Tarihi Fener Evleri Sanatla Buluştu!

Tarihi Fener Evleri'nin tarihsel süreci ve kültür mekanına dönüşümü üzerine.
Tarihi Fener Evleri Sanatla Buluştu!

Fenerli Beylerin Dönemi

Bizans döneminde Petrion mahallesini kapsayan Fanarion semtine deniz surları üzerinde yer alan Fanari adını taşıyan bir kapıdan girilirdi. Osmanlı Devrinde Fener Kapısı; 17.yüzyıl haritalarında ise Porta Fari ve Porta del Faro denilen bölge, patrikhane ile birlikte Rum Ortodoks nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bir yer olur. 17. yüzyılda Fenerli Ortodokslar, Batı Avrupa ile olan deniz bağlantıları nedeniyle gerçekleşen toplumsal yükselişleri sırasında Akdeniz kıyılarında koloniler kurar. Eflak ve Boğdan'daki Yunan varlığı etkisiyle Fener'deki voyvodaların ve Avrupa'yla ticari ilişkilerin önemi artar.

Haliç'ten Fener Kıyısının Görünümü, 1900
Kaynak: İBB Atatürk Kütüphanesi Kartpostal Koleksiyonu

17.yüzyıl sonunda Osmanlı'ya bağlı ve Fener bölgesinin önde gelen isimlerinden olan Boğdan Voyvodası Dimitri Kantemir'in Prut Savaşı'nda Rus tarafına geçmesiyle birlikte Eflak-Boğdan bölgelerini idare eden Fenerli Beyler ve aileleri önem kazanır. Literatürde "Fanariot, Fanaraki" olarak isimlendirilen Fener Beyleri, 19.yüzyılın başına kadar Osmanlı yönetiminin toplumsal ve siyasi dokusunda gelişmiş Ortodoks Hıristiyan bir elit kesimdir. Hıristiyanların Osmanlı egemenliğinde resmi bir pay almasını yasaklayan dini dogma ve siyasi ideolojiler karşısında, kazandıkları politik başarılar sayesinde Fener Beyleri devlet katında önemli rütbelere sahip olur. Mavrokordatolar, İpsilantiler, Moruziler ve Rosettiler bu dönemin tanınır Fenerli ailelerindendir.

Fenerli Beyler, Türkçe ve Arapça'nın yanı sıra pek çok Avrupa dilini de konuşabilen ve uluslararası ortamda Osmanlı'nın siyasi temsiliyetine katkı sağlayan entellektüel kişilerdir. Öyle ki yabancı dil konusundaki becerileri sayesinde Osmanlı'nın en yüksek karar organı olan Dîvân-ı Hümâyun'da ve askeri deniz gücünü oluşturan Donanma-yı Hümâyûn'da tercümanlık görevi üstlenirler. Tercümanlık yapan Beylere "Dragoman"; Eflak Boğdan yönetiminde görevli olanlara ise "Hospodar veya Voyvoda" denir.

Fenerli Beyler, deniz surlarının önündeki rıhtımda oryantal ihtişam ve Batı zarafeti taşıyan görkemli taş evler ve manastırlar inşa ederler. Yapısal kökenleri geç Bizans dönemi mimarisine uzanan bu evler, "Fener Evleri" ismiyle anılır. Gedeōn, de Beylié ve Gurlitt gibi kaynaklardan, bu evlerin çoğunun 17. yüzyıl ve sonrasına tarihlendiği biliyoruz.

Fener Evleri
Kaynak: L'habitation Byzantine: Les Anciennes
Maisons de Constantinople

Fenerli Beylerin 18.yüzyıl sonundan itibaren bölgeyi terk edip Boğaziçi'nde Rumeli yakasındaki kıyı yerleşimlerine taşınmasıyla; Fener semtinde soyluların sayısı azalır. Beyler, 1821'de Yunanistan'ın bağımsızlığını kazanmasına destek vermeleri nedeniyle, Osmanlı siyasetindeki eski önemlerini kaybeder. Bir zamanlar taş evleriyle çevrili olan kıyı şeridi, 19.yüzyıldan itibaren sanayi ve üretim tesislerinin yoğunlaştığı bir alana dönüşür. 1930'lu yıllara dek Rum nüfusun yoğun olarak yaşamaya devam ettiği Fener-Balat aksı, ilerleyen süreçte nüfus mübadeleleri ile bölgede gerçekleştirilen imar planları nedeniyle demografik ve kentsel değerler konusunda gerileme sürecine sahne olur.


Tarihi Fener Evleri

Büyük imparatorluklara başkentlik etmiş İstanbul'da, iç içe geçmiş farklı medeniyetlere ait gelenekler daima yavaş bir şekilde gelişim göstermiştir. Bizans döneminde şehirdeki kentsel akslar şekil almaya başlamış ve ilerleyen süreçte Osmanlı'nın referans alacağı pek çok mimari yapı inşa edilmiştir. 

Sina Manastırı Metokhionu İkametgahı
Kaynak: W. H. Bartlett, “A Turkish Apartment in Phanar”, 1830.

Ancak İstanbul'un Fethi sonrasındaki dönemde birdenbire 'Osmanlı Mimarisi' ne geçilmesi, Bizanslı mimarlardan beklenmeyecek bir durumdur. Böylelikle Bizans'tan kalma gelenekler gerek sivil yapılarda gerekse dini yapılarda bir süre devam etmiştir. Bizans mirasının Osmanlı sivil mimarisinde vücut bulduğu örneklerden biri de "Fener Evleri"dir.


Fener Evleri, 1900'ler
Kaynak: Gurlitt, Die Baukunst Konstantinopels, Berlin, 1907.

1204 Latin İstilası sırasında Haçlılar'ın Fener kıyılarına demirleyip sur içine kadar çıkmaları nedeniyle surların önünde herhangi bir yapılaşmanın tehlike oluşturabileceği bilinmekle birlikte, geç Bizans ve Fetih devrini tasvir eden minyatürlere bakıldığında; surlar ve deniz arasındaki bölgede evlerin yer alması dikkat çekicidir.

 

Deniz surları önündeki evler
Kaynak: Matrakçı Nasuh / Beyan-ı Menazil, 1537.

12. yüzyılda Haliç'in sağ yakasında ticari imtiyazlar sonucunda surlarla çevrili kıyı şeridini kapılar, iskeleler, meskenler, manastırlar ve dükkanlarla dolduran Venedikliler, Cenevizliler ve Latinlerin; Fetih sonrasında Fener ve Balat'a sığındığını; Galata'daki ticari limanlarını bu bölgede devam ettirdiklerini ve 1634 yılında son cemaat kiliselerinin camiye dönüştürülmesiyle birlikte Fener'den ayrıldıklarını biliyoruz. Limanın Fener'e gelmesiyle karşı kıyıyla benzer deniz surlarının dışına taşan yapılaşma kurguladıkları düşünülebilir. Bugün gördüğümüz Fener Evlerinin Venedikliler ve Cenevizlilerden kalma olduğunu kanıtlayan bir belge olmamakla birlikte; geleneksel Bizans evlerinin birer arketipi olduğu açıktır.

Deniz surları önündeki evler
Kaynak: Nakkaş Osman, Hünernâme, 1580.

General Léon Marie Eugène de Beylié'nin 1903 yılında kaleme aldığı "L'habitation Byzantine: Les Anciennes Maisons de Constantinople" adlı eserde, Fener Evlerindeki mimarinin Bizans'a dayanan kökenleri çeşitli çizimler ve fotoğraflar ile açıklanmıştır. De Beylié, 20.yüzyıl başında Fener Caddesi'nde eski deniz surlarının dışında bu evlerden 20 tane bulunduğunu; şehrin genelinde ise benzer mimari özelliklere sahip toplam 80 tane ev olduğunu öne sürer. Evlerin genellikle 17 ve 18.yüzyıl kitabesi olduğunu ancak bazılarının 15.yüzyıla tarihlendiğini belirtir. İster fetih sonrası dönemden, isterse de 17. yüzyıldan kalma olsunlar; tüm Fener Evleri 14.yüzyıl Bizans sivil mimarisinden esintiler taşımaktadır.

Fener Evleri Çizimi, 1927
Kaynak: Louis Rosenberg / The William S. Pilling Koleksiyonu

Osmanlı sivil mimarisinin özgün örneklerinden olan Fener Evleri, İstanbul'un diğer semtlerinde yer alan geleneksel ahşap mimariye tezat oluşturan taş yapılardır. Kalın duvarlar, iri demir parmaklıklar, konsollar üzerinde taşınan cumbalar ve kemerli kapılar, Fener Evlerini karakterize eden mimari unsurlar olmuştur. Bu evlerde, geç Bizans dönemi mimarisinin ana ögelerinden olan kirpi saçak, yarım daire biçimli pencereler ve taş-tuğla almaşık cephe düzeni sürdürülürken; kubbe veya tonozla örtülen bir plan tipolojisi benimsenmiştir. Sivri kemerli-şebekeli pencereler ise Bizans mimarisinden kopuşun ve dönemin yeni üslup özelliklerinin benimsendiğinin göstergesidir.

Fener Evleri, 1900'ler
Kaynak: 
L'habitation Byzantine: Les Anciennes Maisons de Constantinople

De Beylié, ilk Venedik Elçiliği'nin; sonrasında ise Fenerli Spatharis ailesinin kullandığı 270 ve 272 nolu Fener Evleri üzerine, Stephen Gerlach'ın 1690 İstanbul ziyaretinde yaptığı mimari analizleri şöyle aktarır:

"İki katlı Petite Voite Evi (küçük tonozlu ev), tuğla ve taştan inşa edilmiştir. Küçük bir tonozla örtülü giriş mekanı, sağında merdiven olan bir hole açılmaktadır. Denizden su sızdığı için evde bodrum kat bulunmamaktadır; bunun yerine sokak seviyesinde bulunan tonozlu bir oda depo olarak kullanılmaktadır. Birinci katta yer alan büyük tonozlu merkez oda ise neredeyse tüm evin genişliğini kaplamaktadır. Tonozlu narteksin önünde yer alan mukarnas başlıklı mermer sütunlar merkez odayı çevrelemektedir. Çatı yükünü hafifletmek için 5.yüzyıl Bizans mimarisine benzer şekilde tonoz ve çatı arasındaki boşluk toprak çömleklerle doldurulmuştur. Bu yöntem diğer Fener Evleri'nde de kullanılmıştır."

270 numaralı evin 1. kat plan şeması
Kaynak: L'habitation Byzantine: Les Anciennes Maisons de Constantinople


Benzer plan şemasına sahip olan Fener'deki Sina Manastırı Metochionu İkametgahı
Kaynak: W. H. Bartlett, “A Turkish Apartment in Phanar”, 1830.

Fener Sina Manastırı Metochionu, 1900'ler
Kaynak: 
L'habitation Byzantine: Les Anciennes Maisons de Constantinople

"270 nolu evin bitişiğinde yer alan ve yine Venedik Elçiliğinin kullandığı 272 numaralı ev ise ilginç bir plana sahiptir. Sütunlarla çevrili ve düz tavanlı geniş bir oda ile tonoz örtülü bir hol arasında merkezi bir merdiven yer almaktadır. Ne yazık ki zemin kattaki merdiven ve tonozlar depremden zarar gördüğü için Bay Spatharis bu binayı yıkmak zorunda kalacağından korkmaktadır. Böylece Fener'in tüm eski evleri yavaş yavaş yok olacak gibi duruyor."

272 numaralı evin 1. kat plan şeması
Kaynak: L'habitation Byzantine: Les Anciennes Maisons de Constantinople


270-272 numaralı Fener Evleri, 1900'ler
Kaynak: 
L'habitation Byzantine: Les Anciennes Maisons de Constantinople


270-272 numaralı Fener Evleri, 1934
Kaynak: Dumbarton Oaks Araştırma Kütüphanesi - Nicholas V. Artamonoff Koleksiyonu

Fener Evleri (sağda 270-272 numaralı evler)
Kaynak: Gurlitt, Die Baukunst Konstantinopels, Berlin, 1907.

Fener'deki eski evlerin ileride tamamen yok olacağından endişe duyan yazar, son olarak merkezi kubbeli plan şemasına sahip olan 302 numaralı evi Bizans mimarisiyle özdeşleştirerek anlatır:

"302 numaralı ev eski Venedik elçiliğine yakın bir konumdadır. Birinci katında yatak odası veya oturma odası olarak kullanıldığını düşündüğümüz merkezi bir odadan bahsedeceğiz. Her Fener Evi'nde olduğu gibi, bu oda da yine pencereleriyle sokağa bakan bir düzen tercih edilmiştir. Bizans üslubunda sarıya boyanmış bir korniş, sütun başlıklarının yüksekliğinde duvarlar boyunca uzanır. 270 ve 302 numaralı evlerin oturma odaları-yatak odaları, Labarthe tarafından çok iyi şekilde tarif edilen Konstantinopolis İmparatorluk Sarayı'nın benzer işleve sahip odalarıyla benzerlik taşıyor. Narteksi, tonozlu veya kubbeli odayı her zaman Bizans mimarisinde buluruz; burada eksik olan sadece mozaikler."

302 nolu evin 1. plan şeması
Kaynak: L'habitation Byzantine: Les Anciennes Maisons de Constantinople

İstanbul'un Fethiyle beraber Fener-Balat bölgesine geçen Venedik kolonisinden miras kalan Fener Evleri, 18.yüzyıldan itibaren gelişim gösterir. Fenerli Rum Beylere ait sarayların, "selamlık" ya da "divanhanesi" olarak kullanılmaya başlanan evler; yapım tekniğiyle Bizans mimarisini, mekan biçimlenişiyle ise Osmanlı dönemini yansıtacak şekilde inşa edilmeye devam eder. İç mekanlardaki süsleme ve bezemelerde Osmanlı Baroğu'nun izlerini görmek mümkündür. Yapılar 18. yüzyıldan kaderine terk edildiği döneme kadar; depo, atölye, ticarethane, konaklama ve eğlence gibi farklı amaçlara hizmet verir. 

Fener Evleri, 1900'ler
Kaynak: Atatürk Kitaplığı Kartpostal Arşivi

Fener kıyıları, 1900'ler
Kaynak: Atatürk Kitaplığı Kartpostal Arşivi

Sanayi tesislerinin 19.yüzyıldan itibaren kıyıda yoğunlaşmasıyla Fener Evlerinin imalathane olarak kullanılmaya başlanması, ileriki süreçte harap bir hale gelmesine neden olur. Eski Venedik Elçiliği'nin de dahil olduğu pek çok Fener Evi, 1985 yılındaki Haliç kıyısında gerçekleştirilen kentsel planlama çalışmaları sonucunda yıktırılır. Böylelikle günümüze oldukça az Fener Evi ulaşır ve çoğunluğu harap haldedir.


Haliç Sanat

18.yüzyıldan kalma Fener Evlerinden üç tanesi İBB Miras tarafından restore edildi ve 'Haliç Sanat' adı altında sanat galerileri olarak hizmet vermeye başladı. Böylelikle Cibalikapı’dan başlayıp Fener sahil şeridi boyunca devam eden bir kültür rotası oluştu. Haliç Sanat 1-2 ve 3 olarak adlandırılan üç yapı, içerisinde  yer alan çağdaş sanat eserleri ve tarihi atmosferiyle insanı etkiliyor.

Haliç Sanat 1 / Ceneviz Evi
Fotoğraf: Altuğ Gönülal

Proje kapsamında restore edilen birinci ev olan Ceneviz Evi, güncel sanatın önemli isimlerinden Vahap Avşar'ın “Özgürlük Operasyonu” başlıklı sergisi yer alıyor. Kadir Has Üniversitesi’nin hemen yanında yer alan binaya, metro ile Haliç durağında indikten sonra yaklaşık 12 dakika yürüyerek ulaşabiliyorsunuz.

 1900'lerde Ceneviz Evi
Kaynak: L'habitation Byzantine: Les Anciennes Maisons de Constantinople

De Beylié'nin eserinde yapının 1900'lerdeki halini gösteren fotoğraflarına bakıldığında üzerinde Rumca "Oduncu" yazan bir tabela fark edilebiliyor. Diğer Fener Evlerinden farklı olarak, cephesinde kıvrımlı Barok bir cumba yer alıyor ve plan şeması yukarıda bahsettiğimiz 302 nolu evin kubbeli plan şemasıyla tamamen aynı. Üç katlı evin iç mekanlarında klasik Osmanlı mimarisinden barok motifli kabartmalı süslemeler ve figürler yer alıyor.

Haliç Sanat 1 / Ceneviz Evi
Fotoğraf: Altuğ Gönülal

Haliç Sanat rotasının ikinci evin arka cephesi, önceden kıyıya nazır olan deniz surlarına bitişik şekilde inşa edilmiştir. Yapının içinde konumlandırılan, sanatçı Fatih Alkan'ın “Devinen Dirim” isimli sergisi, insanın ruh ile beden uyumuna odaklanıyor. Merdivenle yapının en üstüne kadar çıkıp galeri boşluğundan; yapının tonozlu tavanlarını, tuğla ve taş duvarlarını ve barok süslemelerini inceleyebilirsiniz.

Haliç Sanat 2
Fotoğraf: Altuğ Gönülal

Üçüncü Fener Evi ise diğerlerinden farklı olarak üç katlı kule formunda bir yapı. Yapının katları dıştan dolaşan bir merdivenle gezilebiliyor. İçerideki tuğla tonozlar, pişmiş topraktan altıgen karolu zeminler ve barok feslikler oldukça etkileyici. Sveti Stefan Bulgar Kilisesi’ne oldukça yakın konumda olan bu evde Hülya Özdemir & Ferhat Satıcı'nın “Solgun Yolların Gölgesinde” sergisi devam ediyor. 

Haliç Sanat 3
Fotoğraf: Altuğ Gönülal

Haliç Sanat 3
Fotoğraf: Altuğ Gönülal


Kaynakça

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Strolling IstanbulStrolling Istanbul

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Tarihi Fener Evleri Sanatla Buluştu!

Fener Evleri'nin tarihi, mimarisi ve Haliç Sanat'a dönüşüm hikayesi.

28 Oca 2023

Kolaj: Altuğ Gönülal

YAZARLAR

Strolling Istanbul

İstanbul’un kültürel mirasına dair araştırma ve keşif notları. Her ayın birinci ve üçüncü cuması.

İLGİLİ OKUMALAR