtlayarak başka bir ülkenin iç karar alma süreciyle ilgili yorum yapmayacaklarını söyledi. "Sadece, tüm vatandaşlarının haklarına saygı gösteren bir şekilde hareket etmelerini beklediğimizi hatırlatırız" sözlerini kullanan Bruce, "Türkiye’yi insan haklarına saygı göstermeye ve kendi içindeki çerçevesini uygun şekilde ele almaya teşvik edebiliriz" dedi.
- Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, haberleri endişeyle takip ettiğini söylerken Türkiye'nin "tam bir otoriter devlet olma yolunda son sürat ilerlediğini" savundu.
- Türkiye'nin şu an 18 yerel yöneticiyle temsil edildiği Strasbourg merkezli Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi (AYBYK), Türkiye'deki "durumu yakından izlemeye devam edeceklerini" ve konuyu 24 Mart'taki toplantılarında ele alacaklarını duyurdu. AYBYK, yapılanları "Bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin başlıca adaylarından biri olarak görülen bir siyasi figüre yönelik baskı" olarak niteledi.
- Almanya Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, Almanya'nın Erdoğan'ın başlıca siyasi rakibinin tutuklanmasını “ciddi bir gerileme” olarak gördüğünü ve bu durumun Berlin'in Türk ortaklarıyla uygun bir şekilde paylaşılacağını söyledi.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Atina Belediye Başkanı Haris Doukas ise gelişmeleri kaygıyla takip ettiklerini ifade etti:
“İstanbul halkının %54'ünün oyuyla seçilen Erdoğan'ın başlıca rakibi, ağır suçlamalarla gözaltında. Arkadaşım Ekrem Bey'e karşı açılan davaların sonuncusu, sonuncusu da üniversite diplomasının iptal edilmesi ve bu nedenle Türkiye Cumhurbaşkanlığı yarışından men edilmesiydi. Seçilmiş bir belediye başkanının tutuklanması ve yerine atama yapılması demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir. Biz senin yanındayız.”
Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo da yaptığı paylaşımda, “Bu, Türkiye’deki demokratik özgürlüklere yönelik kabul edilemez bir saldırıdır. Bu tutuklama, Erdoğan rejiminin muhalif belediye başkanlarına yönelik baskılarında yeni bir aşamaya işaret ediyor. Ekrem İmamoğlu derhal serbest bırakılmalı. Kendisinin her zaman yanındayız” ifadelerini kullandı.
İktidarın açıklamaları
Gözaltı kararları sonrası Cumhurbaşkanlığı'ndan yapılan ilk açıklamada Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Başlatılan soruşturmanın içeriğine ve detaylarına hâkim olmaksızın yapılan siyasi ve ideolojik değerlendirmeler arasında Sayın Cumhurbaşkanımıza yönelik akla ziyan iftiralar atıldığına da şahit olmaktayız” dedi:
"Yetkisini Türk milleti adına kullanan yargı organlarımızın bağımsızlığına yönelik yıpratma amacı taşıdığı gibi Sayın Cumhurbaşkanımızı da töhmet altında bırakmayı amaçlayan bu tip çabaların karşısında dimdik durmayı ve bu ideolojik iftira kampanyalarına karşı Cumhurbaşkanımızın hukukunu korumayı sürdüreceğiz. Bu süreçte İletişim Başkanlığı olarak dezenformasyonla mücadelemizi sürdüreceğimizi hatırlatmak istiyoruz.”
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise gözaltı kararlarına dair açıklamasında "Hiçbir organ, makam, mevki yargı yetkisini kullanılmasında emir veremez. Soruşturma evresi gizlidir. Başlatılan soruşturmalarla ilgili olarak dosya içeriğine vakıf olmadan değerlendirmelerde bulunmak doğru değildir. Darbe gibi ifadelerle nitelendirmek son derece yanlıştır. Sokak çağrıları yaparak dezenformasyon yapmak asla kabul edilemez" diyerek yargının ve mahkemelerin bağımsız olduğunu savundu.
- Tunç, soruşturmanın Erdoğan ile ilişkilendirilmesinin de "hadsizlik" olduğunu ifade etti.
İmamoğlu'nun gözaltına alınmasına ilişkin olarak "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında yapılan adli tasarrufu sabır ve sağduyu ile karşılamak, hukukun vereceği her türlü karara saygıyla yaklaşmak ortak sorumluluk olmalıdır" ifadelerini kullanan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Hiç kimse dokunulamaz, ulaşılamaz, erişilemez ve hesap sorulamaz değildir" açıklamasında bulundu:
“Hukuki bir tedbiri darbe diyerek karalamak, hak arayışını sokağa taşırmaya hazırlık yapmak cinnet geçirmiş, akıl ve ahlak seviyesini kaybetmiş bir siyasi yozluktur.”
Siyasilerin yorumları
Karara Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da tepki gösterdi. Yavaş, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Kutadgu Bilig’de der ki; ülkeyi korumak için güçlü bir ordu, güçlü bir ordu için zengin bir halk, zengin bir halk için ise adalet gerekir. Hz. Ali de der ki; devletin dini adalettir. Cumhuriyet Halk Partisi, milletvekili grubumuzla, il başkanlarımızla, örgütümüzle, belediye başkanlarımızla, tüm üyelerimizle ve demokrasiye inanan tüm yurttaşlarımızla dimdik ayaktadır” ifadelerini kullandı ve İstanbul yolunda olduğunu bildirdi:
"Şu an İstanbul yolundayım ancak tüm yüreğimle Ekrem Başkanımızın yanında Saraçhane'de duran on binlerle birlikteyim. Adaleti er ya da geç tecelli ettirmek için mücadelemize devam edeceğiz"
İmamoğlu’na destek için İstanbul'a doğru yola çıktığını söyleyen eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Saraçhane mitinginde eski CHP Başkanları arasında görülmedi ancak "Millî iradeye, hukuka ve demokrasiye yönelik bu müdahale kabul edilemez. Cumhuriyet Halk Partisi’nden intikam almaya çalışanlar, milletin gözünden ve gönlünden düşmüştür. Hak, hukuk, adalet arayışımız devam edecek. Ekrem Bey’e destek ve dayanışma duygularımı iletiyorum” açıklamasını yaptı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncay Bakırhan, İBB Başkanı İmamoğlu'nun "kent uzlaşısı" üzerinden gözaltına alınmasının kabul edilemez olduğunu söyledi. Bakırhan, "Ne demek Türk ve Kürt ittifak yapamaz. Sayın Savcı, o zaman bizim AK Parti ile yapmış olduğumuz görüşmelere de mi dava açacak?" dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, "İstanbul Adliyesi’ne çağırdığınızda gelecek bir belediye başkanının, kaçak ya da kaçacak muamelesi yapılarak sabaha karşı evinden gözaltına alınması adeta hukukun kapısını kırmaktır. Geçmişte yaşadığınız hukuksuzlukları, daha da üst perdeden başkalarına da yaşatmak hak değildir, haklı bir tutum da değildir" açıklamasında bulundu.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ''İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınması akılla hukukla açıklanabilecek bir şey değildir'' diye konuştu.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, "Bu ülkede siyasetin alanı daraltılıyor, siyasetçilere verilen mesaj bu. Bu ne demek, 'Ben kafaya koydum artık ömrüm ve sağlığım yettiği sürece buradayım, başkasına da bu iktidar yok' demek. Bu o demek. Eğer durum böyleyse o zaman Türkiye rejim değişikliğine gitmiş demektir'' ifadelerini kullandı.
Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş ise "Ellerine geçirdikleri gücü kullanarak halk iradesini kırmaya dönük girişimlerine devam ediyorlar. Bu bir darbedir. Ne olursa olsun, bu güzel ülkeyi darbecilerin insafına teslim etmeyeceğiz'' şeklinde konuştu.
