Eski Babylon, Yeni istanbul ve Gençliğimize Selam

Babylon'un kırmızı kapısından anılara bir yolculuk
Eski Babylon, Yeni istanbul ve Gençliğimize Selam

Dün akşam, eski Asmalımescit Babylon’un yerinde faaliyete başlayan “Blind”ın açılışına gittim. İstanbul’a taşındığım 2008 senesinden Asmalı’dan Bomontiada’ya taşınmasına kadar pek çok konsere gittiğim, şehirde yarattığı kültür ve yetiştirdiği insanlar ile başlı başına ekol olan Babylon’u yıllardır kapalı ve atıl görmek pek çoğumuz gibi beni de çok üzüyordu. Bu yüzden de mekanın dönüşümünün, eski dekorasyon ve konseptine sadık kalarak yine bir müzik mekanı şeklinde olması, artık kontrolden çıkan kentsel ve kültürel dönüşüm çılgınlığında yüreğime su serpti. Üstelik programlamada da Babylon ekolüne sadık kalınarak (şu ana dek açıklanan konserlerde) Baba Zula, Sonic Boom, Brazzaville gibi isimlere yer verilmiş olması, aslının yerini tutmayacak olsa da hatırasını ve ekolünü yaşatması bakımından umut verici. 

Sektörde birlikte çalıştığım pek çok insanın Babylon ve Pozitif okulundan geçmişliği var. Benim maalesef direkt olarak yok, ama o ekolden yetişmiş pek çok insanla çalıştım, çalışmaktayım ve o ruhu hissetmeye devam ediyorum. Babylon’un varlığının hem Beyoğlu’na hem İstanbul’a hem de aslında ülkedeki canlı müzik ve “eğlence” (tırnak içinde yazıyorum, çünkü bu tabiri çok doğru bulmamakla beraber henüz muadilini de yaratamadım kendi dilimde) sektörüne kattığı vizyonu anlatmaya benim tecrübem ve kalemim sanırım yetmez. O yüzden daha ziyade dün geceki açılışın tetiklediği bir anılar yolculuğuna çıkacağım bu yazıda. 

Babylon’da izlediğim ilk konseri hatırlamıyorum, ama iz bırakan ilk konser Gevende ile Fransa’dan Balthasar diye bir grubun ortak konseriydi. Hatta kendilerine “Balvende” demişlerdi. Benim gibi Gevende fanı birkaç arkadaşımla çok önceden biletlerimizi almış, hem de o dönem gişe satışı olduğundan elle tutulur biletimizi Beyoğlu'ndaki (yanılmıyorsam) D&R mağazından almıştık. Sene sanırım 2009. (Keşke bilet koleksiyonum yanımda olaydı da kontrol edebilseydim, ama konsere gitmiş olanlar ya da hatırlayanlar bana yazarsa sevinirim.) Sahnede bir sürü insan;  nefesliler, yaylılar bir sürü enstrüman ve muazzam bir ses cümbüşü vardı... Çıkışta da Balthasar’ın CD’sini almıştım, ne yazik ki kayboldu. (Ama ben birilerinin aşırdığını düşünüyorum, öyleyse lütfen geri getirin.) 

Bir başka heyecan, bu kez sene 2010. Lise boyunca büyük bir aşkla dinlediğim ve hiçbir konserine gidemediğim grup Anima dağılmış, ben de tüm üyelerini MySpace, Facebook gibi mecralardan takipteyim. Ceylan Ertem ilk solo albümünü yayınlamış “Soluk”, ki hala benim en favori Ceylan Ertem albümümdür ve lansman konseri tabii ki Babylon’da. Biletler satışa çıkar çıkmaz almışım, hatta bir arkadaşıma da alıp biraz zorla da olsa konsere götürmüşüm. O ilk heyecana şahit olmak, sonrasında üniversite festivalimizde Ceylan Ertem konseri yapmak, git gide daha çok insana müziğinin ulaştığını görmek, seneler içinde başka işlerde bu kez profesyonel olarak yollarımızın kesişmesi ve benim her seferinde o ilk heyecanı hatırlamam… O dönem sadece bir dinleyiciydim, şimdi rollerim değişiyor; bazen sahne arkasında, bazen işin farklı bir mutfağında; ama o o konser, o Babylon, o Ceylan Ertem unutulmuyor. 

Başka bir akşam, bu kez Babylon Lounge’dayız, stand up izlemeye gelmişiz. İlk defa kolektif bir stand up gösterisi izliyorum muhtemelen, Kısmet Şov var sahnede: Kaan Sezyum, Deniz Özturhan ve Deniz Alnıtemiz. Hala şovlarını bayılarak izlediğim 3 komedyeni ilk kez izliyorum. Çıkışta sokağa çıkıyoruz, dopdolu bir sokak. İnsanlar sohbet ediyor, içkilerini içiyor. Beyoğlu capcanlı, hatta sokaktan geçen başka arkadaşlarımızla karşılaşıyoruz, bize katılıyorlar bir süre. “Abi bir bira parası” diye gelen amcaya birasını direkt veriyor bir arkadaşımız. Gülüyoruz. Çıkışta muhtemelen bir rock bara gidiyoruz, sonrası ıslak hamburger… Gece uzun, şehir uyanık…

Sonra bir karanlık dönem, kaybolan mekanlar, yiten anılar… Ve dün gece. Yine o sokak dopdolu, başka bir mekanda metal konseri var aynı zamanda, açılışa mı gitsem metal konserine mi karar verememişim, ama merak ağır basmış. Hatta planım daha erken çıkıp öncesinde Borusan’da Arve Henriksen ve Berke Can Özcan dinleyip Dorock XL’daki Leprous konserine bir bakıp Blind’ın açılışında Sonic Boom’a yetişmek ve sokakta insanlar tanışıp sohbet etmekti. Hepsine yetişemedim tabii ve buna o kadar sevindim ki... Çünkü yeniden Beyoğlu, yeniden “hangi etkinliğe gideceğini seçemeyecek durumda kalmak” ve yeniden, şartlar ne kadar zor olsa da geri gelen “hayatımız”... 

Umut Sarıkaya’dan bir karitatürle bitsin bu nostalji ve geleceğe umut yolculuğu.

Ve Ceylan Ertem’in Soluk albümünden, başka bir Babylon performansıyla…

Meraklısına not: Babylon’un 10. senesi vesilesiyle çıkan müthiş bir arşiv kitap var, arayan sahaflarda bulabilir. Bu Umut Sarıkaya karikatürünü de onun son sayfasına koymuş sevgili Pozitif ekibi :)

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Müzikli MevzularMüzikli Mevzular

BÜLTEN SAYISI

Şehirlerin Kasım Hâli

Kentlerin 'Ses'li Yüzleri

28 Kas 2021

Tugce Hakarar

YAZARLAR

Turna Ezgi Toros

Sesli Düşünme Kanalı

Müzikli Mevzular

Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR