Evrensel temel gelir

16. yüzyıldan beri dillendirilen temel gelir, tercih edilebilir bir alternatif midir ve şayet öyleyse, uygulanabilir nitelikte midir?
Evrensel temel gelir

(Görsel: GiveDirectly)

Evrensel temel gelir yüzlerce yıl sonra nihayet mümkün bir model gibi görünüyor. Devletlerin her vatandaşına, düzenli ve koşulsuz bir parasal destek vermesi gerektiğine yönelik fikir, aslında 16. yüzyıldan beri mevcut. Söz konusu konsept, 1974-1979 arasında Kanada'nın Manitoba eyaletinde denenmiş ve hastaneye gitme oranlarında düşüş ve lise mezuniyet oranlarında artış ile sonuçlanmıştı. 2017 yılında Finlandiya'da gerçekleştirilen deneyde ise, işsiz nüfus arasından rastgele seçilen iki bin kişiye iki yıl boyunca ayda 560 avro ödenmesinin ardından; söz konusu kişilerin iş bulma istekleri azalmadığı gibi, bu kişilerin iş arayışı boyunca daha az strese girdiği ve kalıcı işler bulana dek bekleyebildikleri ve nihayetinde, etkin kaynak dağılımı anlamında ekonomiye fayda sağladığı ortaya çıktı.

Öte yandan temel gelir modeli, sınırlı pilot uygulamalarla denenmiş olsa da, başarısızla sonuçlanan İran örneği dışında bir ülkenin tüm vatandaşlarını kapsayacak ölçekte henüz denenmedi. Öyle ki, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad döneminde yapılan Enerji Reformu Yasası ile 2010 yılından itibaren kademeli şekilde 70 milyonluk ülke nüfusunun tamamına sağlanan ve ayda yaklaşık 90 dolarlık desteklere ilişkin hesaplamaların yanlış olduğu, petrol fiyatlarındaki yüksek fiyat seviyelerinin 2014'teki çöküşüne dek anlaşılamadı. Bir diğer örnekte, ABD'de Alaska Varlık Fonu tarafından, petrol gelirlerinden elde edilen karların, eyalette yaşayan tüm bireylere yıllık kar payı şeklinde dağıtılmasına yönelik uygulama kapsamında ödenen yılda ortalama iki bin dolar seviyesindeki ödemeler, temel gelir konseptine kıyasla bir hayli düşük kalıyor ve bu gerekçelerle kabul görmüyor. Kapsayıcı olmayan veya bir kişinin ihtiyaçlarını karşılamasına yetecek tutarda tasarlanmamış bir modelin, garanti gelir şeklinde algılanacağı ise aşikâr. Zira Alaska'daki uygulamanın gözlemlenen yegâne sonucu, çocuk doğum oranlarındaki artış şeklinde olmuştur.

Yine de pandeminin ilk günlerinden itibaren tüm dünyada hükümetlerin söz konusu modeli devreye alması için çağrılar artıyor; kaldı ki mevcut denemelerde, kimi ortodoks iktisat çevreleri tarafından dillendirilen "çalışmaya karşı isteksizlik doğuracağına" yönelik bir sonuç da ortaya konmuş değil. Özetle, COVID-19 salgını nedeniyle yaşanan ekonomik krizin ortasında; Victor Hugo'nun "Zamanı gelmiş bir fikirden daha güçlü hiçbir şey yoktur." şeklindeki veciz ifadesini* hatırlatacak ölçüde sarsılmaz adımlarla ana akım bir fikir olmaya doğru ilerliyor.

Köken itibarıyla temel gelir fikri ilk önce Thomas More'un 1516 tarihli kitabı Ütopya'da yayınlanmış; "bir ülkenin herkese bir geçim kaynağı sağlaması gerektiği, böylece hiç kimsenin önce hırsız, sonra da ceset olmak gibi korkunç bir zorunluluk altında kalmayacağı” şeklinde ifade edilmiştir. Yaklaşık 250 yıl sonra, bu kez Thomas Paine, "zengin veya fakir farketmeden herkese yapılacak ödemelerden" söz ediyordu. Günümüzde ise, İngiliz İşçi Partisi gibi politik aktörlerden, Silikon Vadisi'nden Elon Musk ve Mark Zuckerberg gibi milyarderlere dek uzanan bir dizi farklı savunucu tarafından çeşitli bağlamlarda desteklendi. Hatta geçtiğimiz yılın seçimlerinde Demokrat başkan adayı Andrew Yang, "18 yaş ve üstü her Amerikalıya ayda 1000 dolar ödeneceği" sözünü vermişti. Boğaziçi Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ayşe Buğra, "temel gelir veya vatandaşlık geliri uygulaması fikrinin; kişilere, insan onuruna yakışmayan işleri reddetme imkanı verdiğine" dikkat çekiyor. Buna göre, kişiler ellerine düzenli gelir geçeceğini bilirse, bu durum kendi hayatları üzerine rasyonel karar almalarına yardım edecektir. Bu meseleye dair kavramları nasıl düşündüğümüz, gelişmeye ve hayatta kalmaya devam etmek için de zorunludur. Zira iklim krizinin yakıcı hale gelmesiyle birlikte, fazla nüfusu dışarıda tutmak için duvarlar inşa etmekten daha fazlasını yapmamız gerekecek. Giderek daha rekabetçi ancak yıkıcı hale gelen serbest piyasa ve artan servet eşitsizliği karşısında, insanların ihtiyaçlarını tanımlamanın ve bunları toplu olarak karşılamanın bir yolunu bulmamız gerekiyor. Çünkü iktisat bilimi, her şeyden önce bir etik meselesidir.

Modern anlamda temel gelir düşüncesinin kurucusu olan Philippe Van Parijs öncülüğünde örgütlenen Temel Gelir Dünya Ağı (BIEN) tarafından yapılan tanımlamaya göre, evrensel temel gelir modeli aşağıdaki beş özelliğe sahiptir:

  1. Periyodik: Bir defaya mahsus hibe şeklinde değil, düzenli aralıklarla ödenir.
  2. Nakit ödeme: Uygun bir değişim aracıyla ödenir ve kişilerin parayı neye harcayacaklarına kendi başlarına karar vermeleri gerekir. Bu itibarla aynî yolla veya kuponlar şeklinde ödenemez.
  3. Bireysel: Hane bazında değil, bireysel olarak ödenir.
  4. Evrensel: Herhangi bir aracılık (gelir testi vb.) olmaksızın herkese ödenir.
  5. Koşulsuz: Çalışmak veya çalışmaya istekli olmak şartı ve benzeri koşullar aranmaksızın ödenir.

O halde esas soru; "Evrensel temel gelir modeli tercih edilebilir bir alternatif midir ve şayet öyleyse uygulanabilir nitelikte midir?" şeklindedir. Bu soruya evvela felsefi bir cevap verebiliriz. Pandemi ortamında deneyimlediğimiz şekilde; her şeyin bir akış halinde olduğunun göründüğü bu tip zamanlarda, daha önce hayal edilemez olan şeyler bile aniden düşünülebilir hale gelir. Ancak fenomenlerin popülaritesine rağmen, bir fikrin, uğrunda mücadele etmeden gerçekleşmesini bekleyemeyiz. Çünkü kriz dönemleri, güç ilişkilerini (olağan dönemdeki yumuşatıcı unsurlar olmaksızın) tüm çıplaklığıyla açığa vurur. Bu anlamda, söz konusu model, yaşadığımız (ve görünen o ki yaşayacağımız) durgunlukta bir cankurtaran olabilir. Zira kriz dönemlerinde, insanların topluma ve sosyal politikaya bakışları değişir; hemen herkesin eşit haklara sahip olması fikri çok daha kolay kabul görür. Krizler, sosyal politika anlamında esaslı değişimlerin ortaya çıkmasını sağlayabilir.

Fakat son tahlilde, her bir vatandaşın yaşam masraflarını önemli ölçüde karşılayacak bir düzeyde sürekli ödemeler yapılmasının, bütçede yaratacağı ek maliyetlerin nasıl karşılanacağı ise hâlâ bir muamma. Kaldı ki iktisadi kısıtlar veriliyken, politika yapıcıların neye öncelik vereceği ve dolayısıyla neyi geri plana atacağı hep bir tartışma konusu olmuştur. Yine evrensel temel gelir modelinin hayata geçmesi halinde; refah tuzağı (uçurumu) oluşması gibi sakıncalarının yanı sıra, emeklilik ile vergi başlığında mevcut uygulamalarının nasıl reformlara tabi tutulması gerektiği cevaplanmayı bekleyen diğer sorular arasında yerini koruyor.

Rien n'est plus puissant qu'une idée dont le temps est venu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Modern kölelik, Evrensel temel gelir

Etik ve Uyum Bülteni #21

30 May 2021

Modern kölelik, Evrensel temel gelir

YAZARLAR

Ersin Şenel

Çıkarların değil, etik ilkelerin yaşama egemen olması için...

İLGİLİ OKUMALAR