Serkan Köybaşı: Rusya tipi devlete döndük
Aposto'ya konuşan Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Serkan Köybaşı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yürütülen bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmasını, ülkenin daha da otoriterleşmesi yönünde atılmış büyük bir adım olarak gördüğünü belirtti. Köybaşı, İmamoğlu'nun bir Cumhurbaşkanı adayı olarak ortaya çıkmasından bu yana hukukun araçsallaştırılıp adaylığının önüne geçilmeye çalışıldığını söyledi:
“Bugünkü gözaltı, önceki baskıların bir devamı olarak bu adaylığı engellemek amacıyla yapıldı. Hukukun bu şekilde araçsallaştırılabilmesini sağlayanınsa, 2010 Anayasa değişikliğiyle önce yürütmenin yargı üzerindeki etkisinin artırılması, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ise yargı bağımsızlığının tamamen ortadan kaldırılması olduğunu düşünüyorum.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi'nin Şahin Alpay ve Enis Berberoğlu kararlarının alt mahkemelerce uygulanmasının önüne engel çıkarılması, Can Atalay kararınınsa hâlâ uygulanmaması artık Anayasa'nın ve hukukun değil, siyasal iradenin üstünlüğünün geçerli olduğu bir rejime geçtiğimizi tüm çıplaklığıyla göstermekte.
Benzer şekilde Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş'a ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Anayasa'nın 90. maddesinin son fıkrasındaki açık hükme rağmen uygulanmaması da artık Anayasa'ya veya hukuka dayanan bir devlette yaşamadığımızı ortaya koymakta.
Hiçbir somut delile dayanmaksızın Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater ve hatta Ayşe Barım gibi isimlerin tutuklu olması da bunun bir diğer kanıtı.”
İmamoğlu ve onlarca kişi hakkındaki gözaltı kararlarının “bağımsız bir yargı tarafından verildiğine inanılmasının imkansız” olduğunu ifade eden Köybaşı şunları söyledi:
“Ülkemiz ne yazık ki yargının yürütmenin maşası hâline getirildiği, demokrasinin en temel kurallarının yok sayıldığı ve her türlü muhalefetin suç olarak algılandığı, Rusya tipi bir devlete dönüşmüş durumda. Bir anayasa hukukçusu olarak büyük bir üzüntü içindeyim.”
Murat Somer: CHP derhal İmamoğlu'nun adaylığını resmen açıklamalı
Siyaset bilimci Murat Somer ise Aposto'ya verdiği yorumda gözaltı kararlarını “sivil darbe” olarak tanımlayarak “Dünya savaşına girmemize yol açan 1913 darbesi ve bizi AB dışında bırakan 12 Eylül darbesi kadar önemli bir olayla karşı karşıyayız” dedi.
Somer, CHP’nin derhal İmamoğlu’nun adaylığı 23 Mart’ta onaylanmak üzere resmen açıklaması gerektiği yorumunu da yaptı:
“Türkiye'nin toplumsal, ekonomik ve uluslararası kaderini on yıllarca kenetleyebilecek bir sivil darbe yaşanıyor. Rusya tarzı muhalefetsiz bir rejim inşasına yönelik olarak sadece İstanbul ve CHP’ye değil, Türkiye'ye kayyım atanıyor. CHP derhal İmamoğlu'nun adaylığını 23 Mart'ta onaylanmak üzere resmen açıklamalı.”
Stanford Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi ve Sosyoloji Profesörü olan Larry Diamond ise Aposto'ya gönderdiği yorumunda şu ifadeleri kullandı:
"Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması, düşüşteki otoriter bir rejiimin muhalefeti devre dışı bırakmaya yönelik zavallı bir girişimidir. Bu, otokratik rejimlerin halk desteğini kaybettiklerini anladıklarında başvurduğu bir taktik. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargıyı muhalefetin en etkili figürünü yıpratmak ve ortadan kaldırmak için araçsallaştırdığı sürece bir meşruiyet iddiası olamaz."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR


